Sabah evden erken çıkmadım. Erken kahvaltı yapmadım bu sabah. Erkenden giyinmedim. Erken yola çıkmadım. İçinde ‘’erken’’ eylemi geçen bir şey yapmadım bugün. Neden mi? Belki ‘’Erken’’ kelimesini sevmediğim içindir. Belki bugünün de diğer günlerden farklı olduğunu hissetmek istediğim içindir. Belki tembel biri olduğum içindir. Aslında cevabını bende kendime veremiyorum. Sadece bir şeyleri erken yapmadığım bir gündü. Kısa süre sonrasında sokağa attım kendimi. Yavaş adımlarla ilerledim. Sokağa eşlik eden sadece kediler vardı bir de ben...
***
Saat erken değildi ama yine de kendimi dışarı atmak istedim. Daralmıştım bugün. Göğsümde bir basınç hissettim. Belki bu durumu rahatlatmaktı amacım ya da sadece dolaşmak. Kafamda bu ikilemle ilerliyordum. Nereye gittiğimi bilmeden, karanlıklar arasında ışığı arıyordum. Işık mı? Işığı arasam yatıp gündüz olmasını bekleyebilirdim, ne saçma... Ama bu bahsettiğim/hissettiğim böyle bir şey değildi. Bu cümle benim hayatımı tam olarak anlatmıyordu. Evet karanlıkta ışık aramak… Doğru cümle tam olarak buydu işte! Bu metafor daha uygundu herhalde belki de değildi bende bilmiyorum...
***
Kafamın içinde ikilemler var... Yola devam ediyorum. Tuhaf, daha önce hiç bu sokaklardan geçmemiştim. Sanki bilmediğim bir şeyi arıyor gibiyim. Unuttuğum bir şeyi… Bir anda bulmayı ummak gibi bir şey ya da değil sadece göğsümdeki basıncı azaltmaktı amacım.
Bilinmez sokaklar arasında dolaşırken aklıma geldi, sanırım deniz havası almaya çıkmıştım. Ne tuhaf bir şeylerden emin olmayan ben, galiba kendimi iyi tanıyamıyorum. Benliğimi bilmiyorum. Kafamda sürekli ikilemler geçiyor ve kendimi hiç ummadığım yerlerde buluyorum. Uyurgezer gibi geziyorum sokaklarda. Bedenim robot gibi ilerliyor. Kafamda birbiriyle çelişen kelimeler, cümleler 3. Dünya savaşını gerçekleştiriyorlar sanki. Ama bu savaş kelimelerle oluyor tankla tüfekle değil. Beni daha iyi ikna edebilen kelimeler kazanıyor savaşı. Ya da tam bir ilerleme olmuyor, kafam sanki kendi kuyruğunu yiyen bir canavar gibi, bir yandan kendini tüketirken bir yandan da kendini üretiyor…
***
Sonunda sahildeydim. Ciğerlerime çektim o havayı, soğuktu. İliklerime kadar hissettim… Soğuk hava bir ara ciğerlerimi yaktı. Sanki bir yudum viski içmiş gibiydi. Havayı çektikçe ciğerimi yakıyordu. Kafa yapmıyordu tabii. Yine de soğuk havayı çekmeye devam ediyordum. Sanki başka şansım varmış gibi.
Cebimde son bir sigara vardı. Neden bir tane kalmıştı bilmiyorum. Normalde sahile indiğim zamanlarda çok içerdim bu tütünü. Demek ki sahile ulaşmak için çıkmamıştım evden. Gerçi ne için çıktım bilmiyorum da. Bu işin sonu sahilde biteceğini de bilmiyordum. ‘’Bitmek’’ kelimesi, niye bunu kullandım ki şimdi… Hangi işin sonu bitecekti? Neyse son sigaramı da yaktım ve beyaz bulutları çektim ciğerlerime. Kafa yapmayan viskinin yanığını aldı biraz. Bir an durdum, bir dakika boyunca öylece durdum. Galiba robot olan bedenimin pili bitmişti. Kitlendim, kaldım. Kafamda Üçüncü Dünya savaşı devam ediyordu. Kayıplar vardı. Arkadan takviye güçler geliyordu. Kelimeler bitmezdi hiç. O yüzden savaş devam ediyordu. Kelimeler savaşıyordu…
***
Sigaram bitmek üzereydi. Yarısını zaten esen rüzgar içti. Her estiğinde bir yudum çekti sigaramdan. Gerçi o da bana viskisini ikram etti. Sigaram bitti. Kendimi sahilde buldum. Yüzen balıklara baktım. Gece olmasına rağmen karanlıkta görebiliyordum onları. Kalabalıktılar. Aile gibi… Bense çok yalnızdım. Acaba beni davet ederler miydi, alırlar mıydı aralarına? Çünkü çok yalnızdım. Sıkılmıştım bu durumdan. Sigaramda bitmişti, viskim de azalmıştı. Rüzgar artık esmiyordu. Onları öyle kalabalık görünce bir an bende balık olmak istedim. Sadece onlara katılmaktı amacım. Bir an olsun yalnız olmak istemedim. Bir yere ait olmak istedim. Pili bitmiş bedenim bir anda kendini onların arasında buldu…
***
Bir tuhaflık vardı. Bugünün tuhaflığı değildi bu. Hissettiğim bir şeydi. Ne olduğunu tam olarak anlamadım. Soğuk ve yaralayıcıydı sanki. Hissediyordum ama. 3. Dünya savaşı bitiyor muydu? Yoksa balıklar beni kabul mü ettiler? Bir yere ait olmuş muydum? Aslında hiçbiri değildi. Savaş bitmemişti, sadece saflara çekildiler. Balık olmamıştım, çünkü beni kabul etmediler. Ben gelince hepsi kaçtı. Bedenim soğuk suda yalnızdı yine. Son hissettiğim bir siren sesi oldu. Bedenimin dalgalarla dans ediyordu. Dans etmeyi de sevmem aslında… Sadece göğsümdeki basıncı dindirmek istemiştim bugün. Ve yalnız olmamak. Göğsümdeki basınç dinmişti ama denizin karanlığında bedenim yalnızdı.






