Siyah Beyaz
17 Şubat 2020 Öykü

Siyah Beyaz


Twitter'da Paylaş
0

Onu bulmayı o kadar çok istedim ki… Sonunda bir gün çıkageldi. Tüyleri her zamanki kadar parlaktı. Siyahlar daha siyah, beyazlar daha beyaz…

“Sonunda geldin demek ha?!” dedim.

Hiçbir şey olmamış gibi yüzüme ışıl ışıl baktı, hafifçe miyavladı. Gözleri parlak yeşil, derin… Söyleyecek çok sözü var gibiydi. Gezdiği damları, sokakları, kıyıları anlatmak istese de kendine saklıyordu.

“Gezdim işte,” diyordu.

“Çapkınlık yaptın mı peki?..”

“Nasıl yapayım, kısırım ya!”

Sevincimden havalara uçtum. Sanki ben de onunla dünyayı gezmiştim. İki aylık bir dünya gezisiydi. Balona bile binmiştik. O avlanmış, ben meyve-sebze yemiştim. Yanı başımda bir jaguar gibi onurluydu. Birkaç gün Cortazar’ın canavarına öykünmüş, gizlice gelmişti terasa… Bizim olmadığımız saatlerde evi tavaf edip çatılarına dönmüştü. Özgürlüğüne halel gelsin istemiyordu. Öte yandan evdeki yaşamın konforuna da dayanamıyordu. Bir de dişisi vardı: Rita…

“Gitme, etme!” demişti Rita…

“Dönersen salmazlar seni…”

Çok düşünmüş, sonunda bizi özlediğini anlayıp dönmüştü. Balkon kapısı açıktı, itip içeri atladı. Ben de merdivendeydim, inanmaz gözlerle ona bakıyordum. Onun o esnek, siyah-beyaz bedenine…

“Nisan, geldi, geldi!” dedim tıkanarak…

Sesim yeterince güçlü çıkmamıştı.

“Nisan, Nisan!”

“Ne var?!”

“O geldi!”

“Mama ver öyleyse,” dedi.

Onun iki aydır süren yokluğunu unutmuştu.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR