Bizi gerçeklikten uzaklaştırırken insan doğasına yaklaştırarak bir nevi ikili bir delilik sunuyor.
Geçmiş, bizimle birlikte yolculuk eder. Yaşamdan aldığımız dersler, yaptığımız hatalar ve anılarımız kim olduğumuzu ve kim olacağımızı şekillendirir. Bazılarımız için geçmiş, huzur dolu anılarla dolu bir limanken, bazılarımız içinse ağır bir yük ve çözülmemiş meselelerle dolu bir labirenttir. Aras Gençtürk'ün Geçmiş Günahların Bedeli romanı geçtiğimiz günlerde Mahal Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Yazar üçüncü romanıyla okura her anının bizi güvenle kıyıya yanaştıramayacağını göstermiş.
Romanın başkahramanı Cumhur Saymaz, çocukluğunda yaşadığı travmalarla bugünün zorlukları arasında sıkışıp kalmış bir adamdır. Bir danışanın hayatına girişiyle başlayan bu yolculuk, Cumhur'u kendi geçmişiyle yüzleşmeye zorlar. Danışanın anlattıkları, Cumhur’un çocukluk anılarıyla neredeyse birebir örtüşür ve bu örtüşme, Cumhur’un iç dünyasında büyük bir fırtına koparır. Geçmişteki olayların zihninde yeniden canlanması, Cumhur'u derin bir hesaplaşma sürecine sürükler. Sevim’le olan anıları, Cumhur’un en büyük travmalarından biridir. Bu anılar, onun bugünkü yaşamını derinden etkiler ve sık sık anksiyete ataklarına neden olur. Geçmişin izleriyle yüzleşmek, çoğu zaman zorlu ve acı verici bir süreçtir. Ancak bu yüzleşme, aynı zamanda bir aydınlanma ve özgürleşme fırsatı da sunar. Cumhur’un içsel çatışmaları ve bu çatışmalarla başa çıkma çabası, romanın ana temasını oluşturuyor diyebiliriz aslında. Roman aynı zamanda psikolojik gerilimin hakkını teslim ediyor ve bizleri insan zihninin girdabına bırakıyor. Bu çatışma okuru hem Cumhur’la hem de etrafındaki insanlarla kolayca özdeşlik kurmasını sağlıyor. Hikâye üçüncü tekil şahıs anlatıcıyla ele alınmış, bu sayede bazen Cumhur'un en yakın arkadaşı Hidayet'in gözünden olaylara odaklanıyoruz, bazen de soruşturmayı yöneten polislerin gözünden vakayı takip ediyoruz. Bazen günümüzdeyiz bazen yetmişlerde, bu yazara bir konfor sağlasa da dikenli bir yol aslında çünkü psikolojik öğelerin ve hislerin yoğun olduğu bir romanda okuru metne yabancılaştırabilir. Tutarlılık burada çok önemlidir, baştan sona üslubu korumak kritiktir. Yazar üçüncü romanında bence bunu başarmış ve okuru yabancılaştırmadan sonunu getirmiş.
Cumhur'un hikâyesi, aslında hepimizin içinde bir parça bulabileceği bir hikâye. Her birimiz, geçmişimizde bıraktığımız izlerin ve yaşadığımız anıların bugünkü kimliğimizi nasıl şekillendirdiğini görebilir, içine iyice girersek nostaljinin bizi nasıl kemirdiğini de fark edebiliriz. Geçmişin gölgeleriyle yüzleşmek, zamansal bir sarmalda kaybolmak gibidir. Geçmiş Günahların Bedeli, tam da bu sarmalın içine sürüklüyor okuru. Hikâye, geçmiş ve şimdiki zaman arasında gidip gelen bir anlatım sunarak, zamanın doğrusal olmadığını ve anıların nasıl birbirine karışabileceğini gösteriyor. Ve belki de bizi gerçeklikten uzaklaştırırken insan doğasına yaklaştırarak bir nevi ikili bir delilik sunuyor ve bunu işaret etmiyor, hissettiriyor. Çünkü geçmişin yüküyle yaşamak zor olsa da, bu yükle yüzleşmek ve onu kabullenmek, gerçek özgürlüğe giden yolda atılan ilk adım olabilir ve bu adımı işaret etmek midemizi bulandırabilir.
Aras Gençtürk, karakterin iç dünyasını ve geçmişle olan hesaplaşmasını ustalıkla işlerken, okuru da bu duygusal yolculuğa ortak ediyor. Psikolojik gerilim ve karakter analizleri seven okurlar için Cumhur’un geçmişiyle yüzleşme süreci, hem duygusal hem de entelektüel bir deneyim sunuyor. Aras Gençtürk, bu romanıyla edebi kalitesini ve karakter yaratma konusundaki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor.






