Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe, Edmund Husserl
Kesin Bir Bilim Olarak Felsefe yalnızca 20. yüzyılın değil, felsefe tarihinin en önemli “fenomen”lerinden biri olarak fenomenolojinin kurucusu Husserl’in temel metinlerinden biri.
Yüzyıl başında, felsefenin içinde bulunduğu kısırlık ve yarı-çıkmaz ortamında, Husserl ilk kez bu yazısında “fenomenoloji” yaklaşımını ortaya atmış, Heidegger’den Sartre’a, çağımızın belli başlı büyük düşünürlerine yeni ufuklar açmıştır.
Toplum bilimlerinin gelişmesine koşut olarak tarihselci yaklaşımının ve pragmatizmin gölgesinde yerini arayan – hatta ara(ya)mayan – felsefeyle yüzyılımızın buluşmasını simgeleyen bir ana kaynak, bir “belge”.
Çeviren: Tomris Mengüşoğlu, Yapı Kredi Yayınları, Mart 2020

Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi, James Joyce
Bir zamanlar, çok güzel olan o zamanlar yol boyunca aşağı doğru inen bir inekcik varmış ve yol boyunca aşağı doğru ilerleyen bu inekcik, yavru guguk kuşu lakaplı küçük, sevimli bir çocukla karşılaşmış.
Bu masalı ona babası anlatmıştı. Bir gözlük camının arkasından bakardı ona ve sakallı bir suratı vardı babasının.
Yavru guguk kuşuydu o. İnekcik, Betty Byrne’ın yaşadığı yoldan aşağı doğru gelmişti. Betty Byrne limonlu pasta satardı.
Küçük yeşil çayırda açardı
Ah o yaban gülleri.
Yavru guguk kuşu bu şarkıyı söylerdi. Bu onun şarkısıydı.
Ah o yaban gülleri.
Çeviren: Elif Bilir, Gece Kitaplığı, 2020

Bayan Caliban, Rachel Ingalls
Dorothy, ev işlerinin tekdüze akışı ve evliliğindeki eşitsizliğin yıkıcılığı içinde yuvarlanıp gitmektedir. Bir akşam yine yemek hazırlamak için mutfağa girdiğinde, denek olarak kullanılmak üzere hapsedildiği enstitüden kaçan Larry isimli devasa bir yaratıkla karşılaşır. Bu karşılaşma ile birlikte hayatları birdenbire yön değiştirir. İlişkileri ilerledikçe ve birbirlerini daha yakından tanıdıkça bu iki farklı dünyanın kesişimi, yepyeni bir özgürleşme alanına dönüşmeye başlar.
20. yüzyıl Anglo-Amerikan edebiyatının gömülü kalmış cevherlerinden Bayan Caliban ile toplumsal cinsiyet rolleri, aşk, cinsellik ve kıskançlık gibi konuları kendine has gerçeküstü bir atmosferde bir araya getiren Rachel Ingalls, ilk kez Türkçede.
Çeviren: Özge Çağlar Aksoy, Jaguar Kitap, Mart 2020
İnsan Neyle Yaşar, Lev Tolstoy
İnsan Neyle Yaşar ünlü düşünür ve yazar Tolstoy'un okuyucunun manevi dünyasına hitap eden en önemli eserlerinden biridir. Nasıl iyi insan olunur sorusuna, insan doğasındaki iyilikle kötülüğü, bencillikle paylaşımcılığı irdeleyerek, herkese rehber olacak bir yanıt verir: Sevgi. Soğuk bir kış günü sokakta tuhaf bir adama rastlayan yoksul ayakkabı ustası Semyon, kim olduğunu ve nereden geldiğini açıklamayı reddeden adama yardım ederken kendisinin ve ailesinin kaderini değiştirecek bir seçim yaptığının farkında olmasa da insanı insan yapan nitelikleri yücelterek yeni bir ahlak anlayışını ortaya koyar.
Çeviren: Çağlar Danacı, Can, Mart 2020

Kadınlar Ülkesi, Gioconda Belli
Erotik Sol Parti'nin nihai bir kuruluş hedefi vardır: Yolsuzluklar, haksızlıklar ve usulsüzlüklerle başa çıkmak için bu abluka karşısında nefes almak, cam tavanı yıkmak isteyen kadınların ihtiyaçları çerçevesinde şekillenen bir düş; erkeksiz bir düzen yaratmak. Mizah, yaratıcılık ve hayal gücünden beslenen bir iktidar tahayyülünü hayata geçirmek ve hemcinslerinin yaşamını değiştirmek isteyen kadınların önündeki en büyük engel ise zaten tanıdık bir düşmandır.
Çeviren: Ceren Hasançebi, Sel, Mart 2020

Hangi Doğru, Hector MacDonald
“Duyanların yanlış anladığı bir doğrudan daha kötü bir yalan yoktur.”
Doğruları kendi emellerine hizmet edecek şekilde evirip çevirmekte uzman politikacılar, sırf tık alsın diye manşette doğruyu eğip büken gazeteciler, işlerine yarayacak doğruları, daha büyük bir doğruyu yanlış sunmak pahasına cımbızlayan aktivistler...
Hepsi basit bir gerçekten faydalanıyor: Hemen her konuda birden fazla doğru var ve bizler dünyaya seçtiğimiz doğruların merceğinden bakıyoruz. İnternet bilgi mi yayıyor, nefret mi; et tüketmek iyi mi, kötü mü; Amazon, kitapçıları yok eden bir canavar mı yoksa daha fazla okumaya teşvik eden bir dost mu? Cevap, hangi doğruya öncelik verdiğinize göre değişiyor. Ve özünde tarafsız olması gereken rakip doğrular, maharetli ellerde yalandan bile yanıltıcı bir ikna aracına dönüşebiliyor.
Hector MacDonald politika, iş dünyası, medya ve gündelik hayattan alınmış ilginç hatta kimi zaman dehşete düşüren – çok sayıda vakayı inceleyerek doğrunun, gerçeklikten neden ve nasıl koparılabildiğini ortaya koyuyor. Hangi Doğru düşüncelerimiz ve eylemlerimizin bize sunulan seçilmiş doğrularla nasıl derinden şekillendiğini anlatan ayıltıcı ve yol gösterici bir kitap.
Çeviren: Aslı Perker, Domingo Yayıncılık, Şubat 2020

Rusya’da Bir Başkaldırı, Zahar Prilepin
“İnsan – içinde olağan üstü bir cazibe ve her bir atomun arasında uçsuz bucaksız mesafelerin bulunduğu, devasa gürültülü bir boşluk. Uzay da böyledir. Sıcak ve yumuşak bir vücudun içerisine, söz gelimi Saşa’nınkine baksak ve bir atomdan milyonlarca kez küçük olsak – o zaman her şey, başımızın üzerinde homurdanan ılık gökten farklı görünmeyecektir.
Ve biz tam anlamıyla müthiş, gizemli, ürkütücü bir boşluğun içinde yaşıyoruz. Ancak her şey o kadar korkunç değil – aslında evimizdeyiz, bizim suretimizde, bize benzeyen bir şeyin içinde.”
"Yaşam her zaman bir seçimdir, derlerse, Lyova – bu gerçeğin ifadesi değildir. Bazen seçim olanağı bulunmaz. Seviyorsan, seçim hakkın yok demektir. Vatan için de aynı şey geçerlidir.”
Çeviren: Varol Tümer, Monokl, 2020

Hormonların Gücü, Randi Hutter Epstein
Hormonlar nasıl keşfedildi? Bu keşif tıp tarihi için neden bir dönüm noktasıydı? Öncesinde hormon bozuklukları olan insanlar neler yaşıyordu? Hormonları kontrol ederek bedenlerimize hükmetme çabalarımız ne gibi zaferler ve hüsranlarla sonuçlandı? Cinsiyet hormonları hakkında öğrendiklerimiz, cinsel kimliklerimize dair görüşlerimizi nasıl değiştirdi? Son araştırmalar ileri yaştaki erkek ve kadınların rağbet ettiği hormon takviye ve tedavileri hakkında ne diyor?
Hormonların tarihi aynı zamanda keşiflerin, yanlış adımların, azmin ve umudun da hikâyesidir, diyor Epstein. Hormonların Gücü hem temel bilimi hem de onu şekillendiren insanları birlikte ele alarak, bizi biz yapan şeyin hikâyesini anlatıyor.
Çeviren: Aysun Babacan, Metis, 2020
Zor Anlar: Yaşanmış Deniz Hikâyeleri 3, Turgay Noyan
Günümüz anı hikâyeciliğinin usta kalemi Turgay Noyan, Denizden Gelen Adam ve Denizden Gelen Kadın’dan sonra aynı serinin üçüncü kitabı olan Zor Anlar’ı kaleme aldı.
İlki on altı yıl önce yayınlanan ve artık üçlemeye dönüşen seride amatör denizcilerimizin tecrübelerine dayanan birbirinden sürükleyici maceralar var.
Naviga Yayınları Deniz Serisi’nin yeni kitabı, denizciler için ders niteliği taşıyacak denizde geçen on sekiz “zor an”ı bir araya getiriyor. Hepsi gerçek, hepsi denizde geçen zor anların tarihe not düşülen öyküleri.
Yazarın bir solukta okuyacağınıza inandığımız bu eserde olayların pek çoğunun ürpertici bir yanı var. Ama buradaki amaç, kimseyi korkutup denizden uzaklaştırmak değil, denize heveslenenlerin ders çıkartmalarını sağlamak ve hatta Türk amatör denizciliğinin önemli olaylarını tarihe not olarak düşmek.
Naviga, 2020

Palto, N.V. Gogol
Gogol orta halli bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu yoğun Kazak kültürü etkisinde geçti. İlk eserlerinde bu kültürün izleri görülür. 1828 yılında St. Petersburg’a geldi ve burada “Hans Küchelgarten” adlı şiirini V. Alov mahlasıyla yayınladı. Aldığı eleştiriler sebebiyle bir daha şiir yazmama kararı aldı. 1831 yılında ilk öyküleri yayınlanan Gogol, kendinden sonra gelen birçok yazarı etkilemiştir. Eserlerinde dönem Rusya’sının yozlaşmışlığını, insanlarının çektiği acıları ve yaşadığı haksızlıkları işlemektedir. Son dönemde dine karşı ilgisi artan ve kiliseyi övmeye başlayan Gogol, 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını imha eder ve on gün sonra, kırk iki yaşında Moskova’da ölür.
Çeviren: Varol Tümer, Turkuvaz, 2020






