Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Mart 2024

Kültür Sanat

Siyaseti Sosyal Medyadan Uzak Tutmalı mıyız?

Amy Fleming

Paylaş

0

0


Farkındalık yaratmakla kutuplaşmayı beslemek arasındaki ince ayrım.

Sosyal medya masumiyetini yitireli epey olmuş olabilir. Nitekim Facebook kurulduktan yirmi yıl sonra sosyal medyada yapılan siyasi paylaşımlar, dayanışma duyuruları ya da duygusal rahatlamaya yönelik iç dökmeler karşısında kendimizi yüksek bahisli, amansız bir oyunun ortasında yaşıyormuşuz gibi hissedebiliriz. Bu durum, İsrail-Gazze savaşıyla birlikte daha da belirgin bir hal aldı ve çoğu insan sosyal medya paylaşımları yüzünden ya işlerini kaybetti ya da arkadaşlarını.

Takipçilerin benzer düşüncedeki insanlar oluşan bir yankı odası olduğuna dair yanılsamalar yok artık. Bu bile geçmişte kaldı; milyonlarca kişinin evlilikte cinsiyet eşitliğini savunmak adına profilini gökkuşağıyla kapladığı 2015 yılında ya da yine milyonlarca insanın, siyahilerin yaşamının önemini vurgulamak için Instagram’da simsiyah bir görsel paylaştığı 2020 yılında. Fakat ne zaman ki, Orta Doğu söz konusu oldu işte o zaman politik anlamda birbiriyle aynı çizgide olan gruplar arasında bile derin görüş ayrılıkları olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu ayrılık algoritmalarla, cehaletle (içimizden pek azı konunun uzmanı), dezenformasyonla ve internetin kutuplaştırıcı etkisini gayet iyi bilen zihinlerin marifetiyle olabildiğince körüklendi.  

Peki nasıl hareket etmeliyiz? Görüşlerimizi sosyal medya sahnesinden tamamen uzak tutmak daha mı iyi olur? Yaklaşık on beş yıldır siyasi görüşlerin çevrimiçi ortamlarda ifade edilmesi üzerine çalışmalar yapan James Dennis, “itibar endişesi” sebebiyle olaylara müdahil olmak istemeyen kişi sayısındaki artışa dikkat çekiyor. İnsanlar bunun yerine, “sosyal medyada ‘dinleyici’ olarak kalmayı yeğ tutuyor ve siyasi görüşlerini kamusal alanda ifade etmekten sakınarak sosyal medyayı sadece politik bilgi akışının tüketimi için kullanıyorlar.”

sosyal medya politik

Bu bir tür eskiye dönüşün habercisi olabilir mi? Nihayetinde bütün bu ağlar başlangıçta sadece arkadaşlarla ve aile üyeleriyle bağlantı kurmanın pratik bir yöntemi olarak üye kazanmıştı. Fakat elbette çok şey değişti. Westminster Üniversitesi ve Londra King’s College’da toplum ve veri dersleri veren ve aynı zamanda sosyal medya platformlarının kullanıcı davranışlarını etkilemek üzere nasıl tasarlandığını araştıran Debbie Ball, sosyal medyanın yirmi yıldır hayatımızın bir parçası olduğunu söylüyor. Ona göre çoğu kullanıcı görüşlerini dile getirmek konusunda sıkıntı yaşamıyor ama mesele siyasi bir görüş olduğunda algoritmalar, kişileri “dezenformasyon vasıtasıyla politik kanaat oluşturmaya çalışan kötü bir ekosisteme” yönlendirebiliyor. Sosyal medya algoritmalarının çoğu, kullanıcıyı duygusal ve düşünsel olarak kışkırtan içerikleri yaymak üzere programlanır ve dolayısıyla “herhangi bir sonuca ulaşması mümkün olmayan çevrimiçi tartışma girdabını körüklemeye hizmet ederler. Facebook ve Instagram’ın da sahibi olan Meta gibi baskın teknoloji şirketlerinin söylediğinin aksine bu, ifade özgürlüğü tarafından kazanılan büyük bir zafer değil, sadece insanları daha fazla gönderi paylaşmaya, daha fazla içerik üretmeye ve başka insanların verileri üzerinden daha fazla para kazanmaya teşvik etmenin yolu.”

Başka bir deyişle, siyasetle ilgili paylaşımlar yaptığınızda, kullandığınız anahtar kelimeler kampanya yürüten kuruluşların ve trollerin ağına takılacağı için kısa bir süre sonra haber akışınız dezenformasyonla dolar. Bunun için kendi kelimelerinizi kullanmanız bile gerekmez. “Kişinin dezenformasyon ortamına daha da sürüklenmesi ve daha kutuplaştırıcı bir şeylere bulaşması için önceden paylaşılan bir gönderiyi yeniden paylaşması (retweet) bile yeterli,” diyor kendi haber akışı da benzer türde provakatif haberlerle dolup taşan Ball. Bilhassa X’in, “Elon Musk’ın siyasi reklamlara yönelik önceki yasağı kaldırması ve moderasyon ekibinin çoğunu görevden almasıyla birlikte artık daha gevşek bir bilgi ortamı,” olduğunu söylüyor. Şimdi bütün gözler, haberlere öncelik vermemek üzere tasarlanan Threads’in üzerinde; bakalım bu yaklaşım, komplo teorilerinin ya da benzer türdeki paylaşımların yayılmasını yavaşlatacak mı?

sosyal medya politik

Zira kullanıcılar risklere karşı kör değil. Pew Research Center’ın 2022 yılında yaptığı, on dokuz ülkeyi kapsayan araştırmada katılımcılara sosyal medyaya yönelik tutumları soruldu. Katılımcıların %84’ü, “internet ve sosyal medya erişiminin, insanların yanlış bilgi ve söylentiler vasıtasıyla manipüle edilmesini kolaylaştırdığına” inanırken %70’i dezenformasyonu, “iklim felaketinden sonra ikinci büyük felaket” olarak görüyor. Öyle olsa bile herhangi bir konu hakkında paylaşım yapılmaya başlandığı zaman buna direnmekte güçlük çekebiliriz. Mesela Meta’nın 2015 yılı verilerinin analizi, sosyal bir davayı desteklemek için profil fotoğrafı değiştirme davranışının, kişinin arkadaşlarının bunu yapıp yapmadığıyla doğru orantılı olduğunu gösterdi.

Elbette herkes için geçerli değil. Dennis’e göre insanlar görüşlerini kamuya açık bir alanda dile getirmektense WhatsApp gibi özel mesajlaşma alanlarında ya da belli uygulamaların mesajlaşma platformlarında tartışmayı tercih ediyor. Kullanıcılar bu kanalları “eşleri, aileleri ya da arkadaşlarıyla konuşabilecekleri güvenli alanlar” olarak görüyor.

Fakat durum öyle bir noktaya geldi ki, bazen kamusal alanda paylaşım yapmaktan kaçınmak bile tek başına siyasi bir duruş olarak yorumlanabiliyor: ya olup bitenler umurunuzda değil ya da – daha kötüsü – tartışılan konuyla ilgili önyargılarınız var ve bunları sinsice gizliyorsunuz. Ama Ball, son zamanlarda insanların sıklıkla kullandığı bir cümleyi hatırlatıyor ve sosyal medyadaki her tutumun muhakkak kendi karşı tepkisini yarattığını söylüyor: paylaşım yapmamakta sorun yok.

Nihayetinde bu kişisel bir tercih. Kimilerine göre sosyal medya farkındalık yaratmanın ya da adaletsizlikle mücadele etmenin, en azından haksızlığa uğrayanlara destek vermenin bir aracı. Bu açıdan düşündüğümüzde nadir de olsa bazı kampanyaların ve hashtag’lerin bir şeyleri değiştirebildiğini kabul etmemiz gerek. Fakat algoritmaların giderek daha sinsi bir hal aldığı ve moderasyonun zayıfladığı bir çağda değişimi teşvik etmekten ziyade kazanca odaklanan platformlarda siyaset yapmak, beraberinde ciddi bir sağlık uyarısı gerektirebilir.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kısa Öyküyü Kısa Öykü Yapan Şey Nedir?..Francine Prose
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bora Ercan

8 Ocak 2026

Limos’un Laneti Üstünüzde

Demeter de Limos da Dryad da yok olmadılar ve sizi görüyorlar. Yunan mitolojisinde ilk tanrılar kuşağından Nyx’in (Gece) çocuklarından biri olan çekişme, uyumsuzluk, haset tanrıçası Eris’in başka bir çocuğu da açlık, yokluk ve kıtlık tanrıçası Limos’tur. Limos, Hesiodos’ta d..

Devamı..

Banyoda Estetik Ve Konforu Yeniden Tan..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024