Zambak Kadar Beyaz

Zambak Kadar Beyaz


Twitter'da Paylaş
0

Diğer romanlarında olduğu gibi ‘bastırılmış’ duyguları eşeleyen ‘İntikamlar’ adlı romanında Philippe Djian, entelektüel ama hayatlarındaki boşluğu bir türlü dolduramayan, seçimlerinde kararsız, gerçekleşmeyen arzuları nedeniyle düş kırıklığı yaşayan insanları anlatıyor.

Philippe Djian, Türkeye yeni çevrilen İntikamlar romanında oğlunun intihar etmesinin travmasını üzerinden atamayan bir adamın sancılı ilişkilerini anlatıyor. Diğer Djian romanları gibi İntikamlar’ın da bastırılmış –rahatsız edici– duyguları eşeleyen karanlık bir hikâyesi var. Ermeni asıllı Fransız yazar Philippe Djian 1949 yılında Paris’te doğdu. Eğitimini tamamladıktan sonra Gallimard Yayınevi’nde depo sorumluluğundan otoyol gişe memurluğuna kadar çeşitli işlerde çalışan, bir yandan da edebiyat incelemesi ve şarkı sözü yazarlığı ile amatörce uğraşan Djian’ın ilk kitabı 1981 yılında –zorlukla– yayımlanabildi. Bundan cesaret alarak art arda birkaç roman daha yazdı ve sonunda arzuladığı başarıyı 1985 yılında yayımlanan 37o2 Le matin (Betty Blue adıyla sinemaya da uyarlanmıştı) romanı sayesinde kazandı. Doğrusunu söylemek gerekirse ünü sağlayan romandan ziyade sinema uyarlamasıydı. Ancak talihi dönmüştü Djian’ın. 90’lı yıllarda yazdığı romanlar ve şarkı sözleriyle özellikle gençler arasında büyük bir okuyucu kitlesi kazandı, edebiyat çevrelerince dili ve üslubunun çekiciliği fark edildi, 2011 yılında saygın edebiyat ödüllerinden ‘Prix Interallie’ye değer görüldü. Bugün Beat kuşağının son temsilcisİ gözüyle bakılan Philippe Djian pek çok dünya ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de tanınıp sevilen bir yazar.

philippe dijan

Araya ‘Şeytan’ Karıştığında

Hikâyenin başında Marc’a, sarhoş bir genç kıza yardım ederken rastlıyoruz. Marc, kırk beş yaşında, modern plastik sanatlarla uğraşan, bu piyasada tutulan ve iyi de para kazanan bir adam. İlk karısından –oğlunun velayetini alarak– ayrılmış. Daha sonra birlikte olduğu sevgilisi Elizabeth ise intiharın üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Marc’ı terk etmiş. Marc’ın yegâne arkadaşları evli bir çift; Michael ve Anne. Üçü, gençlik çağlarından beri arkadaşlar. Sol bir örgütün militanlığıyla başlayan tanışıklıkları şimdilerde ticari bir ortaklık şeklinde sürüp gidiyor. Marc’ın yardım ettiği sarhoş kızın adı Gloria. Yirmi bir yaşındaki genç kız Marc’ın ölen oğlunun sevgilisi ve daha tanışmadan önce Marc’tan nefret ediyor. Gloria’nın nefreti Marc’a oğlu ile ilişkilerini, babalık yükümlülüklerini yerine getirmedeki eksikliklerini düşündürecek ama kendisiyle her koşulda barışık bir insan olarak geçmişi Gloria’nın elinden tutarak temize çekmeye çalışacaktır. Ne var ki Gloria’nın -bu genç ve çekici kızın- gelişi yalnızca Marc için değil artık evlilikleri -aslında cinsellikleri- iflas etmiş olan Anna ve Michael’in hayatları için de bir tehdittir. Anne, ‘Gloria’yı pek yakında yüzlerinde patlayacak bir el bombası’ olarak tarif edecek, ‘kendilerinin de bunu göremeyecek kadar kör olduklarını’ ekleyecektir. Nitekim çok geçmeden Michael’in Gloria’ya ilgisi açığa çıkar. Anne ise Michael ile evlenmeden önce tutkulu bir ilişki yaşadığı Marc ile yeniden yakınlaşmak ister. Marc, Michael’e tepki göstermekle birlikte olup bitenleri görmezlikten gelme yanlısıdır. Ne var ki Gloria, ‘bir sabah nehir kenarında, yarı çıplak ve yarı ölü vaziyette, çamur içinde ve kendinden geçmiş olarak bulunduğunda’ Marc intikam duygusuyla kıvranmaya başlayacaktır…

philippe dijan

Yitik Kuşaklar

Phillipe Djian romanlarını okuyanlara İntikamlar’daki roman kişileri tanıdık gelecektir. Orta yaş gurubundan, orta sınıfa mensup, eğitimli, hatta entelektüel ama hayatlarındaki boşluğu bir türlü dolduramayan, seçimlerinde kararsız, gerçekleşmeyen arzuları nedeniyle düş kırıklığı yaşayan insanlar... Hepsi de cinsellikle karışık bir sevgi arayışında. Ne var ki bencillikleri sevmelerini de sevilmelerini de engelliyor. Djian’ın hikâyelerinde bu türden insanların iç hesaplaşmaları ve çevrelerindekilerle çatışmalı ilişkileri yansır. Bu noktada Djian’ın kendi kuşağının hikâyesini anlattığı, hatta Marc karakterini iç bakışla yarattığı söylenebilir. Yitik bir kuşağın bireyleridir onlar. Bir zamanlar romantizmle devrime inanmış, mücadele etmiş, sonra heyecan yitimi ile ‘aklı başına’ gelmiş, mutluluğu kazanmakta ve tüketmekte bulmuş –Türkiye’de de karşılığı olan– bir kuşaktan söz ediyorum. Marc, şöyle tarif ediyor bu büyük ‘metamorfoz’u: “Yirmi yaşındayken aynı siyasi grupçuğun üyesiydik. Anne ve ben onun emrinde ‘görevler’ ifa etmiştik, ama tüm bunlardan geriye ancak eski tanıdıklar arasındaki bazı akşam sohbetlerini besleyecek malzeme kalmıştı. Zamanla, yükümlülüklerin ağırlığı, şeflerin ihaneti ve atalet dolayısıyla köşeler yuvarlanmıştı. (...) Gerçek burjuvalardık. Gırtlağımıza kadar düzen içi, sımsıkı yerleşmiş, zambak kadar beyaz adamlara dönüşmüştük.”

Kadınlı-erkekli ‘zambak kadar beyaz adamlar’la kurduğu şahıslar kadrosuna pek hoşgörülü yaklaşmaz Djian. Onları okuyucuya sevimli göstermeye çalışmaz. Mesela aşırı ve suçlu bencilliği ile Marc’a yakınlık duymak hiç de mümkün değildir. Djian, Marc’ın iç dünyasını kurgu yoluyla açığa çıkarır. Birinci tekil şahıs açısından Marc’ın olayları yorumlayışı ve kendisini her durumda haklı çıkaran düşünce mekanizması izlenir. Hemen ardından nesnel olaylar üçüncü tekil şahıs bakış açısıyla sunulur. Karşıtlıklar apaçıktır. Sonuçta iki gencin yaşamı ‘zambak kadar beyaz’laşan kuşağın duyarsızlığının kurbanı olmuştur. Çarpıcı, içinde travmatik olaylar barındıran, zaman zaman suç edebiyatının sınırlarını zorlayan hikâyeleri asıl etkili kılan Djian’ın dilinden ve üslubundan kaynaklanır. Beat kuşağının yarım kalmış yürüyüşünü günümüze taşıyan Djian’ın romanları Avrupa’nın ‘Yeraltı Edebiyatı’ içinde mütalaa edilebilir. Argoyu da barındıran gündelik konuşma dilinin akıcılığı, dilin sadeliğindeki ısrarı, dilbilgisi kalıplarını sıklıkla -bilinçli olarak- ihlali, geçmişle bugün arasında özgürce gidip gelen anlatımı, bakış açısının değişimi... Bütün bunlar Djian’ın özgün bir anlatım tarzı arayışının yansımasıdır. Hikâyede bıraktığı, okuyucunun doldurmasını beklediği boşluklar da öyle... Böyle bir arayışı modern ya da post-modern olarak yorumlamak mümkün ama Djian kategorize ederek anlaşılacak bir yazar değil. Çünkü duygularıyla, öfkesiyle, yazma şehveti ve özgürlük tutkusuyla hareket ediyor. İntikamlar Djian’ın –en genel anlamıyla– dünyasını kavramak açısından karakteristik bir roman; kısa, sert, sürükleyici... Philippe Djian, İntikamlar, Çeviren: Hakan Tansel, Ayrıntı Yayınları, 144 sayfa


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR