“Sevdiğiniz kişiye verebileceğiniz en değerli hediye varlığınızdır.”
Hannah Arendt’e göre, “Korkusuz olmak, sevginin aradığı şeydir. Bu tarz bir korkusuzluk, gelecekte olması beklenen olaylardan etkilenmeyen tam bir sükûnet içinde var olur. Dolayısıyla geçerli olan tek zaman şimdiki zamandır. Şimdidir.”
Korkunun panzehiri ve sevginin potası olan mevcudiyet kavramı, insan kalbi ya da bilinç kadar eskidir. Bin yıllık Budist felsefesinin merkezinde yer alır ve Vietnamlı büyük Budist öğretmen ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh'ın Fear: Essential Wisdom for Getting the Storm’unda yeniden yorumlanır. Doksanlı yaşlarında hâlâ insanlara ilham vermeye devam eden Thich Nhat Hanh, karmaşayı basitlik aracılığıyla kavrama ve nezaket yayan muazzam bir bilgeliğe sahip olmak için gerekli şeyler hakkında yazıyor.
“İçimizde büyük, alışkanlık haline getirdiğimiz bir korku var. Birçok şeyden korkuyoruz – ölmekten, sevdiğimiz kişilerin ölmesinden, değişimden, yalnız kalmaktan. Farkındalık pratikleri, korkusuzluğa dokunmamıza yardımcı olur. Tam bir rahatlama, mutlak mutluluğu ancak burada ve şimdi deneyimleyebiliriz… Budizm pratiğinde, tüm zihinsel oluşumların – şefkat, sevgi, korku, keder ve umutsuzluk dahil – doğasında organik olduğunu görürüz. Hiçbirinden korkmamıza gerek yok çünkü dönüşüm her zaman mümkündür.”
Böyle bir dönüşüm ancak bilinçli pratiklerle mümkündür ve bunlardan en zoru, korkuyu sevgiye dönüştürme pratiğinden daha zorlayıcı ya da faydalı değildir. "Sevdiğimiz kişiyi yaralamadan sevmek" öğretisiyle uyumlu olarak, bu dönüşüm uygulamasını dört mantraya bağlar. Bu mantralar "kendinizde ve sevdiklerinizde mutluluk tohumlarını sulamak ve korku, ıstırap ve acıları dindirmek için etkilidir.”
Mantra, bir duadan çok daha etkilidir – kişi dışında kimseye ya da bir şeye atıfta bulunmaz ve tamamen umudu amaca dönüştürmek odaklıdır. “Büyü”den çok anlamlı bir dönüşümü, amaç ve niyet içeren bir değişimi tetikler.
Thich Nhat Hanh şöyle der:
“Mantra, bir kez söylendiğinde durumu tamamen değiştirebilen bir tür sihirli formüldür. Bizi ve başkalarını değiştirebilir. Ancak bu sihirli formül, beden ve zihne bir bütün olarak yaklaşıp dikkatimizi tamamen topladığımızda çalışır. Bu durumdayken söylediğiniz sözler bir mantra haline gelir.”
Bu kavramsal çerçeve içinde "Varlığınızı Sunmak için Mantra" dan başlayarak, korkuyu sevgiye dönüştürmek için dört mantra sunuyor.
“Sevdiğiniz kişiye verebileceğiniz en değerli hediye varlığınızdır. Dolayısıyla ilk mantra çok basit: Sevgili varlık, senin için buradayım."
Basit gibi görünen bu mantra, bizi kapasitemiz hakkında düşünmeye itiyor: Sevme kapasitemiz, yani gündelik koşturmacalar yüzünden unutulmaya yüz tutan kapasitemiz. Emerson’a göre koşturmaca etrafında dönen hayat “kendi kalbimizin kaynaklarından gelen gücü” gölgeliyordu.
Tolstoy’un “sevginin ancak anda yaşanılabilecek bir durum” olduğunu söylemesinden yüz yıl sonra Thich Nhat Hanh bize kalbimizin en büyük kaynağının (en büyük gücümüzün, korkuya karşı en güçlü panzehirimizin) verdiğimiz sevginin niteliği olduğunu hatırlatıyor.
“Birini sevdiğinizde, o kişiye sunabileceğiniz en iyi şey varlığınızdır. Orada değilsen nasıl sevebilirsin? Kendinize dönün, sevdiğiniz kişinin gözlerinin içine bakın ve “Sevgilim, senin için buradayım," deyin. [Onlara] varlığınızı sunuyorsunuz. Geçmiş ya da gelecekle meşgul değilsiniz. Oradasınız. Bunu bedeninizle ve zihninizle aynı anda söylemelisiniz. Böylece dönüşümü deneyimleyeceksiniz.”

Anda olmak, bir sonraki mantranın (“Sevdiklerinizi Tanımak İçin Mantra”) önkoşuludur:
“İkinci mantra: Sevgilim, orada olduğunu biliyorum ve çok mutluyum.
Anda bulunmak ilk adım, diğer kişinin varlığının farkında olmak ikinci adımdır. Tam olarak orada olduğunuz için sevdiğinizin varlığının çok değerli olduğunun farkındasınız. Sevdiklerinizi bu farkındalıkla kucaklarsanız onlar da birer çiçek gibi açarlar. Sevilmek demek, varlığın her şeyden önce kabul edilmesi demektir.”
Mantranın gerçekleştirilmesi için fiziksel yakınlık gerekli değildir, Buda’nın değindiği üzere gerçek sevginin dört unsurunu içeren meditasyonlar şöyledir: Sevgi, şefkat, neşe ve özgürlük.
Üçüncü mantra olan “Acıyı Rahatlatmak İçin Mantra” şöyle anlatılıyor:
“Yardımcı olmak için herhangi bir şey yapmadan önce bile, içten varlığınız zaten sevdiğinize biraz rahatlama getiriyor, çünkü acı çektiğimizde, sevdiğimiz kişinin varlığına çok ihtiyacımız oluyor. Acı çekiyorsak ve sevdiğimiz kişi bizi görmezden gelirse daha çok acı çekeriz. Öyleyse yapabileceğiniz şu: Gerçek varlığınızı sevdiklerinize tezahür ettirmek ve tüm dikkatinizle mantrayı söylemektir: Sevgili varlık, acı çektiğinizi biliyorum. Bu yüzden senin için buradayım. Sevdiğiniz kişi anında daha iyi hissedecek.
Varlığınız bir mucize, karşınızdaki kişinin acısını anlamanız bir mucize ve bunu o kişiye anında sunabilirsiniz. Gerçekten orada olmaya çalışın, kendiniz için, yaşam için, sevdiğiniz insanlar için. Sizinle aynı yerde yaşayanların varlığını tanıyın ve onlardan biri acı çekerken orada olmaya çalışın, çünkü varlığınız bu kişi için çok değerli.”
Dördüncü ve son mantra “Yardım İstemek İçin İnsanlara Ulaşma” bir insan için en zor şeylerden biri, kırılganlığımızı açığa vuran bir duruma odaklanıyor:
“Bu mantra, acı çektiğiniz ve sevdiğiniz kişinin acı çekmenize neden olduğuna inandığınız zamanlar içindir. Bir başkası bu hatayı yapsaydı, daha az acı çekerdiniz. Ancak konu, en çok sevdiğin kişi, bu yüzden derinden acı çekiyorsunuz ve yapmak isteyeceğiniz son şey o kişiden yardım istemek. Uzlaşmanın ve iyileşmenin önündeki engel, gururunuz. Buda'nın öğretisine göre, gerçek aşkta gururun yeri yoktur.
Böyle acı çekerken sevdiğiniz kişiye gitmeli ve ondan yardım istemelisiniz. Bu gerçek aşktır. Gururun sizi ayrı tutmasına izin vermeyin. Gururunun üstesinden gelmelisiniz. Her zaman ona gitmelisiniz. Bu mantra bunun için. Dördüncü mantrayı söylemek için diğer kişiye gitmeden önce kendiniz için, bedeninizin ve zihninizin birliğini sağlamak için pratik yapın: Sevgili varlık, acı çekiyorum; lütfen yardım et. Bu sözler çok basit duruyor, ama yapması çok zor.”
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Brainpickings)






