Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Temmuz 2020

Edebiyat

Quiroga'dan Aşk Delilik ve Ölüm Öyküleri

Didem Erdiman

Paylaş

1

1


Hepimizin hayatında iz bırakan önemli olaylar vardır. Yazarların yaşadıkları ve deneyimleri eserlerine bir ölçüde hizmet eder.

Horacio Quiroga için ölüm öyküleri yazmak tesadüf değildir. 1878 yılında doğan Uruguaylı yazar, Arjantinli diplomat bir babayla Uruguay’ın önde gelen burjuva ailelerinden birine mensup annenin oğludur. Horacio daha birkaç aylıkken babası bir av sırasında kazara vurularak ölür. Felçli üvey babası ise o daha on yedi yaşındayken kendini bir çifteyle vurarak intihar eder. Ne yazık ki bütün bu talihsizlikler Horacio’nun genç yaşlarında üst üste gelir.  Yaşadığı dramatik kayıplar Horacio’nun kaderini, karakterini ve doğal olarak edebi yönünü etkiler. Yirmi iki yaşındayken ilk şiirlerini yazmaya başlar. Lugones ve Edgar Allen Poe’dan etkilendiğine dair izler görülür. İlk kitabı Mercan Kayalıkları, ilk aşkı Maria Ester bir yana onun hayatının öbür dönüm noktası olan Paris seyahatidir. Çocukluk hayalini gerçekleştirmek için 1900 yılında babasından kalan mirasla Paris’e gider. Montmartre’da bir kafede Ruben Dario, Manuel Machado ve Enrique Gomez Carillo’yla aynı masayı paylaşır. “Bana öyle geliyor ki gerçekten değerli ve müthiş bir tip olan Dario hariç hepsi kendilerini olduklarından daha büyük görüyor,” diye bahseder döndüğünde bu buluşmadan. Horacio, Latin Amerikalı yazarlar için bir sembol olan Paris’i gözünde o kadar çok yüceltmiştir ki seyahat beklediği gibi geçmeyince hayal kırıklığına uğrar. Bu geziyi hata olarak görse de ileride kendi topraklarının değerini anlamasına vesile olduğunu fark edecektir.

Quiroga’nın öykülerinde ölüm ve korku hâkimdir. Ona göre insanın arayışı ve faniliği, ölümün dehşetiyle iç içedir. Onu derinden etkileyen bir diğer olay ise bir düello silahını incelerken yakın arkadaşını öldürmesi olur. Bu yük ona çok ağır gelir. Kız kardeşinin yanına Buenos Aires’e taşınır. Fotoğrafçılığa olan ilgisi sayesinde davet edildiği bir gezide Misiones Ormanı’yla tanışır. Bu ormanla tanışması onun hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Burası onun için eserlerini üretebileceği, kendi üslubunu yaratabileceği önemli bir mabed olacaktır. Kısa süre sonra Ötekinin Suçu (El Crimen Del Otro) adlı kitabını yayımlar. Öyküleri Arjantin’in tanınmış dergisi Yüzler ve Maskeler’de (Caras y Caretas) okunmaya başlar. Öykülerinde Poe’nun etkisi açıkça görülür. Üç yıl sonra kendisinden yaşça genç bir öğrencisiyle evlenir. İki çocukları olur. Ancak Horacio’nun yaşam şekline ve bulunduğu ortama alışamayan genç kadın bunalıma girip intihar eder. Karısının trajik ölümünün ardından çocuklarını da alarak Buenos Aires’e geri dönen yazar burada Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri’ni yazar. Eleştirmenler tarafından beğenilen yazar, Latin Amerika’nın en iyi öykücülerinden biri olarak anılır. Kitapta işlenen konular, öyküler ve yazarın kendine has üslubu büyük ilgi görür.

Kitabın önsözünü yazan Albelardo Castillo “Kardeş Poe, Kardeş Quiroga” adlı bölümde iki yazardan şöyle bahseder: “Poe için düzyazı, güzelliği hedeflemez, gerçeği hedefler. Quiroga’da böyle düşünüyordu. Ne var ki Poe için öyküde bu gerçek mantığın gerçeğiyken Quiroga için hayatın gerçeğiydi. Öykünün sıkı bir düzen içinde olması gerektiğini söyleyen Poe’ya katılır ama vurguyu etkiye yapmaz. Yazar der bize, her sözcüğü iyi düşünmelidir ama karakterlerini nereye götüreceğini-elinden tut ve götür, diye yazar –asla unutmamak için yapmalıdır bunu. Asla onların görebildiğinden ya da görmek istediğinden başka bir şey görmemelidir.” Bir Aşk Mevsimi öyküsüyle başlayan kitap aşkın insan hayatına etkilerini yalın ve naif bir dille anlatır. Güneş Çarpması öyküsü ölümün insan hayatında an meselesi olduğunu hatırlatır. Bunu köpeklerin gözünden anlatması ise öyküye farklı bir boyut kazandırır. Ölecek olan kişiyi daha önceden hissettiği düşünülen ve bunu tepkileriyle dile getiren köpekler gerçekten farklı bir gözle görülmeyeni fark eder mi? Misiones Ormanı, Horacio’yu öylesine etkiler ki neredeyse tüm öykülerini burası için yazar. Kuş Tüyü Yastık öyküsü beklenmedik bir sonla biter. Bir yastık insanın ölümüne neden olabilir mi? Yaban Balı ne kadar tehlikeli olabilir? Bir ağaç kütüğünde ölümü çaresizce beklemeye sebep olabilir mi?

Yalın dil ve özlü anlatımla yazılan öykülerde ölüm gerçek hayattakinden çok da farklı olmaz. Güneş çarpması sonucu ölen bir adam, bir kene tarafından kanı emilip boşaltılan genç bir kadın, karıncalar tarafından yenen bir adam gerçeklikten hiç de uzak değildir. Bilinçdışı dünyanın deliliğe ya da düşlere ait olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Horacio için karakterler önemlidir. Onlar hayatın içinden çıkmış, öyküdeki hayatlarını kendi seçimleriyle yaşayan birer oyuncu gibidir. Yazar onları izler ve yaşamlarına eşlik eder. Ölüm, hastalık, aşk, pişmanlık, ayrılık, delilik gibi temalar etrafında toplanan öykülerin abartıdan uzak olması onları farklı kılar. Gerçek hayatta duyduğumuzda şaşırtıcı ve dramatik gelen olay, durum ve duyguların bu kadar soğukkanlı ele alınması biraz rahatsız edici olsa da hayatın gerçeklerini anımsatması bakımından pek de şaşırtıcı olmamalı. Yazarın hayatını bilmenin etkisiyle öyküler daha da anlaşılabilir olmakta. Belki de bu kadar sakin ve soğukkanlı anlatımın altında yatan gerçek neden budur. Horacio Quiroga’nın hayatı gibi ölümü de trajik olur. İleri derecede kanser hastası olan yazar, elli sekiz yaşında intihar eder. Üç çocuğunu geri bırakır. Ancak onların ölümleri de babaları gibi olacaktır.

Notos Kitap’tan çıkan ve İspanyolcadan çevirisini Bülent Kale’nin yaptığı Aşk, Delilik ve Ölüm Öyküleri’nde son bölüm “Öykü Sanatı Üzerine Dört Kısa Deneme” adını taşıyor. Bu son bölümde Horacio yazar adaylarına her zaman etkili olan tekniklerden ve iyi öykü yazmanın küçük hilelerinden bahsediyor. İyi öykücü için verilen Dekalog kısmı birer başucu maddelerinden oluşuyor deyim yerindeyse. Son bölüm ise yazarın kendiyle yüzleştiği, öykü yazarları için son derece önemli bir içeriğe sahip olduğunu düşündüğüm Öyküde retorik (söz söyleme sanatı). Horacio Quiroga’nın Güney Amerikalı Cortazar ve Borges gibi yazarlar arasında hak ettiği yeri en kısa zamanda bulması dileğiyle.

 

YORUMLAR

Murat Tanakol

çok güzel, temiz bir yazı olmuş. özellikle "Poe için öyküde bu gerçek mantığın gerçeğiyken Quiroga için hayatın gerçeğiydi." vurgusu çok önemli. çünkü Quiroga'nın edebiyatta "büyülü gerçekçi" akımın babası olarak savunulmasının ardındaki en önemli etken buydu. tebrikler.

6 Ocak 2022

Öne Çıkanlar

Maria Callas’ın Eşi Benzeri Görülmemiş..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Paul Josephson

17 Mayıs 2026

Çernobil ve Nükleer Kibrin Bedeli

Nükleer Rönesans peşinde olanlar, Sovyetler Birliği zamanında yaşanan korkunç olayı unutmamalı. Amerikan gazeteleri, 1986 Nisan’ının son günlerinde -o zamanlar Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan- Ukrayna’dan gelen ürkütücü haberle doluydu. Çernobil Nükleer Sa..

Devamı..

Bilim İnsanlarının Yazdığı Bilimkurgu ..

Scotty Hendricks

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024