Sapsarı Bir Akşam
1 Haziran 2019 Öykü

Sapsarı Bir Akşam


Twitter'da Paylaş
0

Ufacık bir odada, sapsarı bir ışığın altındayız. Biz ve birçok kişi daha. Sıkış tıkışız. Ve hiçbir şeyimiz yok neredeyse, acımızdan başka. Kimsenin cam açacak kadar dahi takati yok. Kalan son gücünle de ağlıyorsun hatta. Konuşmak denen şeyin en gereksiz anındayız. Duvarlarına mutlu resimler çizilmiş bu odaya ne kadar yakışıksız kalıyor o hıçkırık sesleri. Her şey surat asıyor sanki. Kitaplıktaki plastik tabakların içinde kurumuş yemekler, krakerler, plastik bardakların içinde yarım kalmış vişne suları... Her şey plastikten ve protez. Hiçbir şey buraya ve bize ait değil sanki. Ve bir adam diyor, böyle denir değil mi? "Durmadan protez üretiyoruz!" diye. Bu kadar çok dokunurken bu kadar az hissetmemiz de bundan. 

Dışarı çıkıyorum sonra. Şaşkın suratların arasından geçiyorum. Ne yapacağını bilmeyen bir adam olarak, ne yaptığını bilmeyen insanların arasından geçiyorum. Evin karşısına, sokak lambasının altındaki kaldırıma oturuyorum. Bir sigaram var cebimde. Yakıyorum. Başım eğik. Bağırıyorsun içerden. Hafif aralanmış bir camın içinden dağılıyor sesin, bütün sokağa. "Neden?" diyorsun, "Nasıl?" diyorsun ve daha duymak istemediğim çokça soru. Yanıtlarından korktuğum onca soru! İnsanlar telaşlı ve bitkin. Ve sessiz, olabildiğince. En kötü kâbuslardan daha kötü bir gerçekle başbasın. Uyumak istiyorsun. Kim bilir, uzun sürsün istiyorsundur içinden, olabildiğince uzun süren bir uykuya dalmak... Belki hiç uyanmamak. Böyle olması gerekmez mi? İnsan, bulunmak istemediği bir hikayeye tekrar tekrar girmek ister mi? Uyu, diyorlar, o zaman. Gece, ara ara uyandıracak seni belki bu acı. Kalktığında, biliyorsun, on saniyen olacak. Her şeyin aynı olduğunu sandığın tam on saniye. Sonra başın dönecek. Gözün kararacak. Gerçeği hatırlayınca tekrar uyumak isteyeceksin. Göğsünde bir yerlerdeki bir arıza buna engel olacak.  Başkaları aynı hayata devam edip bu monotonluğa söverken, belki, bunun adil olmadığını düşüneceksin. Küfredeceksin. Kızacaksın. Bağırıp çağırmak, kırıp dökmek isteyeceksin belki. Çok daha sonra adil olanın bu olduğunu anlayacaksın. Kabullenmemek için direneceksin. Şunu öğreneceksin: Mutluluk güzel tercihlerle eldi ediliyor olsa da keder her zaman olağandır. Hem, ölüm değil mi ki, insanın hep anormal karşıladığı en normal durum.  Soğuması için yalvaracağın bir ateş var içinde, kimsenin elini uzatıp söndüremeyeceği. Seni, bu ateşi kısman için yetiştirmiş bir adamı kaybediyorsun, azar azar. Acını, gömmeden yaşamak için.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR