Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ocak 2017

Edebiyat

Gökten Bir Yıldız Gibi Düşmedi

Adnan Özer

Paylaş

10

0


Pedro Páramo, okuru elem, belirsizlik ve korku içine çeker. Hep bir bulanıklık halinde yaşatır. Aslında belirsizlikten de öte bir yapısı vardır: Bağlantılar sık sık kopar. Bölümlere de ayrılmadığı için okur fragmanlarla boğuşur hale gelir. Üstelik fragman olduklarını da bilmeden. Bir fragmanda ölü olarak geçen kişi, bir sonrakinde yaşamaktadır.
Adnan Özer
Uruguaylı yazar Horacio Quiroga’nın “Ölü Adam” adlı hikâyesi yayımlandığında Juan Nepomuceno Carlos Pérez Rulfo Vizcaíno henüz iki yaşındadır. Bu hikâye, Latin Amerika edebiyatında Fransız gerçekçiliği karşısında aykırı bir yol tutturma girişimlerinin ilkidir. “Ölü Adam” sonradan büyülü gerçekçiliğin de ilk örneği olarak anılacaktır. Hikâye, ölü bir adamın konuşmasından ibarettir; son nefesini verirken yaptığı konuşma. [caption id="attachment_23601" align="alignright" width="400"]rulfogluile Juan Rulfo oğlu ile.[/caption] Quiroga’nın öyküsünün yankıları sürerken Arjantinli yazar Ricardo Güiraldes’in Don Segundo Sombra (Bozkırdaki Gölgeler) adlı romanı yayımlanır. 1926 yılının ortalarıdır ve yukarıda tam adını verdiğimiz Juan Rulfo, San Gabriel yetimhanesinde1 sekiz yaşını sürmektedir. Kasabanın papazlarından Irineo Monroy bu kitabı yetimhanenin kütüphanesine getirecektir. Bundan iki yıl sonra Meksikalı yazar Efrén Hernández (1904-1958), öykülerini Tachas adıyla yayımlar. Quiroga ve Güiraldes bir yana, Juan Rulfo’yu etkileyen ilk yazar, Meksika taşrasından (Guanajuato doğumlu) Efrén Hernández’dir. Rulfo, Hernández’in, kent diliyle kırsaldaki insanların konuşma dilini birleştirmesinden etkilendi ve aynı yolu izledi. 1918 doğumlu Juan Rulfo, topu topu iki kitap yayımlamıştır. Bunlardan ilki bir öykü kitabıdır (El Llano en Llamas) ve yayımlanma tarihi 1953 olarak geçer. İkincisi ise 1955 yılında yayımlanan Pedro Páramo adlı romandır. Tarihlere vurgu yapmamızın bir nedeni var; Juan Rulfo’nun edebi şekillenmesi hakkında, kronolojik bir sistemle bazı fikirler vermek. Juan Rulfo, hiç kuşku yok ki büyülü gerçekçiliğin olgunlaşması yolunda tek başına büyük bir adımı temsil eder ve preboom diye tabir edilen bir dönemin birkaç taşıyıcısından biridir. Yine hiç kuşku yok ki Latin Amerika’da, edebiyatta yerlilik düşüncesini (indigenismo, criollismo gibi akımlarda ifadesini bulan) antropolojik bir bakışla yükseltmiştir. Daha dar anlamda, o, etnografik bir bakışla Meksikalılara özgü mistik mizacın portresini çizdi. Üstelik bunu iki eserle2 yaptı. Bu, olağanüstü bir edebi başarıdır. Zaten Rulfo da 20. yüzyılın büyük edebiyat yıldızlarından biri olarak anılır. Bütün bunlara rağmen onun gökten bir yıldız gibi düşmediğini söylemeliyiz. Latin Amerika edebiyatını yazar mitosları rehberliğiyle anlamaya çalışanlar Rulfo’yu “Küçük Prens” olarak görme eğilimindedir; tek başına bir astroid. Meksika edebiyatı gerçeğinde kuşakdaşları olan Juan José Arreola (1918-2000) ve Guadolupe Dueñas (1920-2002) tarzları (şiirsellik, kısa-özlü cümleler, iç sesin yankılanması vb.), tematik yaklaşımları ve entelektüel bakışlarıyla Rulfo’ya yakın bir konumda sıralanırlar. Francisco Tario (1911-1977) da Meksika’da Juan Rulfo’yla karşılaştırılan bir yazardır. Ancak, bu yenilerde olagelen bir şey. Tario, doğumunun 100. yılı dolayısıyla tekrar gündeme geldi. Onun edebi etkinliği, Rulfo’dan önceye dayanır: Aquí Abajo (1943). Aquí Abajo keskin gerçekçilikle yetinmeyip gerçeküstücü bir çizgiye oturan bir romandır. Roman bir başka “keşif” üstünde daha yerleşir ki o da varoluşçuluktur. Tario –bir romancı olarak– Jean Paul Sartre’dan önce davranmıştır! Juan Rulfo’yu etkileyen yazarlar ve eserler elbetteki bu kadarla sınırlı değildir. Rulfo’nun gelişini anlamak adına, Latin Amerika, özelde de Meksika kaynakları itibariyle birkaç köşeli parantez oluşturduk.

Pedro Páramo Bölümü

Pedro Páramo, üstünde birçok nitelikli çözümleme çalışması yapılsa da yazınsal sırları hâlâ tam olarak çözülemeyen romanlardan biri. Belki de bu anlamda önde gelenlerden. “Yazınsal sırlar” yaşamsal sırlarla aynı kökten de gelebiliyor. Psikoanalitik bir çalışmanın haddimizi aşacağını belirterek bazı özyaşamsal bilgiler üstünde duralım. [caption id="attachment_23602" align="alignleft" width="400"]rulfojoracio Joracio Quiroga[/caption] Rulfo “ketum” bir yazardı. Bu ne demek? Birincisi; müthiş bir sözcük ekonomisi yapıyordu. Onun bu özelliğini daha iyi anlatabilmek için: Meksika edebiyat çevreleri onun için “pinti yazar” nitelemesini yapıyordu. İkincisi; gerçek niyetini asla ele vermezdi. Burada ikinci bir niteleme daha çıkıyor: “sinsi yazar”. Üçüncüsü; yazdıkları üstüne pek konuşmazdı. Rulfo hakeza kişilik olarak son derece ketumdu. Rulfo’nun yaşamöyküsü bütünüyle bir sır değil. Artık değil. Özellikle ölümünden otuz yıl sonra yayımlanan Aire de las colinas (2000) adlı “kitap” aydınlatıcı olmuştur. Aire de las colinas, yazarın 1944 ile 1950 yılları arasındaki 81 mektubunu içeriyor; hepsi birlikte bu şekilde gün ışığına çıkmış oluyor. Mektupların tamamı Clara Aparicio’ya gönderilmiş. Clara Aparicio, Rulfo’nun büyük aşkı ve 1947 yılında nikâhlandığı kadın. Mektupları elli yıla yakın bir süre bir kutuda saklamış. (Bu satırların yazarı olarak adı geçen kitabı okumuş değilim. Ancak, mektupların dergilerde yayımlanan bazı örnekleri, yine bazı makaleler ve Clara Aparicio ile yapılan röportajlar aracılığıyla Rulfo ilgimi yüzeysellikten kurtarmaya çalıştığımı söyleyebilirim.) Clara Aparicio’ya yazılan mektupların, Juan Rulfo araştırmacıları için bulunmaz birer nimet olduğu kabul edilecektir. Rulfo için “mahrem yazar” yakıştırmasının yapıldığını da hatırlatalım. Mektuplar onun yazar olarak mahremiyetini biraz olsun araladı. Clara’ya Mektuplar (kitabın altbaşlığı) Pedro Páramo’ya ilişkin şunları içeriyor:
  1. Eserin son şeklini bulması sekiz yılda olmuştur.
  2. Eserle, Rulfo bir “sessizlik uzamı ve mekânı” yaratma derdindedir.
  3. Bir uzay tasarımı; onun da üstüne bir yıldız, ayla birlikte. Rulfo, başladığı romana buradan yola çıkarak isim vermek istemektedir.
  4. Clara bu uzam ve mekândır.
  5. Clara sessizlik ve onun yankısıdır: Clara aşktır.
  6. Aşk’ta ölüm yoktur. Ölüm hayattan da kaldırılmalıdır.
  7. Ölüm ayrıntıdır.
  8. Rulfo ayrıntılarla ilgilenmemektedir.
Clara’ya yazılan mektuplarda Rulfo’nun yaşamına ilişkin ayrıntılara rastlanamayacağı anlaşılıyor. “Aydınlanma” dediğimiz, yazarlığının “mahrem” serüveni ve Pedro Páramo üstünedir. Pedro Páramo’nun da “mahrem roman” olduğu anlaşılacaktır. Rulfo hakkında önemli ve güvenilir kaynaklardan ikincisi Yvette Jiménez Báez tarafından düzeltilerek hazırlanan Los cuadernos de Juan Rulfo (1994, Juan Rulfo’nun Defterleri) adlı kitaptır. Yazarın, daha çok hepsi elyazımı notlarını, hikâye karalamalarını ve çektiği fotoğrafları içeren bu kitabın sunuş yazısını Clara Aparicio kaleme almıştır. Juan Rulfo’nun Defterleri’nde Pedro Páramo’ya ilişkin anıştırmalara rastlanır:
  1. Rulfo, yazar hâkimiyet ve iradesini saflaştırmak istemiştir: “1954 yılında önümde daktiloya çekilmiş otuz sayfa duruyordu. Onlardaki yazar müdahelelerini sildim.”
  2. Tasarlanma ve yazımının sekiz yıl sürdüğü teyit edilir.
  3. Romanın mekânı, imgesel köy Comala’nın, gerçekte Colima’daki3 Tuxcacuesco olduğu anlaşılır. Mekân hem imgeseldir hem de gerçekte vardır.
  4. Babasının Tuxca-cuesco’da yaşadığına dair bir cümle vardır: “Tuxcacuesco’ya gittim. Bana babamın, tıpkı Pedro Páramo gibi orada yaşadığını söylediler.”
  5. Babası ve amcasının öldürülüşü anlatılır.
  6. Babanın son derece güçlü bir kişiliği olduğundan söz eder.
  7. Babasının ölümünü kabullenmediği anlaşılır.
  8. Başta Pedro Páramo olmak üzere, romanın kahramanlarını esinleyen gerçek kişilere yer verir.
  9. Ayrıntılarla ilgilenmemek:
“– Kuşların gözlerinde bir gülümseme gördün mü hiç? diye sordu Doktor. – Hayır. Ben böyle ayrıntılarla ilgilenmem. Sizin de bildiğiniz gibi, ayrıntıcı değilim. Siz bir mezardan söz edersiniz, ben bir mezarlık görürüm.” Juan Rulfo’nun notlarının derlendiği kitabı ikinci sırada konu etmemizin nedeni, yazarın “zaman” anlayışına uygun olmasıdır. Romanın mekânı ve kahramanları (kişileri), gerçeklikte ve kurguda birleşerek tekrar “sessizlikte” var olurlar; “sessizliğin varlıkları”. [caption id="attachment_23603" align="alignright" width="400"]rulfonunbabasi Juan Rulfo'nun babası.[/caption] Elena Poniatowska tarafından gerçekleştirilen bir röportajda Rulfo ailesi hakkında acı gerçekleri iki cümlede anlatır: “Babamı bir eşkiya çetesi yolda durdurup öldürdü. Amcamı katlettiler, dedemi iki ayak başparmağından astılar ve onları kaybettim; çok şiddet vardı ve üçü de 33 yaşındayken öldü. İsa gibi.” Pedro Páramo, Juan Rulfo’nun sözünü ettiği dönemde, tam da böyle bir ortamda geçmektedir. Carlos Fuentes, 1910-1917 ve az daha sonrasına tekabül eden, ayaklanmalarla dolu Meksika devrim sürecini anlamak için Pedro Páramo’nun “altın bir anahtar” olduğunu yazacaktır: Juan Preciado adlı genç bir adam annesinin vasiyeti üstüne, henüz çok küçükken kendilerini terk eden, yine annesinden adının Pedro Páramo olduğunu öğrendiği babasını aramak üzere Comala denilen yere doğru yola çıkar. Yolda bir katırcıyla karşılaşır ve ona Comala’nın yolunu sorar. Katırcı, kırsal bir tarifle, yakında olduğunu söyler; karşı tepelerin ardındadır. Ayrılırlarken Juan Preciado ilk şaşkınlığını yaşar; Abundio adlı katırcı, “Hepimiz onun oğluyuz,” demiştir. Don Pedro, bir toprak ağasıdır. Son derece hırslı ve gözü kara biridir. Ama aynı zamanda kaderin kendisine oyunlar oynadığı biri. (Roman, bu oyunları kendi oyunlarıyla birleştirir.) Zalim ve tutkulu Paramo, son derece vefasız olmasına rağmen sonsuz aşkı aramaktadır. (Meksikalılık kimliğine dair olsa gerektir.) Comala kıraç, Comala halkı sersefil ve açtır. (Meksika’nın romandaki birinci imgesi.) Juan Preciado’nun annesinin anlatımında Comala eşsiz bir güzelliktedir. (Meksika’nın ikinci imgesi.) Pedro Páramo, okuru elem, belirsizlik ve korku içine çeker. Hep bir bulanıklık halinde yaşatır. Aslında belirsizlikten de öte bir yapısı vardır: Bağlantılar sık sık kopar. Bölümlere de ayrılmadığı için okur fragmanlarla boğuşur hale gelir. Üstelik fragman olduklarını da bilmeden. Bir fragmanda ölü olarak geçen kişi, bir sonrakinde yaşamaktadır. (Rulfo, insanların, ölümlü oldukları bilinci yüzünden zamanı hatırladıklarını ve böylece var ettiklerini bilmektedir.) Pedro Páramo’nun yapısıyla ilgili olarak, anlatının yapısında iki düzey vardır:
  1. Dış Yapı: Sayısız sekanslardan oluşur. Okur, mesajı çözmek için tek tek bu sekansların “bir kırık ve dağınık hikâye”nin parçalarını teşkil ettiğini bilerek ve onları birleştirerek ilerlemelidir.
  2. İç Yapı: Burada eser üstünde birbirleriyle kesişen üç hikâye hattı vardır:
  3. Hat: Belirli bir kronolojik sırayla birinci tekil kişi ağzından, Juan Preciado’yla ilgili sekanslar.
  4. Hat: Pedro Páramo’ya ilişkin sekanslar. Gayet dokunaklı bir kronolojik düzensizlikle üçüncü kişi anlatımları.
  5. Hat: Karışık sekanslar. Bunlar, 2. hattaki olaylara ilişkindir. 1. hatta referans verirler.
Bütün bunlara rağmen Pedro Páramo son derece “kolay” okunan bir romandır. Bu kolaylık romanın dilinden kaynaklanır. Dil öyle bir özelliktedir ki (âdeta) okurun diline yapışır ve oradan konuşur. Zaten Rulfo da, “Yazılmış gibi değil, konuşulur gibi yazmak istedim,” diyerek bu tutumunu açıklamıştır (Los Cuadernos de Juan Rulfo). Rulfo, doğduğu yer olan Jalisco’nun güney tarafındaki halkın dilini kullanır. Klasik İngiliz şairi John Keats (1795-1821), “Gizlice işitilen ses tatlıdır,” demiştir. Rulfo, Pedro Páramo’da bu sesi işitmiş, daha iyi işitmek için de zihnin yazınsal refleksleriyle mücadele ederek onları frenlemiştir (metnini arındırma çabalarından söz etmiştik). Pedro Páramo’daki dil şiirseldir. (Günümüz Türkçesine İngilizceden geçmiş “-sel”, “-sal” ekleri meramımızı anlatmaya yetmiyor, böyle bir çekince kaydıyla... “Şiire ait” de önerilebilir; İsp. “poetico” karşılığı.) Anlatımdaki şairanelikle de karıştırılmamalı. Peki bu nasıl bir “şiir”dir?! İspanyolcada poesia sorda diye bir kavram vardır. Bu kavramı Türkçede karşılamaya kalkarsak, “gizli(den) şiir” diyebiliriz. (Poesia sorda, bugün Latin Amerika’da şehircilik kültürü kapsamında bir güncel sanat akımı olmuş durumda: “Çevrenin gizli şiiri” akımı.) İşte Pedro Páramo’daki “şiirsellik” buna dayanıyor. Juan Rulfo çevrenin gizli şiirini işitti. Babasının öldürüldüğü o karanlık akşamda susmuştu. Aynı gün geceyarısı saat üç sularında uyandırmışlar: “Baban ölmedi,” demişler, “baban ölemez.” Küçük Juan tekrarlamış: “Babam ölmedi, babam ölemez.” Ardından, “O öldü,” demişler, “Don Cheno öldü.” “Öldü-ölmedi”: İşte Juan Rulfo’nun travması. Küçük Juan bundan altı yıl sonra bir daha suskunluğa kapıldı; annesi ölmüştü! Juan Rulfo, Pedro Páramo adlı eseriyle, şiirselliğin de ötesinde bir “sessizlik konseri” icra eder. Ölülerin hatırlamasından gelen mırıltılarla; o mırıltıların duvarlarda yankı yapan fonetik tekrarlarıyla. 1 Aslında bir yatılı okul. 2 Juan Rulfo yaşarken iki eser yayımlamıştır: El Llano en Llamas (Kızgın Ova) ve Pedro Páramo. Bunlardan Türkçeye ilk kazandırılanı, Tomris Uyar’ın İngilizceden çevirisiyle Pedro Páramo’dur (de Yayınları, İstanbul, 1970). Pedro Paramo’nun İngilizce çevirisinin iki versiyonu var: 1959 yılında Lysander Kemp ve 1979 yılında Margaret Sayers Peden. Tomris Uyar’ın Lysander Kemp versiyonunu kullandığını söyleyebiliriz. Kemp versiyonunun bir sürü atlamalar ve birleştirmelerle dolu olduğu kanıtlanmıştır. Yıllar sonra Pedro Páramo’nun İspanyolcadan çevirisi Süleyman Doğru tarafından yapıldı ve Ocak 2012 tarihinde Doğan Kitap tarafından yayımlandı. El Llano en Llamas ise, yine İngilizceden Celâl Üster tarafından çevrilmiş ve Bize Toprak Verdiler (E Yayınları, İstanbul, 1971) adıyla yayımlanmıştır. Rulfo’nun Celâl Üster çevirisi daha sonra Kızgın Ova adıyla yayımlanacaktır (Can Yayınları). Üster’in çevirisi 2005 yılında YKY tarafından yayımlanmıştır. 3 Colima, Nahuatl dilinde “co-malli”den gelir. Maya-Olmekler, tortilla pişirmek için kullandıkları disk şeklindeki kil ya da metal kaba bu adı vermişlerdi. Colima bölgesi deniz seviyesinden 740 m. yüksektedir. Kuzeyinde Zapotitlan ve Cuahtemoc, doğusunda Minatitlan ve güneyinde Villa de Alverez bölgeleri bulunur. Bölgenin antik kültürü Olmeklere dayanır.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Sait Faik'in Menekşeli Vadisi, Ömer Lü..Seyfi Gençer
Öne Çıkanlar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Gürkan Yavaş

13 Temmuz 2025

Bugünün Akıllılarına Dünden Bir Öykü: ..

Türkiye yakın tarihinin bu kritik yılları, salt romanın kurgusundaki temel çelişki ve çatışma için değil, kimi örtük mesajların algılanıp yorumlanması için de işlevsel bir zaman dilimine işaret eder. Ahmet Büke’nin “yetişkinler için yazdığı ilk ..

Devamı..

Çeşme’de Gün Batımı İzlenecek 6 Manzar..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024