Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Nisan 2025

Hayat

Siverek, Dünya ve Türkiye'de 1 Mayıs

Mahmut İldoğan

Paylaş

0

0


1976 yılı olmalı, tam hatırlamıyorum ama lisede öğrenciyim. Tarihi kayıp ilçede, adeta minik bir antikçağ yaşanıyordu. Siyaset, tarih, kültür, edebiyat alanında kendilerini yetiştirmiş olan ‘talebeler’ birer Sokrates, Platon ve Pisagor Herodot olmuş, derneklerde ilginç konularla ilgili seminerler veriyor, yeşil parkların kuytuluk yerlerinde geniş katılımlı siyasal tartışmalara yapıyor, haksızlıkları protesto edip yürüyüş ve mitingler düzenleniyorlardı.  

En azından benim için eğlenceli keyifli zamanlardı. O güzel zamanların yaşandığı günlerin birinde, arkadaşlarla güle eğlene okuldan çıkarken, kim yönlendirdi hatırlamıyorum, eve gideceğimize kalubeladan kalma sorunları kendilerine dert edinmiş olan bir gençlik derneğine gittik. 

Okulumuzun hemen dibinde, Diyarbakır caddesinin üzerinde bulunan dernek eski elektrik santralinin altındaki köşe başındaydı. Uzaktan bakıldığında, derneğin adının kırmızı harflerle yazılı olduğu büyük tabelası rahatlıkla görülebiliyordu. Maviye boyanmış açık demir kapısının önünde dizlerini birleştirip karnına doğru çekmiş sert bakışlı bir genç oturuyordu. Bıyıkları daha yeni terlemiş olan bu genç, bizi görünce, parmakları arasında ustalıklı bir şekilde kaydırdığı kehribar renkli tespihini avcunda toplayıp bize, “Hoş geldiniz,” dedi. 

Avlusu olmayan, toprak damlı dernek, koridor gibi uzun bir odadan oluşuyordu. Beyaz badanayla boyanmış odanın duvarlarını; Mozambik ve Etopya’da açlıktan susuzluktan bir deri bir kemik kalmış insan resimleri süslüyordu!  İçeride makaralı bir teybin başında kot pantolonlu yakışıklı abiler sohbet ediyorlardı. Sohbetlerinden, abilerin değişik fakültelerde okuyan Siverekli öğrenciler olduğunu öğrendik. 

Abiler bizimle ilgilenip çay ikram ettiler. Çaylarımızı içip kahkahalarla sohbet ederken nasıl olduysa abilerden birisi Kürtçe kopyaları elle yazılmış olan İşçi Marşının birer nüshasını ellerimize tutuşturunca hep birlikte İşçi Marşını okuyup ezberlemeye çalıştık o gün: 

“Yek gûlan, yek gûlan, cejna karker û xebatkaran.”

İki gün sonra, Sulu Caminin önündeki meydan insanla dolmuştu. Halk oyunlarıyla, davullarla civar il, ilçe ve köylerden gelenlerle; esnaflarla, çalışanlarla, gençlerle, öğrencilerle miting alanı, adeta panayır yerine dönmüştü. Siverek belki de tarihinin en kalabalık ve en coşkulu işçi bayramını o gün kutladı. Alandakilerin tümü bir ağızdan, “Yek gûlan yek gûlan, cejna karker û xebatkaran” diyor, yükselen ses kalenin göğsüne çarpıp yankılandıktan sonra güneydeki ovalara, doğudaki Karacadağ’a doğru akıyordu. Her bir mayısta Siverek’te ki o muhteşem gün aklıma gelir. 

O güne kadar Urfa dışında bir yere çıkmamış ve dünyanın sadece Siverek’ten mürekkep olduğunu zanneden ben, zaman ve kitaplar sayesinde işçilerin hak mücadelesinde olduğu gibi, birçok alandaki mücadelenin çok ağır bedellerle ve bizden çok önce başladığını öğretmişti.

Gelin hep birlikte dünyadaki işçilerin hak talep hikâyesine şöyle kısaca bir göz atalım:

Polonyalı Rosa Luxemburg1894 yılında kaleme aldığı “Bir Mayıs’ın Kökenleri Nedir?” başlıklı yazısında, ilk kez Avustralya’da 1856 yılında işçilerin sekiz saatlik işgünü için gösteri düzenleyip miting yaptıklarını ve bir günlük genel grev kararı aldıklarını hatırlatır. Rosa’ya göre, Avustralyalı işçilerin bu girişimi daha sonra Amerikalı işçilere örnek olmuştur. 

1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğindeki işçiler, günde 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakırlar. 1 Mayıs 1886'da başlayan gösterilere; Chicago, New York ve Detroit’te on binlerce işçi katılır ve 3 Mayıs günü 1200 fabrikada 350 bin kişi bir greve başlayınca, işverenler anlaştıkları sokak çetelerini işçilerin üzerine salıp, grev kırıcılığı yaparlar.

Grev yapan işçilerle sokak çeteleri arasında çıkan kavga sırasında dört işçi öldürülür. Hükümet işçi sınıfının mücadelesini durdurmak amacıyla işçi önderlerini tutuklar. Sekiz işçi önderinin yargılandığı mahkemede Albert Prsons, Adolph Fiscer, George Engel ve August Spies isimle işçi önderlerini idam cezasına çarptırılırlar.

Albert Persons mahkemede, “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil emekçi olduğumdan asılacağım” diye seslenir. Bu mahkemenin kararıyla, dört işçi önderi idam cezasına çarptırılır. Mahkeme bu kahraman işçi önderlerine, “Özür dilerseniz idamınız uygulanmayacak” talebini iletirse de işçiler bu öneriyi reddederek ölümü seçerler.

İşçilerin cenaze törenine yüz binlerce insan katılır. ABD'de yaşanan bu olaylar uluslararası işçi örgütlerini harekete geçirir. İkinci Enternasyonal 1889'da Paris'te düzenlediği kongrede Amerikan işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla dünya çapında gösteriler düzenlenir, 1890'dan başlamak üzere 1 Mayıs Uluslararası Birlik mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul edilir.

Osmanlı devleti döneminde, 1909 yılında İzmir'de, 1911 yılında tütün liman otelinin örgütlü olduğu Selanik’te, 1912 yılında da İstanbul'da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirilir.

1 Mayıs işçi Bayramı Türkiye'de ilk kez 1923'te resmi olarak kutlanmıştır. 1923 yılında bir Mayıs günü yasal olarak işçi Bayramı ilan edildi. Ancak 1925'te çıkan Takrir-i Sükûn yasası ile yasaklandı. 1935 yılında 1 Mayıs'a “Bahar ve Çiçek Bayramı” adı verildi ve tatil günü ilan edildi.

DİSK (Devrimci İşi Sendikaları Konfederasyonu) önderliğinde ilk defa 1976 yılında ve 1977 yılında İstanbul Taksim meydanında yaklaşık 500.000 kişiyle en geniş katılımlı 1 Mayıs mitingleri düzenlendi. Hain karanlık güçler; 1977 yılının 1 Mayıs’ında mitinge katılanların üzerine ateş açtı. Göstericilerden 34'ü vurularak veya izdihamda ezilerek öldü, 136 kişi de yaralandı. Bu olay tarihe kanlı bir Mayıs olarak geçer.

Darbeciler tarafından 1981 tarihinden itibaren resmi tatil günü kabul olmaktan çıkarıldığı halde, ülkemizde tüm yasaklara karşı sürekli kutlanan 1 Mayıs, TBMM tarafından 2008 Nisan'ında “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5.892 sayılı yasanın 27 Mayıs 2009' da Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle 1 Mayıs resmi tatil ilan edildi. 

BİR MAYIS İŞÇİ MARŞI

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kâğıt gibi erir gider

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

J.L. Borges'in en sevdiği öykülerOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024