Achcar’ın çözüm önerisi, emperyalist güçlerden birine yedeklenmek yerine, halklar arası dayanışmayı ve enternasyonalist bir emek siyaseti inşa etmek.
Gilbert Achcar’ın Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Yeni Soğuk Savaş adlı kitabı, yirmi birinci yüzyılın başından itibaren uluslararası ilişkilerde artan jeopolitik gerilimleri tarihsel ve teorik bir bağlamda değerlendiren sistematik bir çalışma. Kitap, Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dünyanın ABD liderliğinde tesis edilmeye çalışıldığı dönemin giderek çok kutuplu bir düzene evrilmesini, bu dönüşümde özellikle Rusya ve Çin’in oynadığı rolleri ve bunların emperyalist yapılar içindeki yerini sorguluyor. Achcar, klasik emperyalizm teorilerini güncelleyerek günümüz dünyasındaki çatışmaları açıklamaya çalışırken, Marksist perspektiften bir çözümleme de sunuyor. Yazarın ayrıca yine Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Gazze Felaketi, Marksizim Oryantalizm Kozmopolitanizm ve Halk İstiyor kitaplarını göz önünde bulundurarak uluslararası güncel politikada ne derece uzmanlaştığını görebiliriz.
Politik perspektifi bu derece geniş ve derinlemesine bir kitapla karşı karşıya kalınca Gilbert Achcar kim sorusu önem kazanıyor. Senegal doğumlu olan Achcar, Lübnan'da büyüyor ve Lübnan Üniversitesi'nde felsefe ve sosyal bilimler alanında dereceler aldıktan sonra Devrimci Komünist Grubu'nun bir üyesi oluyor. 1983'te Fransa'ya yerleşiyor ve Paris VIII Üniversitesi'nde sosyal tarih ve uluslararası ilişkiler alanında doktorasını tamamlayıp, 1991'de siyaset bilimi, sosyoloji ve uluslararası ilişkiler dersleri vermeye başlıyor. 2003'te Berlin'deki Marc Bloch Merkezi'nde araştırma pozisyonuna atanıp SOAS'ta profesörlük görevini üstlenene kadar bu görevi sürdürüyor.
Yeni Soğuk Savaş’ın çok önemli olan geniş perspektifinin nasıl inşa edildiği Gilbert Achcar’ın bu biyografisiyle yerli yerine oturuyor. Tarih, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, sosyoloji okuyan Gilbert Achcar’ın bu uzmanlıklarının tamamını Yeni Soğuk Savaş’ın içeriğine yansıttığını görüyoruz. Aktüel ve güncel olayları da kapsayacak şekilde bir Yeni Soğuk Savaş yapılanmasını bizlere anlatan Achcar olayların arkasındaki yapısal dinamikleri çözümlemek açısından da değerli bilgilerle buluşturuyor bizleri.
Kitabın içeriğinin ayrıntılarına geçecek olursak günümüz dünyasında artık iyice belirginleşen “yeni soğuk savaş” yapılanmalarının kökeninin şu noktadan el alarak tanımını bulduğuna işaret ediliyor: Lenin ve Rosa Luxemburg gibi Marksist düşünürlerin emperyalizm kuramlarına referansla, günümüz uluslararası ilişkilerinde emperyalist çatışmanın “bloklar” ve “büyük güçler” üzerinden yeniden biçimlendiğini iddia eder. Ona göre, artık bir ideolojik kutuplaşmadan çok, ekonomik ve jeopolitik çıkar çatışmaları üzerinden şekillenen bir “yeni türden” Soğuk Savaş yaşanmaktadır. Bu yeni Soğuk Savaş’ta aktörler değişmiş, ancak yapılar aynı kalmıştır. ABD, dünya jandarmalığı görevine devam ederken, Çin ekonomik yayılmacılık üzerinden hegemonya kurmaya çalışmakta, Rusya ise eski Sovyet etkisini yeniden canlandırma çabası içindedir. Achcar, bu üç gücün emperyalist pratiklerinin farklı formlara bürünse de benzer temellere dayandığını ileri sürerek dünyanın sürüklendiği soğuk savaş stratejilerine dikkatimizi çekiyor.
Kitapta, özellikle ABD’nin Soğuk Savaş sonrası dönemde Yugoslavya’nın parçalanmasından Irak ve Afganistan işgallerine, NATO genişlemesinden Ukrayna’daki müdahalesine kadar geniş bir zaman çizelgesi içinde nasıl hegemonik bir aktör olarak sahneye çıktığı detaylı biçimde anlatılıyor. Achcar, bu süreci bir tür “neoliberal militarizm” olarak tanımlamış. Yani ABD, küresel kapitalist sistemin çıkarlarını güvence altına almak için askeri gücünü ve ittifak ağlarını devreye sürekli sokuyor.
Ancak Gilbert Achcar, bu müdahaleci stratejinin sadece ABD’yi değil, Batı Avrupa ülkelerini de içerdiğini ve NATO’nun bir “kolektif emperyalist blok” işlevi gördüğünü savunuyor. Achcar, Batı merkezli emperyalizmin eleştirisini yaparken Rusya ve Çin’in de bu sistemin alternatifleri değil, kendi emperyal çıkarlarını gözeten aktörler olduğunun altını çiziyor. Rusya’nın özellikle Gürcistan ve Ukrayna’daki saldırgan politikaları, Çin’in ise Afrika ve Asya’daki ekonomik nüfuz politikaları, bu çerçevede değerlendiriliyor. Achcar’a göre bu ülkeler, anti-emperyalist değil, kendi çıkarları doğrultusunda emperyalist pratiklere başvuran devletler.
Kitabın merkezinde yer alan olaylardan biri, Ukrayna Savaşı’dır. Achcar, bu savaşın hem Rusya’nın revizyonist dış politikasını hem de Batı’nın genişleme stratejisini gözler önüne serdiğini düşünüyor. NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin Rusya için bir tehdit olarak algılandığını, ancak bu tehdidin militarist bir yanıtla karşılık bulmasının da meşrulaştırılamayacağını ifade ediyor. Ukrayna’nın, bu bağlamda iki emperyal çıkar arasında ezilen bir ülke konumunda olduğunun altı çiziliyor.
Achcar’ın çözüm önerisi, emperyalist güçlerden birine yedeklenmek yerine, halklar arası dayanışmayı ve enternasyonalist bir emek siyaseti inşa etmek. Ne ABD’nin ne Rusya’nın ne de Çin’in yanında olunabilir; çünkü her biri mevcut kapitalist-emperyalist sistemin bir parçasıdır. Bu nedenle, yazarın konumlandığı yer, “üçüncü kamp” olarak da adlandırılabilecek, antiemperyalist ama aynı zamanda anti-otoriter bir çizgidir.
Gilbert Achcar’ın Yeni Soğuk Savaş adlı kitabı, karmaşık jeopolitik ilişkileri tarihsel, teorik ve eleştirel bir süzgeçten geçirerek değerlendiren önemli bir başvuru kaynağıdır. Özellikle emperyalizm tartışmasını tek yönlü antiAmerikancılıkla sınırlayan yaklaşımlara karşı çok yönlü bir analiz sunması, eseri değerli kılmaktadır. Kitap, sadece siyaset bilimi ya da uluslararası ilişkiler alanındaki uzmanlara değil, günümüz dünyasındaki çatışmaların ardındaki dinamikleri anlamak isteyen geniş bir okuyucu kitlesine hitap eder. Kitabın güncel siyasi hareketliliğine önemli katkılarından biri, “düşmanımın düşmanı dostumdur” türü düşünsel kolaycılıkları reddetmesi ve çoklu emperyalizmler çağında, her güç odağının eleştirel bir analize tabi tutulması gerektiğini vurgulaması.






