Genç ya da usta, bütün yazarların korkularındandır başlangıç cümleleri. En iyisini yakaladığınızda, gerisi kolay gelir. Yoksa sorun bitmez. American Book Review dergisi, romanların en iyi başlangıç cümlelerini seçmiş.
Toplam 100 kitabın yer aldığı listeden bir seçki hazırladık. Yazarlar ve okurlar için.
Ishmael deyin bana.
– Herman Melville, Beyaz Balina (1851; çeviri Sabahattin Eyuboğlu-Mina Urgan)
Parası pulu olan her bekâr erkeğin kendine bir yaşam arkadaşı seçmesinin kaçınılmaz olduğu, herkesçe benimsenen bir gerçektir.
– Jane Austen, Aşk ve Gurur (1813; çeviri Nihal Yeğinobalı)
Albay Aureliano Buenda, yıllar sonra idam mangasının karşısına dikildiğinde, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o çok uzaklarda kalmış ikindi vaktini anımsayacaktı.
– Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967; çeviri Seçkin Selvi)
Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi.
– Vladimir Nabokov, Lolita (1955)
Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
– Lev Tolstoy, Anna Karenina (1877; çeviri Ergin Altay)
Nisan ayının soğuk, ama açık bir günüydü; saatler on üçü gösteriyordu.
– George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949; çeviri Nuran Akgören)
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da öteki yana – sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece “daha” sözcüğünü kullanarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.
– Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859; çeviri Meram Arvas)
Ben bir görülmeyen adamım.
– Ralph Ellison, Görülmeyen Adam (1952; çeviri Mehmet H. Doğan)
Josef K. iftiraya uğramış olmalıydı, çünkü kötü bir şey yapmadığı hâlde bir sabah tutuklandı.
– Franz Kafka, Dava (1925; çeviri Karahan Batu)
Italo Calvino'nun yeni kitabı Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını okumaya başlamak üzeresin.
– Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979; çeviri Ülker İnce)
Hep aynı dünyanın üzerinde ışıldıyordu güneş, başka seçeneği yoktu çünkü.
– Samuel Beckett, Murphy (1938; çeviri Uğur Ün)
Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, bütün o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum.
– Jerome David Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar (1951; çeviri Coşkun Yerli)
Evvel zaman içinde ve ne güzel evvel zamanlardı onlar bir küçük mööinek varmış yoldan aşağı inen ve yoldan aşağı inen bu küçük mööinek tuku bebek adında cici bir küçük çocuğa rastlamış…
– James Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916; çeviri Murat Belge )
Sarman, Babaç Buck Mulligan üzerine bir aynayla bir ustura haçvari konmuş tıraş sabunu köpüğü dolu tasıyla merdiven başında belirdi.
– James Joyce, Ulysses (1922; çeviri Nevzat Erkmen)
Parmaklığın arkasında, sarmaşıkların arasından, vurduklarını görüyordum.
– William Faulkner, Ses ve Öfke (1929; çeviri Rasih Güran)
La Mancha’nın, adını hatırlamadığım bir köyünde, fazla uzun zaman önce sayılmaz, evde mızrağı, eski deri kalkanı asılı asilzadelerden biri yaşardı; cılız bir beygiri, bir de tazısı vardı.
– Miguel de Cervantes, Don Quijote (1605; çeviri Roza Hakmen)
Anam ölmüş bugün.
– Albert Camus, Yabancı (1942; çeviri Vedat Günyol)
Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz içi hınçla dolu bir adamım ben.
– Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar (1864; çeviri Mehmet Özgül)
Mrs Dalloway, çiçekleri kendi alacaktı.
– Virginia Woolf, Mrs. Dalloway (1925; çeviri Tomris Uyar)
Gulf Stream’de küçük teknesiyle yalnız başına avlanan yaşlı bir adamdı ve tam seksen dört gündür tek bir balık tutamadan dönüyordu.
– Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952; çeviri Orhan Azizoğlu)
Yakmak bir zevkti.
– Ray Bradbury, Fahrenheit 451 (1953; çeviri Zerrin Kayalıoğlu, Korkut Kayalıoğlu)
Çok genç ve toy günlerimde babamın verdiği bir öğüt aklımdan hiç çıkmadı.
– F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925; çeviri Püren Özgören)
Garip, boğucu bir yazdı.
– Sylvia Plath, Sırça Fanus (1963; çeviri Handan Saraç)
Oğlan –çünkü günün modası bir bakıma gizlese de cinsiyeti su götürmezdi- çatı kirişlerinden sarkan bir Mağribi kellesine kılıç sallamaktaydı.
– Virginia Woolf, Orlando (1928; çeviri Seniha Akar)