Cevdet Bey ve Oğulları Romanında Aşçı Nuri Bağlamında Bir Ajitasyon Denemesi
3 Eylül 2017 Edebiyat Kültür Sanat Roman

Cevdet Bey ve Oğulları Romanında Aşçı Nuri Bağlamında Bir Ajitasyon Denemesi


Twitter'da Paylaş
0

Pamuk'un romanı bu eksiltme, yok sayma ya da varlığını bencillik potasında eritme odaklarında tekrar okunabilir.
Mehmet Karaca
Orhan Pamuk, Cevdet Bey ve Oğulları romanında üç kuşağı anlatıyor. Genelde Cevdet Bey, Refik ve Ahmet eksenli bu üç kuşağın sorunları modern alan içinde kalınarak verilmiş. Pamuk'un uzun cümleleri, ruh tahlillerindeki yoğunluklar, mimiklere kadar inen görüntü izlenimleri bizi modernleşme çabası içindeki bir ailenin hezeyanlarına götürüyor. Ticaret ve akabinde oluşan zenginlik nedenlemesiyle bir boşluğu eştiğini düşünen "Refik"in bu boşluktan bir dolguya varma çabası, Fatih olmak isteyen Avrupalı bir özenti Ömer'in ruhsal çöküşü, Ahmet'in anlama ve anlamlandırma çabası içinde geçen günleri romanda göze çarpan ayaklar. Bütün bu "panoramik" akışın içinde ayrıntı denilecek kadar ufak bir yer kaplayan biri var: Aşçı Nuri. Çağ, bizi isimsiz bırakacak denli acımasız ve isimsizlik bize yaptığımız işlerin, ünvanların takısı gibi uyumlu. Konak hayatının içinde aşçılar, bahçıvanlar, hizmetçiler hissedilemeyen varlıklar olarak romanlarda yer alıyor. Cevdet Bey ve Oğulları'nda bayram sofrasına getireceği yemekle ilk olarak görünür kılınan Aşçı Nuri, romanın devamında portakallı kadayıf ile bir kez daha hatırlanıyor. Bütün çelişik yapının, entrikaların ortasında sessizce işini yapan, kimliksiz bir kişinin duruşu neyse Aşçı Nuri de öyle bir duruşa sahip. Romanda üç mühendis arkadaşın (Refik, Muhittin, Ömer) varoluşlarına yönelik tahlillerin yanında, kahramanımızın mutfaktan çıktığı tek zaman olarak yazlığa gidiş gösteriliyor: "Aşçı Nuri, alt katta halatların yanına konan buzdolabını bekliyordu." (s. 315) Trajik olan nokta ise –ve belki de ajite olan nokta demeliyiz– buzdolabını düşlemesi, belki de akışın devamında vurgulanacak olan "yeni buzdolabı"  alınmamasının önceleyeni olarak kullanmak için Aşçı Nuri orada var ediliyor. İster çağa ayak uydurma ve yenileşme iddiası olsun, isterse boş bir bohemlik taslaması, ana adımların yanında hep yitmiş, yitirilmiş insanlar duruyor. Pamuk'un çizdiği dünyanın içinde köyün yenileşmesini,  kalkınmanın yönünü belirlediğini düşünen Refik'in aslında yüzlerce, binlerce Aşçı Nuri'ye ışık olabileceğini gösteren adımları var. Aşçı Nuri'nin ölümünden sonra oğlu Yılmaz'ın aynı işi devam ettirmesi ise aslında yapay batılı adımların bencilliği konusunda bize fikir veriyor. Bu batılaşma hamlesini Cevdet Bey'in kızı Ayşe bir ortama öylece giren Yılmaz üzerinden veriyor: "Kapıyı önceden bir vurması lazım canım!" (s. 340) Hatta Yılmaz'ın burnuyla alay ettikten ve Aşçı Nuri'den Nuri diye bahsettikten sonra da devam ediyor: "Canım, onca yıl yemeğimizi pişiren adamın oğluna, okumamış diye depolarda hamallık ettirmemiz de yakışıksız olurdu." (s. 340) Ayşe, ailesi tarafından onaylanmamış ilişki sonucunda Avrupa'ya gönderilen bir karakter. Avrupa'yı, Avrupa insanını gördükten sonra da kendinde sırf bu görgü dahlinde olayları hızlıca kavrama yetisi görüyor. Bu yeti yemek pişirme işine karşı yemek pişirenin oğlunu yine yemek pişirsin diye işe almak oluyor. Pamuk'un Ayşe'nin diyalogu üzerinden verdiği Cumhuriyet dönemi küçük burjuvazi ağzın bir dökümü olarak görülebilir. Bu küçük burjuva, görgüsünü direkt olarak bir yeti gibi kendine eklemlediğini düşünüyor. Coşkun, mutlu silüetine bir üstbakış kuruyor Ayşe, yengesine de "Orada hayatımın bir hayat olduğunu anladım", "Oraya giden biri mutlaka bir başkası olur" (s. 339) diyerek algılarının açıldığını anlatıyor. Bu sözlerin sonucunda ise elbette "Yeni bir insanım" iddiası öylece duruyor. Bu yeni, Avrupa görmüş tipin coşkunluğunu işliyor Pamuk. Aşçı Nuri ölümünü Cevdet Bey'in eşi Nigân Hanım şöyle karşılıyor: "Nuri de tam ona ihtiyacımız olduğu zamanda gitti. O hiç olmazsa Cevdet Bey'e saygı duyar, çiçekleri sulardı." (s. 335) Yani bu Batılı ailenin içindeki eksilmenin karşılığı çiçeklerin sulanması hususunda yaşanacak aksama. Pamuk'un romanı bu eksiltme, yok sayma ya da varlığını bencillik potasında eritme odaklarında tekrar okunabilir.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR