Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Haziran 2021

Öykü

Küf

Hasan Kaplan

Paylaş

4

6


Rutubet… Eskimiş, nemli yatağından, altmış sekiz yaşındaki kafasını kaşıyarak doğruldu. Yaşlı dudağının kenarından, beyazlamış sakallarının barındığı çenesine doğru akmakta olan salyalarını elinin tersiyle silmeye çalıştı. Göz kapakları açılmamak için direniyordu adeta. Tek göz odadan oluşan gecekondusunun beton tavanı, sanki ağır ağır alçalarak onu sıkıştırıyordu. Kafasında müthiş bir baskı hissediyordu. Şakaklarından yanaklarına süzülenler sanki ter değil, sıkışmakta olan beyninden akan kandı, sıcaklardı.

Saati yoktu. Saate ihtiyacı olmadığı söylenmişti. Yine de zaman çizgisinin hangi dilimde olduğunu öğrenme arzusuna karşı koyamadı; kafasını küçük pencereye doğru çevirdi. Bir süre çamurdan üretilmiş gibi görünen perdeye baktı. Senelerdir yerinden oynamamış olan perdeyi aşmaya çalışan ışık huzmesi, sabah olmaya başladığının habercisiydi. Günün hangi diliminde olduğunu, perdelerin kıvrımlarına düşen güneş ışığın oluşturduğu gölgelerin açılarından anlayabiliyordu. Bunu öğrenmesi epey zamanını almıştı.

İçinden yükselen endişeyle görevini hatırladı…

Yaz olduğu için odası fazla nemli değildi. Bu da Küfler’in çoğalmasını yavaşlatıyordu. Baş Küf bu duruma çok kızıyordu. Eğer ceza almak istemiyorsa Küfler’in çoğalmasını hızlandırması gerektiğini biliyordu. Bir keresinde, dışarı çıkmaya çalıştığı için ömür boyu müzik dinlememe cezası almıştı. Bu aldığı en ağır cezalardan biriydi. Kendisini, sadece ince bir iplikle de olsa hayata bağlayan tek şey radyosuydu ve onu kendi elleriyle parçalamak zorunda kalmıştı.

“Şurayı, duvarın o kısmını daha çok ıslat. Tükürüğünle takviye yap gerekirse,” diye, sert ve hırıltılı bir ses tonuyla seslendi Baş Küf.

Gelen emir üzerine korkuyla irkildi. Titrek elindeki sprey şişesini istenen yere doğrulttu ve ıslattı. Bir süre sonra ıslatmayı bırakıp, o kısma tükürmeye başladı, tekrar ve tekrar... Tükürmek, Küfler’in yayılması için kullandığı yöntemlerden sadece biriydi. Bazen ter, bazen meni, bazen dışkı, bazen de komşularının yemesi için kapısının önüne bıraktığı yemek artıklarını kullanabiliyordu. Tüm bunlar Küfler’in yayılması için biçilmez kaftandı.

“Güzel, işte böyle,” dedi Baş Küf. “Unutma! Büyük Küf’ün merhametini ve lütfunu istiyorsan görevini işte böyle muntazam yapman gerekir. Biliyorsun; o tüm kudretiyle yukarda, tavan arasında bizi izliyor. Bizim bağlılığımız ve yayılımımız onu daha da güçlü kılacak. Hadi şimdi herkes dua etsin.”

Baş Küf’ün işaretiyle, kendisi ve tüm Küfler hep bir ağızdan duaya başladılar:

“Yüceler yücesi Büyük Küfümüz. Merhametli babamız. Sen, büyük yol göstericimiz. Varlığına şükürler olsun… Yüceler yücesi Büyük Küfümüz. Merhametli babamız. Sen, büyük yol göstericimiz. Varlığına şükürler olsun… Yüceler yücesi Büyük Küfümüz. Merhametli babamız. Sen, büyük yol göstericimiz. Varlığına şükürler olsun.”

Dua bitince, çökmüş olduğu yerden doğruldu ve bir süre etrafına göz gezdirdi. Çok geçmeden acıkmış olduğunu fark etti. Midesi sızlanmaya başlamıştı bile. Komşularının yiyecek bir şeyler bırakıp bırakmadığına bakmak için kapıya doğru yöneldi. Kapının alt tarafındaki köpek kapısı benzeri bölüme doğru çömeldi. Bu sırada dışarıdan konuşma seslerinin geldiğini fark etti ve konuşmaya kulak kesildi.

“Bak kızım, bu evde yaşlı bir dayı yaşar. Ona yaşamak denirse işte. Hiç dışarı çıkmaz. Kafası kırıktır biraz. Deli yani…”

“Neden çıkmaz? Ne zamandır burada?”

“Valla kızım bayadır burada. On sene olmuştur heral. Hayırsız bir oğlu var bunun. Evlendikten sonra karısı, bu zavallıyı istememiş. Oğlu da getirip buraya bıraktı. Sonra terk etti gitti. Ne arar, ne sorar, ne de gelir. İşte biz kapısına her gün yemek memek bir şeyler bırakırız falan. Ne dışarı çıkar, ne de içeri kimseyi alır...”

“Ne sorunu var peki, biliyor musun amca?”

“Valla kızım bildiğim kadarıyla temizlik hastası gibi bir şeymiş mi ne. Geçler diyordu tam şeyini: Obisif kom… Obif…”

“Obsesif kompülsif bozukluk.”

“Heh yaşa. Ondan işte… İçerisi pistir. İyice delirmiştir zavallı.”

“Peki, konuşabilir miyim onunla?”

“Valla bilmem kızım. Kimseyle konuşmaz. Bi’de sen dene istersen ama… N’apacak bu zavallı, buralar yıkılınca? N’apacaz biz? Nerelere gidecez? Yerimiz yurdumuz burası bizim. Çocuklar napacaklar hiç bilmiyom valla… Hangi kanala çıkcaz biz?”

“Lan oğlum, her gün bu boş, harabe evin önünde durup, mal mal bakıp ne düşünüyon bu kadar? Kafayı mı yedin oğlum iyice? Alo… Okula geç kalıcaz hadi yürü.”

“Bişey düşünmüyom… Ellerin pis, bidaha elleme üstümü.”

“Lan deli,  ne pisi? Yeni yıkadım, evden çıkarken.”

“Sevmiyom olum biliyon işte… Sevmiyom… Biliyon işte!”

“Allahın delisi, inşallah buralar yıkılırken seni içerde unuturlar…”

YORUMLAR

Zehra Eksik

👏🏻👏🏻👏🏻

30 Haziran 2021

Zehra Eksik

👏🏻👏🏻👏🏻

30 Haziran 2021

Muharrem Ender Öndeş

Deli başlangıç... İyidir...

30 Haziran 2021

Muharrem Ender Öndeş

Deli başlangıç... İyidir...

30 Haziran 2021

Aleksandra Kolanci

Yüreğine sağlık muhteşem 👏😊

30 Haziran 2021

Tacettin Ağcı

👏👏👏

30 Haziran 2021

Öne Çıkanlar

Cemil Kavukçu: “Öyküleri uzaklarda ara..Faruk Duman
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şevval Tufan

23 Ekim 2025

Petrol ve Gökkuşağı: Çölde Piknik’te Ç..

Huban Korman’ın Çölde Piknik kitabı, çocuk gözünden çevresel tahribatı anlatırken, masumiyetin sesiyle dünyaya bir çağrı yapıyor. Huban Korman’ın hem yazarlığını hem de çizerliğini üstlendiği Çölde Piknik, ilk bakışta bir çocuk k..

Devamı..

Rebecca F. Kuang ile Hayatındaki Kitap..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024