Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

14 Mayıs 2020

Edebiyat

Sedat Sezgin’nin Feyruşe Romanında Aşk Kavramı

Hüseyin Çiftçi

Paylaş

0

0


Sonuçta aşk beraberinde endişe, korku, coşku ve tapınmayı da getirir, âşık olan bazen kendini kurban olarak sunmaktan sakınmaz, hatta bundan sonsuz bir sevinç bile duyar. Yazar, roman boyunca ders vermekten uzak, akıllarda buna benzer sorular bırakarak hikâyesini kuruyor.

Bugüne kadar aşk üstüne sayısız hikâye ve şiir anlatılıp yazılmış ve bu uğurda sayısız şarkı bestelenip türlü türlü enstrümanın telinde acıklı seslere dönüşmüştür. İnsan denilen mahlûkat var olduğu sürece bu akışkan duygu daima gönüllü birilerini peşinden sürükleyecektir. Aşksız bir hayat düşünemem sözü çok defa hepimizin dilinde pelesenk olmuştur zaten. Muhtemelen hepimiz daha ergenliğin ilk yıllarında aşkın o tuhaf ve sihirli dünyasına kendimizi kaptırmışızdır. Kimimiz aşklarında hayal kırıklığı yaşamış, kimimiz de dünyanın en mutlu insanı olmuştur bu vesileyle.    

Kanımca gözden kaçmış, edebiyatseverlerin sevebileceği ve iyi okurların zevkle okuyacağı bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Sedat Sezgin’in Feyruşe adlı romanını uzun zaman önce okumuştum, bu hafta yine okudum ve bu vesileyle az da olsa kısa bir yazıyla katkı sunmak istedim.

Roman teknik olarak iki ana hikâye üzerinden anlatılmış. Birincisi: Feyruşe bir gün bir düş görür, düşündeki güzeller güzeli kıza yıldırım hızıyla âşık olur. Ancak Binbir Gece Masalları’nda olabilecek bir gerçeküstücülükle bu kızın peşine düşer ve macera böylece başlar. İkincisi: Çocukluğunu sorunlu evlilikleri olan ebeveynlerin bulunduğu bir ortamda geçiren Feyruşe doğal olarak çocukluğunu ve ergenliğini sorunlu geçirir ve böylece onun başına gelen trajikomik olayların şahidi oluruz. Feyruşe henüz küçük bir çocukken halasından dinlemiş olduğu adaşının yani Feyruşe’nin aşk masalının etkisiyle kendine başka bir dünya kurar ve tabi doğal olarak saflığı ve güzelliği simgeleyen masaldakinin tersine yaşadığı çağın gerisine düşerek gerçeklikten kopar. Zamanımızdaki Feyruşe’nin gülünç ve trajik hikâyesi de böylece başlamış olur.

Feyruşe, masalın etkisiyle saf aşkın peşinden gitmeyi düşlerken her defasında gerçek hayatın acımasızlığıyla karşılaşır. Şüphesiz gerçek hayat hiç de masalda dinlediği gibi değildir. Masaldaki Feyruşe bir kahraman gibi parmakla gösterilip omuzlarda taşınırken gerçek hayatta neredeyse tam da bunun zıddıyla yüz yüze kalır.

Yani demek istediğim burada, modern zamanlarda, ne kadar çabalasa da bir türlü doğru ilişkiler kuramaz, tabiri caizse Feyruşe hangi kapıyı tıklatsa kapı sertçe suratına çarpılır.

Sezgin romanında Feyruşe’nin hikâyesine değil de sanki ebeveynleri arasındaki ilişkilere bakmamızı ister gibidir, bu vesilesiyle sorunlu evliliklerin, yani zaruri birlikteliklerin çıkmazlarını az da olsa göstermeye çalışır.

Şunu da unutmamak gerekir, roman bu sorunlu birlikteliğe odaklanarak evlilik ve zorunlu ilişkiler gibi kavramlar üstünde bir kez daha düşünmemizi isteyerek aslında çağımızın pornografiyle içlidışlı ve mantığa saplanıp kalmış ama aynı zamanda düşsel olanın korkusuz coşkusuna da uzak durmuş ilişkilerin ne kadarının aşk ve sevgi taşıyabildiği sorusunu da sorar. Sonuçta aşk beraberinde endişe, korku, coşku ve tapınmayı da getirir, âşık olan bunların tümünü içinde barındırır ve âşık olan bazen kendini kurban olarak sunmaktan da sakınmaz, hatta bundan sonsuz bir sevinç bile duyar. Yazar, roman boyunca ders vermekten uzak ve hatta daha çok akıllarda buna benzer sorular bırakarak hikâyesini kurar, bunu da önemli buluyorum.

Feyruşe kurgusu bakımından da farklı ve yenilikçi bir roman, belki sayfa sayısı bakımından az ama mizah yönünden zengin bir kitap, okura bazı yerlerde kahkahalar attırdığını da eklemeliyim. 

Son söz: Feyruşe belki bir aşk kitabı değildir, belki de daha çok bir aşksızlık ya da saf aşkın peşindeki düşçünün hayal kırıklığının romanıdır.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

En Önemli Roman KahramanlarıOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nedim Dertli

3 Haziran 2025

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Salgado, kamerasını bir sahne, bir anlatı zemini ve sözcüklere ihtiyaç duymadan etik bir çağrı mekânı olarak kullanır. Belki de bu yüzden onun anadili “fotoğraf”tır.Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinde –8 Şubat 1944, Aimorés– seki..

Devamı..

Mişima Efsanesi

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024