John Steinbeck
Bitirmeyi aklınızdan çıkarın. 400 sayfayı tamamlama düşüncesini boş verin. Her gün bir sayfa yazmaya yoğunlaşın. Bir romanın bitişi, yazarını her zaman şaşırtır.
Aklınıza ne gelirse özgürce yazın. İşiniz bitene kadar düzeltme yapmayın, üstünden geçmeywin. Yazılmış bir bölümü elden geçirmek genelde yazmamak için bir bahanedir. Ayrıca metnin başına dönmek, akışı keser.
Okurları unutun. Yüzü olmayan, adsız bir okur güruhu her yazarı ölümüne korkutur. Tek bir kişiyi düşünerek yazın, hatta o kişiyi önceden seçin.
Diyalog yazıyorsanız bağırarak okuyun. Ancak o zaman kulağa nasıl geldiğine emin olabilirsiniz.
Kurt Vonnegut
Okura özdeşleşebileceği en az bir karakter sunun. Her karakter bir şeyleri arzulamalıdır – bu şey bir bardak su bile olsa.
Cümleler şu iki amaçtan birine hizmet etmelidir: 1. Karakter hakkında bilgi vermek. 2. Olay akışını ilerletmek.
Acımasız olmaktan çekinmeyin. Karakterlerinizi ne kadar severseniz sevin yeri geldiğinde onları harcamaktan kaçınmayın. Gerekirse, okura ne kadar masum olduklarını göstermek için başlarına korkunç şeyler gelmesine izin verin.
Tek bir kişiyi memnun etmek için yazın. Eğer tüm dünyaya kendinizi sevdirmeye kalkarsanız hastalıklı bir hikâyeyle kalakalırsınız.
Okurlarınıza verebileceğiniz kadar bilgiyi verebileceğiniz kadar erken verin. Gerilimin canı cehenneme. Okur neler olup bittiğini, neyin neden nerede olduğunu iyi kavramalıdır.

Zadie Smith
Kitap okuyun. Kitap okumaya çocukluktan başlayın. Okumaya her şeyden fazla zaman ayırın.
Yazdıklarınıza bir yabancının gözüyle bakın. Hatta onları size düşman olan birinin gözüyle okuyun.
Ne kadar yetenekli olduğunuzla ilgili hayaller kurmayın. Ya iyi yazabiliyorsunuzdur ya da yazamıyorsunuzdur. “Benim tarzım böyle” diye bir şey yoktur.
Zayıf olduğunuz alanlardan kaçının. Ama onların önemsiz olduğunu söyleyerek kendinizi kandırmayın.
Bir metni yazdıktan sonra bir süre rafa kaldırın. Yazmak ve elden geçirmek arasında zaman olmalıdır.
Belli gruplara katılmaktan, çetelerin, klikleşmelerin parçası olmaktan kaçının. Bir şeylerin parçası olmak sizi daha iyi yazar yapmaz.
Çalışırken interneti kapatın.
Çalıştığınız saatleri ve mekânınızı koruyun. Paylaşmayın, başkasına vermeyin. Sizin için önemli olan insanlar için bile onlardan feragat etmeyin.
Övgüyle başarıyı birbirine karıştırmayın.
Gerçekleri nasıl kolayınıza geliyorsa öyle anlatın, ama anlatın ve asla tatmin olmamanın hayat boyu sürecek hüznüne kendinizi hazırlayın bunu yaparken.
Henry Miller
Her seferinde tek bir metin üstünde çalışın. Birini bitirmeden öbürüne atlamayın.
Gerilmeyin. Rahat olun. Aklınıza ne geliyorsa yazın.
Belli bir program yapıp ona göre çalışın, ruh halinizin sizi kontrol etmesine izin vermeyin.
Yaratıcılığınız tıkanmış olsa da metniniz üstünde
çalışabilirsiniz.
Toprağa gübre serpmektense temele çimento ekleyin.
Yazmak istediğiniz kitapları düşünmeyin, yazdığınız kitaba yoğunlaşın.
Yazmak hayatınızda her şeyden önce gelsin.
Jack Kerouac
(Rivayete göre bu liste
Uluma’yı yazmasından bir yıl kadar önce Allen Ginsberg’in otel odasının duvarına yapıştırılmıştır.)
Not defteri taşıyın, daktilonun başına oturup aklınıza ne gelirse yazın. Başkalarını düşünmeden, yalnızca kendiniz için.
Evinizin dışında sarhoş olmamaya çalışın.
Hayatınızı sevin.
Aptal durumuna düşmekten korkmayın.
Kendinizi dünyaya açın, dinleyin, izleyin, gözlemleyin.
Ne yazmak istiyorsanız onu yazın. Ne yazıp yazamayacağınızın söylenmesine izin vermeyin.
Birey olun.
Edebi eğilimlerinizden, ezber cümlelerden kurtulun. Klişelerden uzak durun. Dil denizinde yüzmekten korkmayın.
Hatırlamak ve kendinizi şaşırtmak için yazın, başkalarını etkilemek için değil.
Başaramayabileceğinizi baştan kabullenin. Buna rağmen deneyin. Denemek başarmaktır.
Zaten kafanızda olanları, bildiğiniz şeyi yazın, sıfırdan başlamayın.
Sabahtan o gün ne kadar/kaç sayfa yazacağınıza karar verin.
Rezil olmaktan korkmayın.
Yazdıklarınızı kendinize saklamayın.

Neil Gaiman
Yazın. Yazmak, yazmakla olur.
Sözcükleri art arda dizin. Doğru sözcüğü bulun. Bir kenara not alın.
Yazdığınızı bitirin.
Sonra bir kenara kaldırın. Bir süre sonra ilk kez görüyormuşsunuz gibi okuyun onu. Görüşlerine değer verdiğiniz arkadaşlarınıza okutun.
Unutmayın: İnsanlar size bir şeylerin yanlış geldiğini ya da onları rahatsız ettiğini söylediklerinde genelde haklıdırlar. Size
neyin yanlış olduğunu kesin bir dille söylediklerindeyse neredeyse her zaman haksız.
Düzeltin. Ama mükemmele ulaşmayı beklemeyin. Düzeltmenin, elden geçirmenin sonu yoktur. Ufka ulaşmaya çalışmak gibidir. Bir noktada sonraki metne geçmeniz gerekecektir. Bir metnin mükemmelliğe ulaşmadan önce defalarca elden geçtiğini unutmayın.
Kendi esprilerinize gülün.
Yazmanın en önemli kuralı, kendinize yeterince güvenirseniz muhtemelen ne isterseniz yapmanıza izin verileceğidir. (Bu kural hayat için de geçerli.) Bu yüzden hikâyenizi nasıl yazılması gerekiyorsa öyle yazın. Dürüst olun, elinizden geleni yapın.