Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Eylül 2026

Kültür Sanat

Nâzım Hikmet... Kafa Tokuşturularak Açılan Bir Sergi

Atilla Birkiye

Paylaş

0

0


Bu olanağın o kişilere sağlanmaması gerekirdi! Kimlerle iş yapıyorsunuz!

Klasik deyişle Burjuva estetiği, Marksist estetik karşısında her zaman yeni şeyler türetir! Eskilerde kaldı gibi, çağımız başka bir şeylere evrildi. Belki de "gerilerde" kaldık, olabilir, Burjuva estetiğinin içinde Terry Eagleton'ı izleyerek söylersek "güzel olan", "estetik olan" vardır, içerir, ayrıca niye olmasın. Toplumsal üretim sürecinde her "idealist felsefeyi" benimseyenin toplumu sömürmeyi amaçlaması pek düşünülemez...

Bizde bir kesim, neredeyse başlangıcından beri Nâzım Hikmet'in yapıt'ının içeriğini, özünü çarpıtmak, boşaltmak ister. Nâzım Hikmet komünisttir, daha 1931'deki duruşmada, komünist olduğunu, hatta daha iyi komünist olacağını açıkça söyler. Türkiye Komünist Partisi'nin bir neferi olduğunu söyler ölümünün sonuna kadar. Bir kez daha tekrarlamakta yarar var, 19 yaşında TKP'den iaşe alır, 21 yaşında üyedir, öldüğünde Parti'nin Dış Büro üyesidir; evet başlarda muhalefettedir, sonra üç-dört yıllık bir ihraç var, ardından 1939 ya da 1940'ta tekrar Parti'sine girer, bu kez muhalefette değildir. Özel mülkiyetin ortadan kalkacağı, sınıfsız bir toplum için mücadele eder, şiiri de yaşamı da komünist'tir! 

Geçen ay "Folkart’ın yapımcılığında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve ev sahipliğinde" bir Nâzım Hikmet sergisi (“Romantika/ Bir Ömrün Seyrüseferi”) açıldı, sergiyi görmediğim için içeriği hakkında bir şey diyemem, çok güzel, çok etkileyici olduğu yazıldı, doğrudur; ancak internetteki açılış konuşmalarını içeren videoyu izleyince tüylerim diken diken oldu! Görmediğim bir serginin içeriğinden söz edemem ama dinlediğim o konuşmalardan, görüntülerden söz edebilirim. İzmir Fuarı'nda açılan serginin çok geniş bir alana yayıldığı yazıldı, söylendi. Ancak "büyük" olması onu estetik, güzel kılmaz; hemen aklımıza Kant'ın "yüce"si geliyorsa da anladığım kadarıyla bununla pek ilgili değil, yine sergiyi görmeden bir şey diyemem bu konuda da. Haber videosunda (aslında iki adet) gördüğüm kadarıyla sergi etkileyiciydi, öyle olmalı, serginin küratörü Melih Güneş, Moskova'da yaşamış, bazı şeyleri yerinde görmüş, yıllardır Nâzım Hikmet'e emek verenlerden. Sergideki "objeler" de Nâzım Hikmet Vakfı, Mehmet Hikmet ve Vera Tulyokova arşivindenmiş. Belki başka da vardır, bunlar başlı başına bir "olay" zaten. Öte yandan kafa tokuşturup Nâzım Hikmet sergisinin açılması sergiyi hazırlayanları, emeği geçenleri rahatsız etmedi mi? Beni çok etti! Belli ki büyük bir emek harcanmış, işin içinde yaratıcılık da var, çok güzel, herkesin emeğine aklına sağlık ama o konuşmalar emeği geçenleri hiç rahatsız etmedi mi?

Kuşkusuz çağımız böyle, biriyle iş yapacaksanız, büyük bir şirketle, bir bankayla vb, kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu bir ülkede, dünyada yaşıyoruz ama bu Folkart olmamalı, niyesi? Çoğun sosyalistlerin-komünistlerin parası, olanağı pek yoktur, ayrıca tabiî ki Nâzım Hikmet de kimsenin tekelinde değil. Belediyelerin de bu tür etkinlikleri üstlenmesi doğaldır, güzeldir. Ancak şairin dünya görüşünden mümkün oldukça uzaklaşmamak ya da tam karşıtında yer almamak gerek! Evet, büyük şaire, elinden alınan vatandaşlık hakkı 2009'da AKP hükümeti tarafından yeniden verildi. Kuşkusuz Ertuğrul Günay faktörü var da, o zamanki AKP ile şimdiki arasındaki fark? Şu son yıllardaki ülkenin haline bakın! Ağzını açan içeride, gazetecilere yapılan davranışlar, ekonomi, yoksulluk (büyük bir kısım için), kadın cinayetleri, hangi birini saymalı. Evet, toplumun bir kesimi mutlu da kayyumlar ne oluyor? Özcesi "sivil faşizm" günleri...

Kuşkusuz bir protokol vardır, ona da uyulur, ama protokol Nâzım Hikmet sergisinin açılış öncesi kafa tokuşturuyorsa, kürsüde de şairin dünya görüşünden çok uzaklara düşülüyorsa (videolar ortada), ne denir? Yani kiminle iş yaptığınıza özen göstermeniz gerekir, iş'in gerçekleşmesi için şairi çiğnemek gerekmez. Kürsüyü kimlere teslim ettiğinize dikkat etmeniz, seçmeniz gerekir, anlaşılan o ki seçim, tercih mi demeliyim, şairin çok uzağında. Buna, belki biraz uçuyorum ama "pragmatik Makyavelizm" diyeceğim, evet biraz "yangın yanıyor" gibi oldu!

Gelelim İzmir'e, "eve dönüş öyküsü" gibi anlatıldı! Ne evi? Şairin yaşamına baktığımızda İzmir çok az var, sergi için üretilmiş biraz "yapay" bir durum! Evet Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (Romantika) romanıyla bir ilinti var! Tabiî ki İzmir'de sergisi açılır, Türkiye'nin her yerinde açılır; gerçi bazı yerlerde o serginin başına da bir şeyler gelebilir! Nâzım Hikmet, İzmir'e zorunluluktan gidiyor, dört ay kadar kalıyor, ne evi? Peki İzmir'e niye gitmiş? Niçin orada dört ay kalmış, ne yapmış orada? Belediyenin asfaltlama işine mi yardım etmiş? Yoksa illegal TKP için mi çalışmış? Özcesi devrimci bir mücadele vermiş yine! Merak eden oradaki çalışmalarla ilgili, şairin TKP'ye verdiği rapora bakabilir.* Kimse söz etmiyor. Acaba söz edildi de izlediğimiz videoda mı yoktu? Komünistliğinden de söz eden yok, yoksa edildi de videoda mı yoktu?

Yine, sergiyi görmediğim için bilemem ama bu belge sergide olmalı, şayet "Bir Ömrün Seyrüseferi"yse! Herhalde vardır diye düşünüyorum; Nâzım Hikmet'in Dr. Şefik Hüsnü'ye hitaben yazdığı bu uzun rapordan "Netice" diye adlandırdığı bölümü alıntılayayım:

"İzmir coğrafî ve iktisadî vaziyeti ve binnetice mühim bir amele merkezi olması itibarıyla, fırkamızın en mühim sahalarından biridir. İzmir amelesi, İstanbul amelesine nisbeten şuur itibarıyla geri olmasına rağmen yılgın değildir, insiyakî hareketi günden güne artmaktadır. Bu insiyakî harekete komünist bir veche vermek lâzımdır. İzmir'de şimdiye kadar kazanılanları kaybetmemek için süratle oradaki işi ele almak icap eder. Hasan yoldaşa gelen gençlik raporundan öğrendiğim vechile İstanbul'daki arkadaşlar İzmir'le bizzat temas temin etmeye başlamışlar. Sizin de okuyacağınız veçhile, bu rapor cidden komünistlere yakışır nikbinî ile mücehhez bir rapordur.

"Son İzmir faaliyeti her şey evvel, vilâyet komiteleri faaliyetinin çoğalması, merkezle hafî bir ideolojik rabıtanın tesisi, teknik işlere âzamî ehemmiyet verilmesi ve amele arasında siyasî şiarlara çalışılması lüzûmuna beni ikna etmiştir." (s.149)

Ve de Nâzım Hikmet müzesi. İzmir bunun için "anlamlı" mı? Nâzım Hikmet'in yaşamına, mücadelesine ve üretim sürecine baktığımızda üç şehir çok önemlidir. İstanbul, Bursa ve Moskova! Moskova'da bir şeyler var, görmedim, okudum! Bursa Nilüfer Belediyesi şair için etkinlikleri ihmal etmez, Bursa Büyükşehir 2025'i Nâzım Hikmet Yılı ilan etti, birçok etkinlik gerçekleştirildi, orada da bir sergi açıldı, kitabı yayınlandı, kuşkusuz belki doğrudan ilgili değildir ama ne hikmetse ardından kayyum geldi! İstanbul'da her zaman etkinlikler olur. Ancak bir müze olacaksa, daha doğrusu bir müze bu üç şehirden birine yakışır anlam olarak, onun yaşamına, mücadelesine ve üretim sürecine baktığımızda. Bu bağlamda İzmir "zorlama"dır ama kuşkusuz birileri açabilir o başka, demek istediğim "İzmir için anlamlı" vb düşüncesi tutarlı değildir.

Nâzım Hikmet kimsenin tekelinde değil dedik ama burada önemli bir şey var, kim sahipleniyor? Takdir etmek, desteklemek, katkı sunmak ayrı şey, sahiplenmek ayrı şey. Ben Necip Fazıl'ı sahiplensem biraz tuhaf olur ama takdir ederim, şiirinden söz ediyorum, antoloji hazırlarsam alırım, almam gerekir ki almışımdır. Ama kafa tokuşturup, o lafları sarf edip Nâzım Hikmet'i sahiplenmeye kalkmak etik değil! İşte, bu olanağın o kişilere sağlanmaması gerekirdi! Kimlerle iş yapıyorsunuz! Bu konuda duyarlı olmak gerek! 

Söz konusu Nâzım Hikmet, sapına kadar da komünist!

* Bkz. Erden Akbulut-Erol Ülker, Komitern Dönemi TKP Tarihi-2/Türkiye Komünist Partisi'nin Bolşevikleşmesi,1925-1928, Yordam Kitap, Ekim 2021, s. 147/49.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kediler: Geçmişten Bugüne Burjuva Yaşa..Kathryn Hughes
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

E. O. Ekşioğlu

3 Ağustos 2025

Gerçek Ne Kadar Gerçek

Gözlemcinin Gölgesindeki Gerçeklik!Şöyle bir soruyla karşılaşmış olabilirsiniz. “Ormanda bir ağaç devrilirse ama civarda bunu duyacak kimse yoksa, ağaç devrilirken yine de bir ses çıkarır mı?”Çoğu insan bu soruya çok saçmaymış gibi kesin bir tavırla ve hiç düşünmeden, “Evet!” y..

Devamı..

Zamana Yazılmış Bir Eğer

Şevval Uzun

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024