Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Mayıs 2025

Kitap

Karanlığı Yasaklayan Kral-Gücün Ve Korkunun Alegorisi

Öznur Duyum

Paylaş

0

0


Kitabı okurken, hem kendi ülkemizde halihazırda yaşanan dinamiklerle güçlü bir bağ kuruyoruz, hem de derin metaforlarla karşılaşıyoruz.

Bir çocuk kitabı her zaman sadece bir çocuk kitabı değildir. 

Karanlığı Yasaklayan Kral (orijinal adı ile The King Who Banned The Dark), çocuk edebiyatının giderek daha fazla görünür olmaya başladığı ülkemizde, “Neden çocuk kitabı okumalıyız?” sorusuna etkileyici bir yanıt veriyor. 

Yazarı ve çizeri Emily Haworth-Booth bizlerle buluşturan ise Nota Bene Yayınları.

Hikâye, küçükken karanlıktan korkan bir prensin, bir gün kral olduğunda karanlığı tamamen yasaklayacağına dair kendine verdiği sözle başlıyor. Otorite ve yasak koyma kavramları arasındaki ilişkiyi küçük yaşta kavrayacak deneyimi edinmiş. Ve o gün gelip minik prens tahta çıktığında ilk iş olarak bu planı hayata geçirmek istiyor. Ancak bu sandığı kadar kolay değil. Önce halkı ikna etmek, daha doğrusu algılarını yönetmek ve bu yasağın kendi arzuları olduğuna inandırmak gerek. Yani, kendi korkularını bastırmaya yönelik, kendi çıkarlarına hizmet eden bu kararın halkın iyiliği için alındığına halkı ikna etmek gerek.

Kral ve çevresindekiler, ustaca kurgulanmış tüm manipülasyon tekniklerini devreye sokuyor. Önce kulaktan kulağa, sonra kendi kontrol ettikleri medya araçlarıyla karanlığın kötü bir şey olduğuna dair söylentiler yayıyorlar:

“Karanlıkta para kazanamazsınız, oyun oynayamazsınız, sıkılırsınız, karanlık hırsızdır…”

Halk krala inanıyor. Mağduriyetlerini giderdiği, yanlarındaymış ve onlardan biriymiş gibi göründüğü dönemler olmuş olmalı ki fazla sorgulamadan kapılıyorlar bu illüzyona. Daha önce karanlıkla hiçbir derdi olmayan halk, bir anda karanlığı düşman belliyor, ellerinde pankartlarla sokaklara dökülüyorlar. 

“No More Dark”, “Dark is bad”, “No Dark”

Kral büyük, kral yüce, kral halkın yanında.

Hemen halkın sesine kulak veriyor ve ülkenin üzerine devasa bir yapay güneş kurduruyor. Evlerde ışık söndürmek yasaklanıyor. Kaçınılmaz olarak her yer lamba, fener, ışıklı şapkalar satan dükkanlarla doluyor. (Bkz. Kapitalizm, rant düzeni.)

İlk zamanlar herkes eğlencelerde, kutlamalarda, partilerde sabaha kadar vakit geçiriyor. Gece olmadığı için yatmak, uyumak akıllarına pek gelmiyor. Fakat bir gün, yoruluyorlar. Ancak bu kadar aydınlıkta uyumak ne mümkün. Bu yapay aydınlık bir eziyete dönüşüyor. Işıklarını kapatmak isteyenler “Işık Muhafızları” tarafından cezaya çarptırılıyor. 

Başta kralın yanında yer alan halk, korkunun aşağıdan yukarıya dalga dalga yayılarak büyümesi neticesinde neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar veremez hale geliyor ve gerçekliğin yerini yönlendirilmiş, şekillendirilmiş sanal bir algı alıyor.

Çok geçmeden, dinlenme, mahremiyet, özgürlük gibi en temel haklarından mahrum bırakılmalarına isyan etmeye başlıyorlar. Bu kez manipüle edilmemiş, gerçek bir taleple gerçekleşen sokak hareketleri kralı huzursuz ediyor. 

Kralın kraldan çok kralcı danışmanları devreye giriyor:

“Üzülmeyin majesteleri. Çözüm çok basit. Dikkatlerini dağıtacağız”

Kralın dikkat dağıtma yani gündem değiştirme planı olan havai fişek gösterisi beklenen ilgiyi görmüyor.

Ve bir ev ışıklarını söndürüyor. Işık muhafızları koşuyor; tam ceza yazacakken bir ev daha, bir ev daha, derken tüm sokak ve diğer sokaklar. Tüm krallık muhafızları sokaklarda halkın isyanını bastırmaya çalışırken, bir kişi, tek bir muhafızın bile kalmadığı saraya gidip kralın ışıklarını da söndürüyor.

Ve karanlığın geri dönmesiyle havai fişek gösterisi tüm ihtişamıyla gökyüzünü kaplıyor. Kral da hayranlıkla izliyor. Yasakları kaldırıyor. 

Kitabı okurken, hem kendi ülkemizde halihazırda yaşanan dinamiklerle güçlü bir bağ kuruyoruz, hem de derin metaforlarla karşılaşıyoruz:

Karanlık kitapta sadece fiziksel geceyi değil; bilinmeyeni, düşleri, bireysel alanları ve sınırları temsil ediyor. Karanlık ortadan kalktığında, bireylerin düşünme, üretme, yaratma, hayal kurma, kendi düşünsel ve içsel yolculuğuna çıkma özgürlükleri de ellerinden alınıyor. Sürekli aydınlıkta olmak; her şeyin izlenebilir, görünür ve kontrol edilebilir olması, bireysel mahremiyeti ve özgürlüğü ortadan kaldırıyor. Hikaye, karanlığın da aydınlık kadar gerekli, yaşamsal ve güzel olduğunu kavradığımızda her şeyin değişebileceğini anlatıyor. Ancak güçlü bir mesajı daha var: 

Örgütlenmenin, bireysel cesaretin ve kolektif hareketin gücü. 

Unutmayın, önce biri ışığı söndürdü.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024