Kısa sürede çektikleri fotoğraflarla ünlenen Abdullah Biraderler fotoğraflarının kalitesiyle tanınmıştır. Solmayan, dayanıklı fotoğrafları bugün bile heyecan uyandırıyor.
[caption id="attachment_11079" align="alignright" width="250"]

Viken Abdullah[/caption]
Osmanlı döneminde fotoğrafın kullanımı 19. yüzyılın sonuna tarihlenir. İlk fotoğrafçılar bilindiği gibi İstanbul’da faaliyete başladı. İstanbul’da özellikle Pera’da fotoğrafçı stüdyoları kendini göstermeye başladı. Abdullah Biraderler de o dönemin en meşhur fotoğrafçılarından.
Üç Ermeni kardeş olan Abdullah Biraderlerin isimleri Viçen, Kevork ve Hosep. Dönemin ünlülerini, zenginlerini, aydınlarını, yoksulları, halkı kendi objektiflerinden resimlediler. Günümüze de ulaşan bu fotoğrafların çoğunun üzerinde Abdullah Fr
éres yazıyor.
[caption id="attachment_11077" align="alignleft" width="250"]

Mark Twain. Abdullah Biraderler.[/caption]
Abdullah Biraderler 1610’da Samatya’ya yerleşmiş bir aileden geliyor. Dedeleri Asadur Hürmüzyan, Sultan I. Abdülhamid’in vekilharcıydı. 1854’te Kırım Harbi sırasında Alman bir generalin yanında getirdiği kimyager Rabach, Beyazıt’ta bir fotoğraf atölyesi kurmuş. Abdullah Biraderler olarak bilinen üç biraderden Viçen, Rabach’ın kurduğu fotoğraf atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada Müslüman olup Abdullah adını aldı. Viçen’in kardeşi Kevork, Venedik’te sanat eğitimi almıştı. 19. Yüzyılın sonlarına doğru öbür kardeşi Hosep ile birlikte Viçen’in çalıştığı stüdyoyu aldılar. Burayı bir süre işlettikten sonra devredip Beyoğlu’nda Abdullah Fr
éres adıyla meşhur dükkânlarını açtılar. Kısa sürede çektikleri fotoğraflarla ünlenen biraderler fotoğraflarının kalitesiyle tanınmıştır. Solmayan, dayanıklı fotoğrafları bugün bile heyecan uyandırıyor.
Abdullah Biraderler Sultan Abdülaziz zamanında
Ressam-ı Hazret-i Padişahî unvanını aldılar. Padişahın hususi fotoğrafçısı olarak atanan biraderler saray halkının, hanedanın resimlerini de çekti. Padişahların özel olarak fotoğrafını çeken biraderler bunları altın yaldızla süslemişler. Beyoğlu’ndaki fotoğraf stüdyolarına astıkları tuğra ve nişanlar halk tarafından büyük beğeniyle karşılandı. Abdullah Birâderler kısa zamanda hem sarayın hem halkın sevgisini kazandı. Şöhretleri Avrupa’ya yayılan biraderler ülkeye gelen kralların, prenslerin, sanatkârların fotoğraflarını da çekmiş.
[caption id="attachment_11078" align="alignleft" width="250"]

Sultan Abdülaziz'in madalyasının bir yüzü.[/caption]
Bu fotoğraflarla sınırlı kalmayan Abdullah Biraderler, İstanbul ve çevresinin tarihi eserlerini, manzaralarını belge niteliğinde fotoğraflarıyla da ilgilendi. Sosyal hayatı yansıtan mekânlarda, avlularda, sofularda, halkı yerel kıyafetleriyle çektiler.
1867 yılında Paris Sanat Sergisi’ne gönderdikleri
İstanbul Manzaraları ve
Tarihi Türk Silahları adlı albümler çok beğenildi.
Times gazetesinde övgü dolu yazılar yazıldı. İngiltere Kralı Galler Prensi Edward, Abdullah Birâderler’in dükkânlarını ziyaret etmiş, daha sonra kendisinin ve ailesinin fotoğraflarını çektirtmiştir. Ülkeye gelen her yabancı konuğun uğrak noktası haline geldi. Fotoğraflarının arkalarına da en az ön yüzü kadar özen gösteren biraderlerin ortaya çıkardıkları fotoğraf sanat eseri niteliğindedir.
Sultan Abdülmecid, fotoğrafını çektiren ilk Osmanlı padişahı olarak bilinir. Dönemin ünlü fotoğrafçıları Abdullah Birâderler’e Kısa sürede çektikleri fotoğraflarla ünlenen biraderler fotoğraflarının kalitesiyle tanınmıştır. Solmayan, dayanıklı fotoğrafları bugün bile heyecan uyandırıyor. e çektirdiği fotoğraf imzalarıyla süslenmiştir.

[caption id="attachment_11069" align="aligncenter" width="700"]

Abdullah Biraderler kart arkası.[/caption]
[caption id="attachment_11076" align="aligncenter" width="700"]

İlk fotoğraf çektiren padişah, Sultan Mecid.[/caption]
[caption id="attachment_11075" align="aligncenter" width="700"]

Alay Köşkü.[/caption]
[caption id="attachment_11072" align="aligncenter" width="700"]

Günlük hayata ilişkin fotoğraflarından.[/caption]
