Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

6 Ocak 2023

Öykü

Sekiz Numara Feyza

İbrahim Tekpınar

Paylaş

1

0


Doksan dokuzluk tespihin tanelerini çekmekten parmakları nasırlaşmış, yine de bir yandan tülbendini, kulak arasına sıkıştırır gibi kenara çekip telefonla konuşuyor bir yandan da içinden zikredip, kelimelerinin arasına mola koyarak tespih tanelerini öteye ittiriyor.

Ayşın mı? Ne yapsın gariban da evlilik hazırlıkları yapıyor Koşuşturmaca işte. Daireden arkadaşıymış. Tanışmaya geldi, düğünümüzü fazla bekletmeden yapalım Hüsna teyze dedi. Yaşı da geldiydi kızın verelim ne bekleyecek zaten. Ter basmıştı, ahizeden gelecek dedikodu malzemelerini, savuşturmak için en tehlikesiz sulara girip çıktı. Büyüklere, küçüklere hatta köyün deresine, bodur ağacına bile selamı yolladıktan sonra telefonun kırmızı düğmesine bastı. Etekliğinin içindeki cebe soktu. Hafakanlar basmıştı sanki, balkona çıktı. Saksılara ektiği reyhanlarını avuçlayıp koklamayı sever, arada reyhanlara ölümden bahseder. Boş saksının birine çiçek ekmek için toprak doldurmuşlardı. Ne zamandır içine çiçek ekmek istiyordu da ekecek bir şey bulamıyordu. Rahmetlik olsa cam güzellerini mahalledeki terziden bir parça alır dikerdi. Hep mor mor olsun diye dibine paslı çivi koyardı. Çiçek morarır ve coşardı. Cam güzellerini ekmeye gönlüm el vermeyince boş kaldı. Boş saksıya uzanmış, boynunu İsmailimsi uzatmış kuş vardı. Minik gözleri hala açıktı. Kırış kırış bedeninden tok ses çıkmasa da şakladı. “Tövbe Bismillallah.” Siyah tuşlu telefonu çıkardı. Bire bastı, kızı acil aramalara kaydetmişti. Aradı. Ayşın Seyithan ile akşam yemeği planları yaparken çalan telefondaki ismi görünce Seyithan’a bir baktı. Meşgule attı. Anneme yemeğe gideceğiz dersem kızar. Akşama mesai var diyeceğim. Kafasıyla onayladı. Geri aradı. Telefon çaldı, çaldı ve uzun uzun çaldı. Bu telefon denen mereti bir kerede zamanında aç diye şikâyet etti. Hiç açmaz ya namazda ya bir yere bırakmış. Beş dakika sonra telefon titredi. Meşgule alıp kendisi aradı. “Anne, Allah aşkına, arıyorum niye açmıyorsun?” Dur dur Ayşın, binanın bahçesine düşmüş bir yavru kuş vardı ya baban rahmetlik olmadan eve getirmişti. Balkonda baktık. İyileşince uçup gitmişti de baban üzülmüştü. Eeee anne, geri gelmiş ve ölmüş. O olduğu ne malum ya anne! Bazen öyle garip konuşuyorsun ki seni tanıyamıyorum. Anne işler yoğun mesaiye kalacağım. Sen yemeği ye bekleme beni dolapta yemek var. İstersen sana dışardan söylim kapıya getirirler. Tamam kızım deyip teskin olmadan kapadı. Mesai bitiminde şişman güvenlik görevlisinin içeriye kimseyi almamak için kilitlediği kapıdan çıktılar. Sahipleri Seferad Yahudi'si olan meşhur Linet’e gittiler. Salataları, yemeklerini beğendiklerinden bir de işyerine yakın olduğu için burayı tercih ediyorlardı. Masaya karşılıklı oturup siparişler verdiler. Tınnn, yanıp söndü ekranlardan biri, Seyithan baktı. Yazıştığı zengin dulu, Mama diye kaydetmişti. Ondan mesaj gelince tedirgin olmuştu. Ayşın’ın gözünden kaçmadığı için hiç huyu olmamasına rağmen “kim?” dedi. Kuzenlerden biri deyip geçiştirdi. Ayşın’ın mutmain olmadığını fark edince ekleme yaptı. Salağın teki, öğrenci arada burs falan veriyorum. Ay başına yakın yoklar beni öyle samimiyetsiz bir dille hasbihal eder. Hım. Yemekler azar azar yenilip, mekânda baya vakit geçirdiklerinden eve gitme vakti geldi. Eve dağılınca kapıda bir ding dong sesiyle beklediğinde annesinin uyuduğunu düşünerek anahtarını hatırladı. İçindekileri kara bir delik gibi kaybedip yutan ve ihtiyaç olduğu zaman bulunmayan çantadan anahtarı aradı. Ruj, kalemlikler, kartlar bir bir çıktı. Diplerden gelen sesle yerini tespit edip çıkardı. Deliğe sokup çevirdi. Kapı şak şaklarla içeri buyur etti. Seslendi, balkondan ses gelince oraya gitti. Beyaz plastik sandalyesinde oturup kuşu izliyordu. Anne diye seslendi, döndü. Bu o! Tanıyorum. Bana inanmıyorsun ama bu o. Yahu anne ne diyorsun ya. Hadi gel içeriye, deyip kolundan tutup içeri aldı. Gürültü olsun diye televizyonu açtı. Müge anlıyı severdi. En azından herkesin felaketlerle teselli bulup iyi ki benim başıma gelmemiş tövbe estağfurullah deyip masa tıklattığı programları milletçe severiz. Annemde arada izler. Kadir Gecesi’nin hatırına daha dini bir program koymuşlardı. O da elindeki tespih mesaisini sürdürürken bahtsız kızına dua etti zaten bu ahir dünyada kimsesi yoktu. Gerçekte o da onun kimsesi değildi ya bir Allah biliyor. Rahmetlik babasının cenazesinde söyleyecek oluverdi. Dili dolandı, kalbi gümbürdedi. Telaşeden ağzı dili kurudu da diyemedi. Ayşın annesi televizyon izlerken böğürecek raddeye gelinceye dek kuşu çöp poşetine koydu. Kâğıt havluya sarmıştı. Bembeyaz bir çöp olmuştu. Kapıcı çöpleri almamış çöpe atıp geleyim dedi. Dört yanı aynalı asansörde, elinde ölü kuşla aynadan kendine baktı. Memelerinin çatalı görünüyordu. Belini kırıp arkadan baktı. Asansör inince kapıdan kapıcı göründü. Kadri efendi, selam verip elindekini görünce çöp mü o dedi. Çöpleri toplar içlerini karıştırırdı bu sebeple çöpleri ondan başka kimselere toplatmaz, itina ile karıştırırdı. Sekiz numaradaki Feyza Hanım bir keresinde bina toplantısında kendisinin eski gömleklerinden birini onun üstünde gördüğünü söylemişti. Çöpleri karıştırıyormuş. Kırıklarından birinin ona aldığı kırmızı geceliği şeffaf çöp poşetinde görmüştüm. Baktığımı gören Kadri Efendi sekiz numara demişti. Birkaç sevişme eskitmişti daha ve sıfırdı. Elimdeki mavimtırak çöp poşetini teslim ettim. Tekrar asansörün çok el değmiş düğmesine dokundum. Açıldı, aynadan yine incecik belime baktım. Seyithan’ın kavrayıp fısıldadığı anı hatırladım. Annem aramıştı, elleri belindeyken konuşmuştum.

Annem evde yine Allah'ı ikna etmeye çalışıyordu. Odama geçip kendimi yatağın koynuna bıraktım. Kollarım, ellerim yatağı işgal eder gibi dağıldı. Uyandım, telefonun ekranından baktım. Saat daha erken yine de dışarıdaki mavi ışığın yanıp sönmesiyle pencereden bakmak için perdeyi çektim. Bina önünde bir ambulans vardı. Telefonda yanıp sönen bildirimlere bakınca bina sakinlerinin guruba yönetici olacak emekli polisin bir şeyler yazdığını gördüm. “Bina sakinlerinin dikkatine, kapıcı Kadri Efendi, zehirlenmiştir. Hastanede olması hasebiyle çöpler toplanamayacaktır.” Cevaben yazan kaç numara olduğunu bilmediğim öğrencilerden biri gecenin o vakti nasıl uyanık kalmışsa yazmış. Nasıl zehirlenmiş? Yönetici mahcup bir tavırla, “Kuşun birinin tüylerini yolup pişirmiş ve zehirlenmiş. Acil müdahale ekibi midesinin yıkanacağını söyleyip abartılacak bir şeyin olmadığını söylemişmiş,” diyor. Yarım akıllı boşuna demedik. Annem duysa duysa kalbi dayanmaz Allah’tan uyuyor. Kim bilir, rüyasında avuçlarında kuşla babamı görüyordur. Kadri efendinin zehirlenmesine sekiz numara Feyza sevinmiştir. Eve aldığı kırıklarından arta kalanları rahatça atacaktır. Saten gecelikler, dantelli çamaşırlar, şarap şişeleri, ilaç kutularını teneke kutuya savuracak. En fazla kâğıt toplayanların biri görecek ve kimin olduğunu bile bilmeyecek. Belki yorgun argın eve dönünce karısına hediye edecek. Gece, gece sekiz numara Feyza’nın kulakları çınlayacak.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Psikanaliz ve MarksizmJ. D. Bernal
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. T. Yılmaz

19 Mart 2026

Robert Duvall: Sinemada Her Zaman Gerç..

"Sabahları napalm kokusunu seviyorum... Kokusu... zafer gibi.”Böyle diyordu Duvall, Francis Ford Coppola'nın Apocalypse Now  (1979) filmindeki Wagner hayranı, sörf meraklısı ve sadece 11 dakikalık bir oyunculuk gösterisiyle bir sinema ikonu yaratmayı..

Devamı..

Kapitalizm Öldü mü, Yoksa Taht mı Deği..

Uğur Ugan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024