Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Ağustos 2020

Öykü

Kalanşo

Zehra Tekin

Paylaş

1

0


(Bugün ayrılık yıl dönümümüz. İki yıl önce bugündü. Bu tarih elbette bir resmiyet. Gerçekte ne zaman ayrıldığımızı bilmiyorum. Ruhsal kopuş diyebileceğim o ayrılık ne zaman gerçekleşmişti? Ruhları birleştiren bir şey olduğu gibi ayıran bir şey de vardı belli ki. Aşk tanrısı mı yoksa ayrılıklar için çalışan başka bir tanrı mı? Zihnimin farkında olduğu ya da olmadığı hiçbir an yoktu ki bunları düşünmesin. Başka bir erkek mi vardı, gizlediği, benim bilmediğim? Ona âşık olduğunda mı, beni artık sevmediğini hissettiğinde mi bitmişti? Yavaş yavaş bir soğuma mı yoksa bir anda mı?)

 

Anneme onun konuşmaktan hoşlanmayan bir kız olduğunu söylediğimde gözünü gözlerime dikti bir an. Onu gereksiz sorularla rahatsız etmemeliydi. Ben dikkatli davranması için uyarılarımı peş peşe sıralarken annemin kızgın bakışları kıskançlıkla hareleniyor gibiydi. Uyarılarıma son vermek için kızgınlığını bastırarak onu sıkmayacağını söyledi.

Benim tedirginliğimin aksine tanışma çok sakin başlamıştı o akşam. Annemin görünüşte alelade duran ama düşman mevzilerine büyük bir dikkatle yaklaşan bir askerin hesaplı adımları gibi sıraladığı sorularına kısa cevaplar veriyordu. Gözleri ara ara açık televizyona takılıyor, kimi kez de duvarda asılı tablolara bakarken yakalıyordum bakışlarını. Annemin ilgisine karşılık vermek için bir ara pencerenin bitiş noktasıyla bitişik duran masanın üzerindeki çiçeklerin güzelliğinden söz etti. Annem uzun uzun ona çiçeklerine nasıl baktığından, onları hangi vakitlerde güneşlendirdiğinden, bunun için bazen gün içerisinde bile yerlerinin değiştirilmesinin lüzumundan, her birine ne kadar su verilmesi gerektiğinden bahsetti. Konuşurken konuyu uzatmaya çalışıyordu, arada beni, “Ama o sorduğu için böyle uzatıyorum” diyen bir bakışla tartmayı da ihmal etmiyordu. Anlattıkça heyecanı artıyordu, sözü yıllar önce yetiştirdiği menekşelere getirdi. Bu eve taşındıklarında solmuştu hepsi, ev sahiplerinin olduğu gibi çiçeklerin de gelişip büyümek için evi sevmesi gerekiyordu. Annemin uzayan sohbetle artan coşkusuna şaşırıyordum, hayır aslında şaşırmıyordum. İlk defa tanık olduğum şey değildi bu. Çocukluğumda, arkadaşlarıyla sabahlara kadar oturduğu zamanları hatırlıyorum. O vakit de böyleydi, gizli bir dikkatle sohbetin tamamını bir orkestra şefi gibi o yönetirdi. Bundan müthiş bir zevk aldığını çocuk aklımla bile sezinlerdim.

(Onu öpmelerimin, okşamalarımın uzun süredir bir karşılığı yoktu. Bana ait bir parçasını kaybetmiş gibiydi ve bulmak için bir çaba göstermiyordu. Ona kendimi tekrar tekrar buldurmaya çabalamam da boşa çıkmıştı. Bedenlerimiz uzaktı. Bazen masasına gider, neler yazdığına bakmak isterdim. Hiç değilse böyle bir ortaklık kurabilirdik belki. Tıpkı eski günlerdeki gibi.)

Annemin ağzından çıkan her sözcüğü ölçüp tartıyordum istemsiz. Uygun muydu şimdi çiçekleriyle konuştuğundan söz etmesi? Oysa çoktan kaptırmıştı kendini kendisine. Kısa kahkahalarla ritmini gittikçe arttırdığı coşkusu, dinleyicilerinin duygularını artık istediği yöne götürebileceğinin işaretiydi onun için. Biliyordum bir tür direksiyondu bu. Sıradan bir olayı anlatırken bile öyle iyi kullanırdı ki bu direksiyonu. Şimdi olduğu gibi çocukken de bu coşkuya benim de ortak olduğumdan emindi. Misafir çocuklarıyla oynamam ya da hep açık duran televizyonun başında olmamın bir önemi yoktu. Bana doğru yönelmesi yeterliydi, bakışlarımda onu onaylayan parıltıyı yakalaması uzun sürmezdi. Ama bu gece, aramızda sonsuza dek süreceğini düşündüğü bu gizli anlaşmanın temellerinin sarsıldığını görebiliyordu.

(Onun beni eskisi gibi sevmediğini kabullenebilmem zaman almıştı. Kendisinden uzak tutmasına sürekli bahaneler buldum, sabırla geçmesini bekledim. Ama tüm çabalarım onun daha çok içine kapanmasından başka bir sonuç vermemişti. Yalnız beni değil etrafındaki herkesi uzaklaştırıyordu kendinden. Yıllar önce işten ayrılıp sadece yazmaya karar verdiğinde arkadaşlarıyla ilişkisini bir anda kesmesine şaşırmıştım. Dışarıyla hiçbir bağ kuramamış biri, bu kadar çabuk kopabilirdi her şeyden. Sonraki günlerde annesi ve erkek kardeşinin aramalarını da kısa cümlelerle geçiştirdi, çoğu kez cevap bile vermiyordu.)

Annem, birbirimize kayan bakışlarımızı bir dikkat dağılması olarak değerlendirmişti ki parmağıyla pembe renkli kalanşoyu işaret etti. Babamın bu çiçeği çok sevdiğini, onu hatırlattığı için kalanşoya ayrı bir değer verdiğini ama aslında pek sevilecek bir çiçek olmadığını söyledi. Bizden bir cevap beklercesine bir an durdu ya da bu boşluk, benim taraf değiştirip değiştirmediğimi daha belirgin görmek içindi. Daha önce defalarca konuştuğumuz bu konuda, onu onaylamam gerekiyordu. Cevap için düşünmeme bile gerek yoktu. Öyle narin bir çiçek değildi kalanşo, bakımı kolaydı bir kere. Durduk yere solmazdı, ilgiye çok ihtiyacı yoktu. Biraz güneş, biraz ışık ve su yeterliydi minik tomurcuklarının her gün yeni çiçekler açmasına. Böyle şeyler söyleyerek çiçeğin değersizliğini ima edecektim, sadece ikimizin ne anlam ifade ettiğini anlayacağı bir ima. Biraz daha bekleseydi bunlar çıkacaktı ağzımdan ama o konuştu. Bu sefer sadece bakışlarıyla değil tüm bedenini bana yöneltme cesaretini göstererek çiçeğin isminin çok ilginç olduğunu söyledi, telaffuzu ne kadar da zordu. Bir an duraksadı ismini söylemek için ama söylemedi. Sözü devralan annemse çiçeğin ismini biraz daha vurgulu söylüyordu artık.

(Akşam işten döndüğümde onu uyuyor bulurdum. Televizyon başında uyuklayarak geçen gecenin sonunda yatağa gittiğimde uyanırdı. Evde onu rahatsız edecek kimsenin olmadığını, gündüz de yazabileceğini söylediğimde bu saatlerde yazmaktan hoşlanıyorum diyerek kestirip atmıştı. Sabah uyandığımda onu üzeri çizilmiş, tekrar tekrar düzeltilmiş müsveddeler içinde bulurdum. Günaydınıma karşılık bir günaydın sadece. Varlığımı ona hatırlatmak bile suçluluk yaratıyordu bende. Sanki sadece o kitabı yazmak için dünyadaydı. Diğer her şey ona ayak bağı olmaktan başka bir anlam ifade etmiyordu. Nitekim boşanmamız da bu ayak bağlarından birinin daha çözülüşüydü sadece. Başka bir sebep aramam boşunaydı. Ayrıydık artık ve en son iki sene önce bugün görmüştüm onu.)

Annem mutfağa gittiğinde gülümseyerek baktı yüzüme. Az önceki sohbette, yer yer dalgalandığını hissettiğim gergilikten eser yoktu bakışlarında. Ellerini elime alıp öptüm. Kalın dudaklarındaki gülümseme büyüdü. Ayağa kalktı, pencereye doğru yürüdü. Belli ki çiçekleri daha yakından görmek istiyordu. Arka köşede, geniş begonya yapraklarının önünü kapattığı kalanşoya dokunmak için iyice yaklaştı masaya. O sırada annem mutfaktan getirdiği çay bardaklarını sehpaya koyuyordu. Oturduğunda benim ona kilitlenen bakışlarımın etkisinden olacak o da seyre koyuldu. Birlikte sessizce kalanşo tomurcuklarına dokunuşunu izledik bir süre. Onun incecik parmaklarının tomurcuklarla buluşmasını daha yakından görmek için kalkıp yanına gittim. Şimdi annem karşıda, biz kalanşonun tarafındaydık.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ahmet Ümit Yalnız DeğildirT. Erbarıştıran
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

7 Mart 2025

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Ramazan ayının en özel lezzetlerinden biri olan ramazan şerbeti, Osmanlı mutfağının mirası olan ferahlatıcı ve sağlıklı bir içecektir. Gün boyu susuz kalan vücudun sıvısını dengelemek ve iftar sofralarına lezzet katmak için tercih edilen bu içecek hem besley..

Devamı..

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024