Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Ağustos 2024

Hayat

Kendi Hapishanemizden Çıkmak

Semih Gümüş

Paylaş

5

0


Ne kadar bekleyeceğimizi bilmiyoruz ama yalnızca kendi adamıza çekilip bekleyemeyiz.

Hayatın geriye götürülmesinin olanaksızlığından hep çok emin oldum, zaman ilerledikçe yarın bugünden daha iyi olacaktır. Determinist bir anlayışta olduğumdan değil, bir dizi nedenin yanı sıra ve onlardan önce, kuşaktan kuşağa aktarılan bilginin, izlenmesi olanaksız bir hızla yarattığı birikimin büyüklüğüne bakarak. Biz çocuklarımızdan ne kadar az bilgiye sahiptik, çocuklarımızsa bizimle aralarındakinden daha büyük farkı kendi çocuklarıyla aralarında görecek.

Gene de kendimden kuşku duymuyor değilim. Bu ülkenin sürüklendiği yere, yaşadığımız şu felaketli günlere bakınca, yanılmış da olabilirim, diye de düşünüyorum. Böyle bir dünyada, aptalca bir iyimserlik mi benimki?

Yakın bir geçmişin verilerine göre, Microsoft’un malvarlığı İspanya’nınkine, Wal-Mart’ınki Arjantin’ikine, Cisco Systems’ınki İran’ınkine, IBM’inki Kolombiya’nınkine eşitmiş. Doğru mu bunlar? İnsan bazen okuduklarına inanamıyor. Öyleyse İspanya, Arjantin, İran ve Kolombiya’da, insanların geleceklerini kendi ellerine alacakları söylenebilir mi? Üstelik hayat çoğu kez ona karşı olanlarca düzenleniyor, değiştiriliyor, böylece zaman geriye sarılabiliyor.

Bir zamanlar Osmanlı Parlamentosu’nda bir Rum mebus ayağa kalkmış ve Parlamento’nun Lübnanlı mebusuna, Odysseia’yı Arapça’ya çevirdiği için teşekkür etmiş. İnanması bile zor.

Bu örneğe bakınca, ilk söylediklerim anlamsızlaşabilir. Yaklaşık yüz yıl geçmiş aradan ve şimdiki vekillere bakınca, ne desek yetmez, küfür edecek de değilim burada. Okuma yazması olmayan bir topluluk, koca ülkeyi sınırsız bir fütursuzlukla yönetiyor. (Dil tutumum belli ama burada “fütursuzluk” yerine “aldırmazlık” gibi sözcükler kullanmak doğru olmayacaktı.)

semih gümüş edebiyat roman

Ne kadar bekleyeceğimizi bilmiyoruz ama yalnızca kendi adamıza çekilip bekleyemeyiz. Zamanı kötüye kullanmanın benzeri az bulunur kötülükteki örneklerinden birinin eline geçirmeye çalıştığı ülkenin yurttaşı olarak duruyoruz. Söyleyecek sözümüz yoksa bunları konuşmaya da gerek kalmaz.

Bir toplum hep egemen anlayışların, üst kimliklerin altında yaşamaya koşullanırsa, günlük hayattan aydınların kendi alanlarındaki üretimine varıncaya dek, özgün kimlikler yerine ortak kimliklerin ortalamaya inen çizgisinin altına sığınmak kalır. Böylece bütün toplum o çizginin altına sığdırılır.

Maksim Gorki’nin ya da İlya Ehrenburg’un anlattığı hayat hikâyelerini bugün de okuyabilirim, geçmişe bağlılığımdan ama ne zaman yeniden baksam, bir geçmişin içinde kalma görüyorum. O zamanların içinde taşıdıkları anlam elbette çok güçlüydü, biz nasıl hayal ediyorduysak onları anlatıyorlardı ya da anlatılanları biz zaten yaşıyorduk. Bunun ne demek olduğunu, ah o yılları içinden yaşamayanlara anlatmak olanaksız. Yeter ki insan zaman içinde yaşanan değişim içinde kalabilsin.

Bizim edebiyatımızda da Cumhuriyet döneminin başlangıcındaki kuruculuk döneminin eksiği, yazılanların yalnızca içine doğdukları dönemin sorunlarını yansıtmaya çalışması, geleceğe dönük olmayışlarıydı. O romanlar bir zamanların gerçekliği için yazıldı, biyografik ve otobiyografik yanları da vardı, dolayısıyla o gerçeklik yok olunca işlevlerini de kaybettiler.

Bugün bizim güçlü ve inandırıcı, çoğu kez etkileyici hikâyeler anlatma çabamızın önündeyse yaşadığımız gerçek hikâyelerden bile kuşku duymamıza yol açan medya var. İnsanları –özellikle Z Kuşağını– geriye götüren, çocuklaştırıp safdilleştiren medya, kendisi cehaletten beslenirken cahil çocuklardan tehlikeli toplumlar yaratıyor.

Foucault, “Evinizi terk eder etmez başlar hapishane” diyor. Her toplum hastalıklıdır, bizimki kanser, onun içine girerken her zaman tetikte olmak gerek.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Fantastik edebiyat zirvedeOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Paul Josephson

17 Mayıs 2026

Çernobil ve Nükleer Kibrin Bedeli

Nükleer Rönesans peşinde olanlar, Sovyetler Birliği zamanında yaşanan korkunç olayı unutmamalı. Amerikan gazeteleri, 1986 Nisan’ının son günlerinde -o zamanlar Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan- Ukrayna’dan gelen ürkütücü haberle doluydu. Çernobil Nükleer Sa..

Devamı..

Bilim İnsanlarının Yazdığı Bilimkurgu ..

Scotty Hendricks

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024