Bahçelerde Yazılan Öyküler
“Durdurduk. Kuruttuk. Ateşten kızılyapraklar çıkardık size. Zor da olsa. Yiten Bahçeyi unutmaya çalışın.
Ama siz görmediniz, papatyaları görmediniz.”
Çiyil Kurtuluş, Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı
Çiyil Kurtuluş’un ilk öykü dosyası Kasırga ve Yabanmersinleri 2017’de Dedalus Kitap, ikinci öykü kitabı Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı ise 2020’de Notos Kitap tarafından yayımlandı. Kurtuluş’un Notos Oyun Yazarlığı Atölyesi eşliğinde yazdığı "Biraz Sen Biraz Ben" isimli ilk oyunu ise Bulu Tiyatro ve Emek Sahnesi aracılığıyla 2017’de sahnelendi. Her iki kitabını da ikişer kez okuyan bir okuru olarak, sanırım pandeminin en sıcak döneminde yayımlanması nedeniyle kitabının hak ettiği karşılığı bulmadığını düşünenlerdenim. Kanımca dergilerin yaptıkları soruşturmalarda sözü geçen, yılın nitelikli ve iyi kitapları arasında yer almalı. Çiyil, yayımlanan ve gelecekte yayımlanacak kitaplarıyla benim gibi düşünen birçok okuru için yıldızı gittikçe parlayacak çok nitelikli ve usta bir öykücü. Kendi adıma, o ne yazarsa yazsın okumak ve iyi öykü yazımı anlamında kendimi geliştirebilmek için sabırsızlıkla yazdıklarını bekleyeceğim yazarlardan biri.
Aramızda Bir Bahçe yakınlığı yirmi altı bağımsız öyküden oluşuyor. Daha çok çağımızı, dışarıdan bakıldığında, eğitimli, ekonomileri rayında, yalnızca gündelik dertlere sahip olduğu sanılan şehirli insanların ilginç ve anlatılmaya değer bulunmayan en ince hassas noktalarını, duygularını, açmazlarını, rutinlerini, bilinmeyenlerini derinlerden ustalıkla kazıp öyküye dönüştürüyor, kuyumcu zarafetiyle işleyip parlatıyor. Kentli, adamları, kadınları, onların bir araya gelmelerini, evliliklerini, birbirlerini aldatmalarını, aldatılanları, yalnızlığı, yaşını başını almış dul bir annenin yeni ilişkisini, yalnız bir kadının bir başına akşam yürüyüşü tedirginliğini, ailece yapılan bir tekne seyahatini, bir babanın ölümünü, öksüz kalmış bir yazlığı, iki kadının bar macerasını ustalıkla anlatıyor ve bizi o dünyaya dahil ediyor. Özetle, sıradan ve tasasız sanılan insanların duygu dünyalarına, aslında çoğumuza, etrafımıza, kent öykülerine odaklıyor kalemini.
Kurtuluş’un ilk kitabındaki en favori öyküm, "Kasırga ve Yaban Mersinleri" idi. İkinci kitabındaysa "Onnik Usta", "Bu Bar Bize Gelmez", "Batma Be Güneş Batma", "Karadut Mevsimi" ve "Emoji Amor" oldu.
"Emoji Amor", kitap okumanın Internet’ten özet okumaya, film izlemenin Internet’ten fragman izleyerek izlemiş gibi yapmaya, eğitici bir şeylerle uğraşmanın yerini Youtube’dan video izlemeye, hatta aşkın bile sanal tanışma ve buluşma platformlarına taşındığı ve neredeyse orada yaşandığı bu dönemle ilgili çok güzel ve ters köşe bir öykü. Bireysel emeklilik, yani bir bakıma gelecek hayalleri satan orta yaşlı sigortacı Semra ile ilaç firmasında danışmanlık yapan, hukuk okumuş yakışıklı Cenk.
İnsanların birbirlerinin gerçeğini yakından ve yüz yüze tanırken bile yanılma payının yüksek ya da sağlıklı iletişim kurmanın bu kadar zor olduğu bir çağda sanal ortamlarda hızla kurulan ilişkiler, hızla gelişen samimiyetler, bilinmezler, ya da bilinmezin peşinen kabulü belki. “Bile bile lades” dediğimiz durum belki de. Daha fazla ipucu vermeden esprili ama bir o kadar da düşündürücü ve güzel öyküye uygun bir sonla bitirelim öyleyse. 






