Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Nisan 2025

Kültür Sanat

Dili Kemikleştirmek Kendi Adına Konuşmanın Erdemi

Muhammed İnan

Paylaş

0

0


“Benim vatanım Portekizcedir.”

– Fernando Pessoa

 

Foucault’un geçtiğimiz yüzyılda çok özel bir alet edevat olarak bize öğrettiği temel etik kuralı olarak kullanılmasına uygun bulduğum destur: kendi adına konuşmanın erdemi. En basit durum olarak başkası adına konuşmanın haysiyetsizce ve hadsizce olduğunu dile getirmek istemiştir. Foucault teorinin de kendi içinde bir pratik ifade ettiğini söyleyerek kendi söylemlerini pratize ederek mahkumlar adına konuşmayarak onlara özellikle ''Hapishane Enformasyon Grubu'' oluşturmuştur; bu şekilde mahkumlar kendi adına konuşabilmiştir! 

Başkası adına sıkça konuşulduğu için kendi adına konuşmanın ne demek olduğuna dair bir fikir söz konusu değildir. Bu şekilde başkası adına konuşarak akıl hocalığına bürünme anlamına gelmektedir. Yani sen kendini temsil edemezsin ben seni temsil edebilirim. Foucault deyişi ile konuşan özne savaşandır. Kendi adına kendi adına konuştuğu şeyin sahibi olmak yani bir anlamda uygulayıcısı olma manasına gelir.

Öncelikle göreceli olarak dili kullanmış olduğumuzdan beri dilin değişken doğası; dilde ki kelimelerin dönemsel olarak, tarihsel olarak değişip evrimleşmesi, aynı kavramın farklı inanç, etnik köken, cinsiyet faktörüne ve bölgeye değişkenlik arz edebileceği gibi hatta sözcüğün söylenen duruma bağlı olaraktan şekillenebilmesi durumunun olması oldukça sıkıntılı bir süreç oluşturmaktadır. Bu sıkıntıların içinde çıkmanın güçlülüğü hatta bu durumun günümüzde daha kötü bir hal alması herkesin her şeyi kullanmasından dolayı bir şeyi gerçekten ifade edilmesini güçleştirilmesini sağlamıştır. Bir şey ifade etmek için öncelikle kirletilen kelimelerin yeniden gözden geçirtilmesi gereklidir. Böyle bir uğraş eninde sonunda günlük dile bile yansıması olacağı için ister istemez yazı diline kapatılma süreci yaşanılır. Dilde kapatılma yavaş yavaş insanı kendi eline geçirtir. Bu tür bir kapatılma zorunlu bir sürecin ürünüdür. 

İletişimin en önemli öğelerden biri en çok kullandığımız durumlardan bir tanesi yazı ve konuşmadır. İnsan etkinliklerinin bu doğrultuda yürümesi hep içte hem dışta kendini ifade edişidir. Bu noktada insanların yaşadığı verili kültürel alanın bir yansıması olduğundan kendi eseri veya kendini oluşturan durum olmamasından kaynaklı olarak çeşitli etnik önyargılar, toplumsal cinsiyet rollerinin yaratmış olduğu eşitsizlik, devletlerin birbiriyle olan ilişkisinde günümüzde önemli bir etken olan milliyetçi tutumlar, burjuvazinin ve proleteryanın birbirine karşın durumunu kullandığı dil yani söylemi ifade eder. Dili kullanma biçimi insanları ayrıştırmaya dönük olabileceği gibi insanları birleştirici bir unsurda olabilir. İşte bu yüzden kullanılan dil masum değildir. Sözcüklerin yükünü taşımak ve bunları yeniden değerlendirme süreci insanı bir anlamda buna hapsettirir. Bu konuşma diline yansıdığında kendini bir anlamda kısıtlamış da olur. Bu tür bir kısıtlayış dil mahkûmu yapar. Örneğin toplumsal sahada ‘küfür’ kelimesi oldukça kullanıldığı sahada toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirerek daha patriarkal bir sahanın zihniyetini oluşturmaktadır. ‘Küfür’ kelimesini (bildiğim kadarıyla)  Arapçada ‘gerçeğin üstünü örtme’ anlamına geliyor. Bu hangi gerçektir? Küfür Kuran’da sıkça kullanılan bir kelimedir. Bu ifade göre ancak Kuran’ın hak olduğu Allahın kitabı olduğu gerçeğin bunun üzerine kurulu olduğu ifade ediyor. Bu gerçeğe karşın olma durumunun ‘küfür’ olduğu manasına geliyor. ‘Küfür’ kelimesi bu anlamda İslam’daki yeriyle şu an kast edilen toplumsal sahada kullanılan küfür farklı anlamlara geliyor. Bir başka deyişle mesela ilim kelimesi ile bilim kelimesi kimi zaman aynı noktalara gelebiliyor. Kimi zamanlarda birbirinden farklı olabiliyor. Kelimelerin devingen olduğunu belirtmekte ki kast edilen budur. 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024