Batılı antropologlar, sömürgeci devletlerin vatandaşlarının etnik "öteki"nin yarı gerçekten karşılaşılmış, yarı uydurulmuş maskesinde kendi yansımalarını bulacakları bir yer yarattılar.
Zuni halkı Amerika'da yaşayan, kökleri çok eskilere dayanan yerli halklardan biri. Tam olarak ne zaman ve nerede yaşamaya başladıkları, Amerika'da ilk yapılaşmalarını nerede kurdukları bilinmiyor. İspanyol istilacılarla ilk olarak 1539'da karşı karşıya geldiklerinde varlıkları Batılı kaynaklar tarafından not düşülüyor. Kendilerini A:shiwi (etten insan) olarak adlandıran yerli halk, kolonici güçlere ilk zamanlarda başarılı bir şekilde dirense de rüzgar 1692'de destek birliklerin gelmesiyle tersine döndü ve Avrupalı koloniciler tarafından bozguna uğratıldılar.
Koloniciler, güçlü Zuni kültürünü bir fantezi malzemesi olarak bugünlere kadar değiştirmeden sakladılar. Bu nedenledir ki günümüzde Amerikan yerlisi deyince ilk beliren imgelerin çoğu Zuni halkının kültürüne aittir.
Özellikle koleksiyonerlerin etkisiyle günümüze bozulmadan ulaştırılan Zuni kültürüne ait elbiseler, maskeler ve çeşitli araçlar ve gereçler Zuni mitolojisine ve inanışlarına ışık tutuyor. Aşağıdaki koleksiyonda bulacağınız maskelerden pek çoğu Kianakwe dansında kullanılıyordu. Zunilerin en önemli ve en karmaşık ritüellerinden biri olan bu dans gizli ve kutsal dans yerinde gerçekleşiyordu. "Beyaz tanrıları" doyurmak için gerçekleştirilen danslarda tanrıların maskeli dansçıların içine girdiklerine inanıyorlardı. Boyanmamış pamuktan yapılan battaniyeleri üzerlerine kıyafet olarak giyen insanlar, beyaz halk anlamına gelen "Kianakwe" olarak adlandırılıyordu. Danslarda "beyaz tanrı" rolünü alan bu insanlar danslarda önce bozguna uğratılan düşman sonrasındaysa şükran sunulan dost gibi rollerden oluşan bir kurguyu takip ediyordu.

Zuni Pueblo, 1873
Pek çok maske birçok pueblo yerlisi kültüründe önemli yer tutan kachina ayinlerinin ayrılmaz bir parçası. Her biri ayrı bir anlam içeren ve farklı bir kutsal varlıkla ilişkilendirilen maskeleri başlarına geçirenlerin bu kutsal varlıkları dünyaya getirebildiklerine inanıyorlardı.
Tabi en nihayetinde Zunilerin asıl olarak neye nasıl inandıkları belirsizliğini hâla koruyor. Zunilerin yaşadıkları coğrafyayı işgal eden sadece 17. yüzyıl Avrupalı kâşifler değildi, aynı zamanda 19. ve 20. yüzyıl antropologları da Zuni kültüründen Shakespeare'in Tempest'ındaki ada gibi bir yer yaratarak kültür işgali gerçekleştirdiler. Onlar için Zuni kültürü modern yaşamın kargaşından uzakta egzotik bir adaydı. Batılı antropologlar, sömürgeci devletlerin vatandaşlarının etnik "öteki"nin yarı gerçekten karşılaşılmış, yarı uydurulmuş maskesinde kendi yansımalarını bulacakları bir yer yarattılar.























Kısaltarak çeviren ve Hazırlayan: Alper Güngör
(Public Domain Review)
.






