Rushdie’nin aldığı olumlu tepkiler gösteriyor ki okurların herhangi bir otosansürden geçmemiş, dürüst yorumlara da ihtiyacı var.
Hayatlarımızı organize eden tüm bu dijital oylama sistemleri karmaşası içinde Salman Rushdie gibi adından bolca söz ettiren birinin, medyanın gözünden kaçmayacak bir hata yapması an meselesiydi. Geçtiğimiz Nisan’da Rushdie’nin, Goodreads hesabı üzerinden bazı klasik kitaplar hakkında yaptığı olumsuz yorumlar ortaya çıktı – üstelik bu kitapların arasında oldukça şaşırtıcı olanlar da var. Örneğin Harper Lee’nin klasikleşmiş romanı Bülbülü Öldürmek, Rushdie’den üç yıldız alırken Kingsley Amis’in geniş kitlelerce beğenilen Talihli Jim’i yalnızca bir yıldız aldı.
Verdiği kıt oylar nedeniyle Goodreads kullanıcılarından gelen sorular üzerine Rushdie, “Ben bu oyların kişiye özel olduğunu sanıyordum. Sitenin size hangi kitapları önerip hangilerini önermeyeceğini anlayabilmesi için kullanılan bir değerlendirme olduğunu ve başkalarının görmediğini düşünmüştüm,” şeklinde bir açıklama yaptı.
Bu tarz bir algoritma kullanan Netflix gibi siteler olsa da Rushdie’nin bu hatası birçok gazetecinin yoğun ilgisini çekti. Kendisine, Goodreads hesabı hakkında yazı yazacağını söyleyen bir gazeteciye Rushdie, “Gerçekten mi? Bence bu çok saçma,” şeklinde cevap vererek yaptığı bu dalgınlığın haber değerini sorguladı. Rushdie’nin acımasız oylarını alkışlayanlar da az değil. Independent yazarı Katy Guest, kendi alışılmadık edebi zevkini de örnek göstererek Rushdie’nin oylarını övgüyle karşıladı.
Ne olursa olsun, Rushdie’nin yaptığı bu hata, edebiyat dünyasının derin bir yarasını da gözler önüne serdi: klasikler tabusu. Rushdie’nin aldığı olumlu tepkiler gösteriyor ki okurların herhangi bir otosansürden geçmemiş, dürüst yorumlara da ihtiyacı var.
Rushdie’nin klasiklere dair kazayla yaptığı bu dürüst itiraf, sadece dürüstlüğü nedeniyle değil, edebiyat dünyasındaki adam kayırma ve haksız övgüleri insanların gözüne biraz daha soktuğu için de değerli. Kitaplar sadece yazarlarının bireysel ilişkileri nedeniyle büyük edebi başarılar olarak öne çıkarıldığından gerçekten iyi olan yapıtlar gölgede bırakılıyor. Bu yüzden dürüst ve acımasız eleştirinin de iyi bir edebiyat zevkinin oluşması sürecindeki önemi daha da artıyor.
Çok büyük övgüler alan şaheserler ya da bugün klasik olarak nitelendirdiğimiz kitaplar bile sizin zevkinize uymuyor olabilir. Sıradan bir okur da olsanız, Salman Rushdie gibi olaylı bir yazar da olsanız bunda yanlış bir şey yok. Önemli olan bunu itiraf etmekten korkmamanız.