Soğuk
En son ne zaman görüşmüştük, diye soruyor bana. Gazetesi dizlerinin üstünde, gözlüklerini çıkarıp masaya bırakıyor.
Cenazeye gelmiştim, diye yanıtlıyorum onu, en son o zaman görüşmüştük. Hatta yeni bir kitabınız çıkmıştı o günlerde.
Ah, evet, diye mırıldanıyor. Cenaze. Öyle fazla zaman da geçmemiş.
Geçmedi, hayır, diyorum hemen. Ve ekliyorum: Ne kadar çok kar vardı o gün. Çok soğuktu. Belki de yılın en soğuk günüydü.
Öyle miydi gerçekten, diye soruyor şaşırarak: Doğrusunu isterseniz, ben bunu hiç hatırlamıyorum.
Dergiler ve Kaderleri
Bir tarihte bir mektup aldım.
Öykünüz kurulumuzca onaylanmıştır, diyordu
Önümüzdeki sayılarda yayımlanacak.
Sevindim. Bu, güzel bir haberdi,
Bir dergide çıkan ilk öyküm olacaktı.
Ama şu ‘önümüzdeki sayılar’ ifadesi biraz muğlaktı.
Hele henüz hiçbir dergide yer almamış bir yazar adayı için!
Böyle biri, öyküm hemen, bir sonraki sayıda çıksın istemez miydi?
Şimdi tek yapmam gereken şey beklemekti.
Ve sabretmek.
Gerisi nasıl olsa gelirdi.
Ama işte gerisi bir türlü gelmedi.
Çünkü o ‘önümüzdeki sayılar’ hiçbir zaman çıkmadı.
Bu Yaşın Güzelliği
Demek sen altmış beş yaşındasın, diyorum,
Ben seni yetmiş oldun sanıyordum.
Ne yaptın yahu, diyor gülerek. Hem öyle olsa almaz mıydım şunu daha önce?
Bir süredir elimde tuttuğum karta bakıyorum tekrar.
Ona geri veriyorum.
Bazen babamın yaşını unuttuğum oluyor.
Tuhaf, diyeceksiniz, ki öyle!
Doğum günlerini unutmak, hadi neyse.
Ama işte bazen, yani böyle kafam karışıkken, birisi sorduğunda, bir an babamın hangi yaşta olduğunu çıkaramıyorum.
Kendime onun doğduğu yılı hatırlatmak da –nedense– aklıma gelmiyor.
Şimdi yanımda oturuyor. Yaşının altmış beş olduğundan da eminim. Elinde yeni edindiği kartı. Artık toplu taşıma araçlarına ücretsiz binebilecek.
İyi, diyorum.
İyi gerçekten de. Böylece, babam benim gözümde beş yaş daha gençleşmiş oluyor.
Bunun nesi kötü olabilir ki?
İyi tabii, diyor o da. Elindeki karta bakıyor: Artık İstanbul kazan, ben kepçe!
Bak bu doğru, diyorum.
Hem ne derler: Her yaşın bir güzelliği var.
Öyle öyle, diyor isteksizce, biraz buruk, gülümsüyor.
Kartı cüzdanına geri koyarken
Bu yaşınki de bu herhalde, diyor.
Uzun
Yeni saçlarımı nasıl buldunuz? diye sordu kız
Kısalmış, diye yanıtladı adam. Daha uzundu.
Çok uzundu, dedi kız. Belime kadar geliyordu!