Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Şubat 2023

Roman

Ey “Dünyalılar”! “Bildiğiniz her şeyi unutun!”

Burak Soyer

Paylaş

1

0


Dünyalılar özetle normlara, değerlere, tabulara, çocuk-yetişkin, aile mevzuları sorgulayan değil tüm bunları yerden yere vuran bir roman.

Ödüllü yazar Sayaka Murata’nın son romanı Dünyalılar, kendilerinin uzaydan geldiğine inanan ve dünyayı bir “fabrika” olarak gören bir kadın iki erkeği merkeze alarak, değer, norm, tabu, ahlak, aile, aşk, çocuk-yetişkin gibi konuları alaşağı edip yerin dibine sokarak “bugüne kadar bildiğiniz her şeyi unutun” sloganının hakkını sonuna kadar veriyor.

Sayaka Murata 14 Ağustos 1979 yılında Japonya’nın Chiba eyaleti Inzai’de doğmuş. Annesi ve erkek kardeşinin bilimkurgu kitaplarıyla okumaya merak sarmış. 2003’te yayınlanan ilk romanı Cyunyu (Emzirme) ile Gunzo Yeni Yazar Ödülü’nü kazanmış. 2013'te Shiro-iro no machi no, sono hone no taion no (Japonca çevirisini bulamadığım için affola) ile ise Mishima Yukio Ödülü'ne ve 2014'te Sense of Gender Ödülü Özel Ödülü'ne layık görülmüş. Asıl “patlamasını” ise 2016 yılında çıkan Kasiyer romanıyla yaptı. (Di’li geçmiş zamana geçtim zira bu roman hem Türkiye’de hem dünyada epey ses getirdi.) Kasiyer'le Japonya’nın en prestijli edebiyat ödülü olan Akutgava’yı alan Murata aynı zamanda Vogue Japan’ın “Yılın Kadınları” listesine dahil oldu. Sayaka Murata, şimdi de İthaki Yayınları’ndan Alper Kaan Bilir çevirisiyle yayınlanan Dünyalılar romanıyla bir kez daha Türkiyeli okurların arasına karışıyor. Sadece karışmakla kalmayıp ortalığı bir hayli “karıştırıyor” da…

dünyalılar ithaki“Ben, insan bebekler yapan bir fabrikanın içinde yaşıyorum. Benim yaşadığım kentte, dip dibe insan kovanları sıralanmış. Bu belki de Teruyoşi Amcamın sözünü ettiği ipekböceği odasına benziyor. Sıralar hâlinde düzenlenmiş dörtgen kovanların içinde, çift olmuş insan erkekleri ve dişileri ile onların yavruları var. Çiftler, kovanların içinde yavru yetiştiriyor. Ben de o kovanların birinde yaşıyorum. Burası, vücudumuzla bağlandığımız bir insan fabrikası. Biz çocuklar, bir gün bu fabrikadan çıkacak ve kargoya verileceğiz. Kargoya verilen insanlar, erkek olsun dişi olsun, önce kendi kovanlarına gıda taşımak üzere eğitilecek. Dünyanın birer aygıtı olacak, başka insanlardan para alacak, gıda satın alacaklar. Nihayet, o genç insanlar da çift olup, kovanlarına kapanıp yavrulayacaklar.” Henüz ilkokul beşinci sınıfa giden bir çocuğa bu kadar net olarak bunları düşündürten ne olabilir? Bu soruyu her ne kadar ben sormuş olsam da, “Dünyalılar”ın özeti kitabın ana karakteri Natsuki’nin ağzından çıkan alıntıladığım cümlelerin toplamından oluşuyor.

Konuya ufak bir bakış atacak olursak… Küçük Natsuki, sihirli asası ve dönüşüm aynasıyla Pohapipinpoboya adlı gezegenden geldiğini düşünüyor. Ona göre bu “dünya” yabancılarla dolu. Kuzeni Yu’yla birlikte yazları Nagano’nun muhteşem doğasında geçirmek için gün sayıyor. Yu da kendini uzaylı olarak görüyor. Birlikte oyunlar oynayıp çok iyi vakit geçiriyorlar. Bir gün “çocuk akıllarıyla” oynadıkları masum bir “oyun” yüzünden etraflarındakiler tarafından “kırmızı” renkte örülmüş çizgilere takılıyorlar. O günden sonra da tam 23 yıl boyunca birbirilerinden haber alamıyorlar. Bu süre zarfında her şeyi ailesinin gözetiminde yapmak zorunda kalan Natsuki, dershane öğretmeni tarafından cinsel tacize uğruyor ve hayat artık onun için bambaşka yönde akmaya başlıyor. Psikolojik ve fiziksel travmayla geçen yıllar sonunda bir internet sitesinde tanıştığı Tomomi’yle evleniyor. Ancak bu evliliğin alışılmadık bazı kuralları var. Eşler kirayı, faturaları ortaklaşa ödüyor. Ayrı odalarda uyuyorlar. Fiziksel temas kesinlikle yasak. Çamaşır ve bulaşık yıkama günleri belli. Yani formaliteden bir evlilik aslında onlarınki. Natsuki ailesinin baskısından kaçmak, Tomomi de kendini bir “fabrika” olarak gördüğü bütün bir dünyadan ayrı hissettiği için bu evlilikle “fabrika”dan uzak kalmaya çalışıyor. Aileleri de elbette ne zaman çocuk yapacaklarına dair onları “dürtmekten” geri kalmıyor ama gayet uyumlu çiftimiz onları sürekli atlatmayı başarıyor. Günler böyle akıp giderken Natsuki ve Tomomi’nin yolu, Natsuki’nin çocukluğunun geçtiği ve o “olayın” yaşandığı yere düşüyor. Aileler bu tatilde kesin torun seveceklerine dair büyük bir sevinç duysalar da karı kocanın dertlerinin sadece yaşadıkları “fabrikadan” uzaklaşmak olduğunu bilmiyorlar. Ancak bir sorun ortaya çıkıyor ve Natsuki, kuzeni Yu’nun köydeki evde yaşadığını öğreniyor. Her şeye rağmen karı koca köydeki eve gidiyor. Yu’yla tam 23 yıl sonra karşılaşan Natsuki başta ondan çekinse de kocasının rahatlığı sayesinde olan biteni Yu’ya anlatıyor. Günler geçtikçe kafalar barışıyor. Ruhlar ve bedenler birbirine uyuşuyor, düşünceler uçsuz bucaksız âlemlere gidiyor. Nihayetinde üçü de kendilerine bir “uzay gözü” yerleştirildiğini ve “dünyaya” oradan baktıkları hususunda fikir birliğine varıyorlar. Fakat bu “uzay gözü”nün bir sınırı olmadığı için Natsuki, Tomomi ve Yu, biri duysa direkt tımarhaneye tıkılacakları bir “yaşam deneyi”ne geçiş yapıyor. Sözü burada noktalayıp toparlamaya geçelim zira Sayaka Murata’nın bu süreçte yazdıkları “bildiğiniz her şeyi unutun” sloganını sonuna kadar hak ediyor.

Dünyalılar özetle normlara, değerlere, tabulara, çocuk-yetişkin, aile mevzuları sorgulayan değil tüm bunları yerden yere vuran bir roman. Ancak Sayaka Murata, kalemini öyle bir sivriltmiş ki “bu kadarı da fazla” diye yorumlanabilecek düşünceleri pimi çekilmiş bir bomba gibi satırların göbeğine koyuyor. Özellikle Natsuki ve Tomomi’nin Yu’yla kaynaşmasının ardından adım adım “coşan” üçlü, “sıra dışı” sıfatını çöpe atacak bir deneyime soyunmasıyla okuru yerinden zıplatacak derecede sarsıyor. Murata’nın sorduğu, “Hayatı bize öğretilenlerle değil mantığımızla kavradığımız şekilde yaşasaydık ne olurdu?” sorusu ise bir “kapak” halinde kitabın bir yerlerinde cevabını bekliyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Roman adları nerelerden alındı?Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nedim Dertli

3 Haziran 2025

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Salgado, kamerasını bir sahne, bir anlatı zemini ve sözcüklere ihtiyaç duymadan etik bir çağrı mekânı olarak kullanır. Belki de bu yüzden onun anadili “fotoğraf”tır.Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinde –8 Şubat 1944, Aimorés– seki..

Devamı..

Mişima Efsanesi

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024