Yazarın kalemi öyle kuvvetli ki o aradaki sıkışmışlık hâli hem fiziksel olarak hem de duygusal olarak sarıyor okuru.
Jenny Valentine, çocuk ve özellikle de gençlik edebiyatı alanında kendine yer edinmiş, ödüllü bir yazar. 2007 yılında ilk kitabı Finding Violet Park ile edebiyat dünyasına adım atan İngiliz yazarın hâlen en bilinen eseri bu ve bu eseriyle İngiliz çocuk yazarlarından oluşan bir panel üyelerince değerlendirilen Guardian Çocuk Kurgu Ödülü’ne de layık görülmüş. Zaman içinde hem bahsi geçen hem de sonraki kitapları pek çok dile çevrilmiştir. Broken Soup, Iggy ve Ben, Karınca Kolonisi ve Cassie Roadnight’ın Çifte Hayat'ı bunlardan bazıları. 2024 yılında yayımlanan en yeni kitabı Us in The Before and After ise aynı yıl büyük bir hızla dilimize çevrildi.
Mustafa Kent’in Senden Önce Senden Sonra olarak Türkçeye çevirdiği roman, edebiyatımıza yeni bir soluk getirecek ve eksik bir parçayı tamamlayacak diyebileceğimiz, yepyeni bir yayınevinden Yuzu Kitap’tan yayımlandı. Özellikle genç-yetişkin edebiyatına odaklanan ve bu alandaki açığı kapatmayı hedefleyen bu yeni yayınevinin ilk üç kitabı raflarda yerini aldı, onlardan biri de Senden Önce Senden Sonra!
“Yitirilen ve Kavuşulan Dostlukların Öyküsü” alt başlığı olan Senden Önce Senden Sonra, açıkça belirtildiği üzere dostluk teması üzerine temellendirilmiş ve bununla birlikte yas, büyümek, gençlik, aşk ve arkadaşlık yan temalarıyla örülmüş zengin bir roman. Elk ve Mab -Elena ve Mabel-adlı iki genç kız, birbirlerinin beş altı yıldır en yakın arkadaşlarıdır. Birbirlerinden bambaşka aileleri ve hayatları olsa da onları bir araya getiren hayat, iki kız arkadaşı her gün daha da yakınlaştırmıştır. Tâ ki, o güne kadar! Bir kaza ile değişen hayatlarında birbirleri ile geçirecekleri ne kadar süre kalmıştır? Bunun cevabını asla bilemeyecekleri için her dakikayı, saniyeyi değerlendirirler. Bir hastane odasında, yoğun bakım servisinde yatan iki hastanın hayat ve ölüm arasında gidip gelen bedenleri ve aynı zamanda da ruhları bu romanı sarıp sarmalıyorlar. Bu sebeple, bahsedilen genç kızların hayaletlerinin sıra dışı konuşmalarına hazır olun!
Elk, bir zaman önce büyükannesini kaybetmiş ve bu da bir anda değil; yavaş yavaş, zamanla olmuştur. Zaman içinde her geçen gün arasında derin bir bağ bulunan büyükannesinin eriyip yok olduğuna şahit olan Elk’in psikolojik destek aldığı anlara gidiyoruz sık sık. Çünkü çok güçlü bir duygu olan olan yas ile nasıl baş edeceğini bilmemekte ve buna direnmek yerine destek almayı seçmiştir. Ailesinin de desteği ile elbette… Tüm bu süreçte ve sonrasında en büyük destekçilerinden biri de tabi ki en yakın arkadaşı Mab olmuştur. On altı yaşında iki kız arkadaşın kendilerinden iki yaş büyük olan Mabel’in abisi France yani Francis de romanın ana kahramanlarından biri. Kız kardeşi ve onun en yakın arkadaşı ile bir arada olan ve zamanla karşı konulamayan gençlik aşkı bu romanı bir yemek buharı gibi sarıp sarmalıyor adeta. Bir yanda büyük bir kaza, bir yanda geçmişten getirilmiş yas duygusu ve hiç beklenmeyen bir anda karşı konulamayacak şekilde kendini gösteren aşk! Bir sac ayağı gibi romanın merkezinde duran bu üç duygu ve üç ana karakter, insana genç yetişkinliğe geçişteki sancılarını hatırlatıyor. Dünyanın tüm acıları bir araya toplansa dahi, ortada hiçbir engel görmeyen aşk duygusunun insanın kalbini hem nasıl havalara uçurabildiği hem de nasıl paramparça edebildiğinin mükemmel bir örneği bu roman.

Senden Önce Senden Sonra ismi de romanın içinde sürekli atıfta bulunulan “before” ve “arter” sözcüklerinin kazayla bağlantılı şekilde kullanılmasından ileri geliyor. Orijinalinin Us in The Before and After olmasından hareketle, esasında “bizim öncemiz ve sonramız” olarak kastedildiği açık. Olaylar Elk’in ağzından anlatıldığı için, Elk’in Mab ile olan öncesi ve sonrasını kastettiği de aşikar. Ve onların bizim dilimizde mecazi anlamda “arafta” olarak ifade ettiğimiz kullanıma denk düştüğü görülüyor roman okunduğunda. Hem gerçek anlamda hayatla ölüm arasındalar hem de yaşanan elem bir olayla ilişkilerinin kazadan öncesinin nasıl olduğu ve elbette sonrasının nasıl olacağı muallakta. Gerilim türünde bir roman olmamasına rağmen son sayfalara kadar ölen kim, yoksa her şey bir anda gerçeklik düzlemine dönecek mi, kazadan önce ve sonra nasıldı ve nasıl olmaya devam edecek şeklinde düşünceler silsilesi aklınızın bir köşesini kurcalıyor. Bütün bu olanları yalnızca iki dünya arasında sıkışıp kalmakla ifade etmek elbette yeterli gelmez; arada sıkışıp kalma hâli duygular düzleminde de ele alınıyor çünkü esasında. Bu duygulardan bir an bile çıkmadan okunabilecek bir roman Senden Önce Senden Sonra. Yazarın kalemi öyle kuvvetli ki o aradaki sıkışmışlık hâli hem fiziksel olarak hem de duygusal olarak sarıyor okuru. Bir de bu romanı okurken aklıma bir dönem adından bayağı söz ettiren Fleabag adlı dizi geldi. Aslında konu olarak çok benzerliği olmasa da yakın zamanda en yakın arkadaşını bir kazada kaybetmiş ve kazadan geride kalan o kişi olmanın sancısını üstünden bir türlü atamayan, hâlâ yas sürecinde takılıp kalmış olan genç bir kadına odaklanılan dizi, sanki Senden Önce Senden Sonra’nın değişik bir zamandaki devamı ya da bir versiyonu gibi. Bu izlekler etrafında şekillenen bu romanı bu türde kitap okumak isteyenlere özellikle tavsiye ediyorum; kalbinizi biraz kıracak ama aynı zamanda umudu da içinde barındıran güçlü bir roman Senden Önce Senden Sonra!






