Aşk Üçgeni
14 Ocak 2019 Öykü

Aşk Üçgeni


Twitter'da Paylaş
2

Çok mu özledim sanki. Bu evi, bu mahalleyi, bu havayı, bu is kokan sokakları, seni? Tüm yaşanmışlıkları geride bırakarak, yaşanmamışlıklara geri dönüyorum. Gel dediler. Ölüyorlarmış. Ölmüşler. Kasap Hayri de ölmüş. Anlattı annem. Geldiğimden beri sıraladığı sitemlerinin arasına sıkıştırdığı, anlat anlat bitiremediği mahalle raporunda dost, akraba, arkadaş, konu komşu içine bir de ölüm haberi sıkıştırıverdi: ”Necla’nın kocası balıkçı Hayri de geçen ölüp gitti.” 

Beş yıl olmuş. Demek o kadar zaman geçmiş. Oysa dün gibi, seni bekleyişlerim geldi aklıma. Düşününce birden dizlerim titredi. Seni, bir tek seni hatırlamak istedim, içimde toy zamanlarımda büyüttüğüm seni. Eskilerden, o zamanlar bir an önce bırakıp kaçmak istediğim bu köhnemişlikten seni beklemeler alıkoymuştu beni. Sararıp tiftiklenmiş tül perdenin arkasına gizlenir, sokağın köşesinden, sokak lambasının aydınlattığı sahneden geçmeni beklerdim. Saat geceyarısı çoktan vurmuş olurdu. Çakırkeyif, birbirine dolanırdı adımların. Bir şarkı mırıldanırdın. Ceketin omuzlarında, gölgen düşerdi ardına. Sonra zamanın modası beline kadar açık gömleğinin içinden altın kolyenin ışıltısını görürdüm. Kolyenin sıcak göğsüne değişini hissederdim. Sessizliğin içinde, adımlarının “küt, küt, küt” vuran sesiyle ürperirdi yüreğim. Oysa saatler süren nöbeti sırf bunun için tutmuş olurdum. Geceliğimin düğmelerini çözer, saçlarımı kabartır, tülün arkasında beklerdim. Beklerdim ama bu bekleyişlerin anlamsızlığını da bilirdim.

Böylesi sevdaların adamı değildin. Sen tendeki tuzu severdin. Çığlıkları belki... Balkondaki Necla ablayı severdin mesela. Balıkçı Hayri’nin Necla’sını. Çok güzel değil biliyorum. Ben onun endamına vuruldum. Ateşini sevdim. Şimdi şu mahallede bir bakışımla önüme düşmeyecek kız mı var? Balından almayacağım çiçek mi var? Ama benim derdim başka. Erkeğim ben erkek. Güçlüyüm, cesurum, delikanlıyım. Hazırı ne yapayım? Heyecan arıyor yüreğim. Adam komşum ama o ayrı bu iş ayrı. Hatunu hoş tutmak mesele. Bunda benim kabahatim ne? Herif budala, abi diyorsak da. Kadın bıkmıştır ondan. Eli yüzü kirli pis. Yanaşılır mı kaymak tenli bir hatuna öyle. Balık kokusu sinmiştir her yerine. O balığa çıkacak, günlerce gelmeyecek, hatun bekleyecek, bebek büyütecek, yama dikecek. Böyle bir kadın mı Necla? Aslında bir iki güzel sözle, bir iki tatlı öpücükle nasıl bir dilberdir o. Kadın aşk kokuyor. Buram buram hem de. Çağıl çağıl akıyor bana doğru. Gelme mi diyeceğim. Alıp kaçırası geliyor adamın. Her seferinde ona koşmam da bundandır. O söndürür ateşimi anca. Yeni yetmeler anlamaz derdimden. Aşk meşk diyorlar? O da ne ki? Feride diyor annem. Alalım diyor. Ailesini de biliriz, okumuş ama olsun, diyor. Bırakır okulu, evinin kadını olur, diyor. Feride, bacımın arkadaşı, güzel kız Feride... Sonra düşünürüz be. Önce gönlümüzü eğlendirelim bir hele.

Bıktım, bıktım, bıktım! Köyden kaçmaktı niyetim, şehre gelin gideceksin dediklerinde düşlediğim bu muydu? Hayri, saf Hayri, iyi adam Hayri, bunak Hayri. On beş yaş büyük benden ihtiyar Hayri. Olsun kör de olsa topal da olsa ucunda şehre kaçmak vardı. Geldim de ne oldu. Başka birine rastlayamaz mıydım? Büyük şehrin bu kirli paslı köşesi yerine daha güzel bir semtinde oturamaz mıydım? Acaba arkadaşlarım ne yapıyor? Çoğu okulu bitirmiştir belki de. Bazıları seçkin kocalarla evlenmiş, lüks apartmanlarda oturuyor, akşam yemeklerini şehrin şık lokantalarında yiyor, tiyatrolara, balolara ya da belki ünlü sanatçıların sahne aldığı gazinolara gidiyorlardır. Giydikleri birbirinden şık kıyafetlerle gösteriş yapıyorlardır. Köşedeki kumaşçıdan veresiye aldıklarımla kendim dikip giyiniyorum anca. Da ne? Böyle bir mahallede şık ve moda giysen ne yazar? Ben kapandım kaldım. Çocuk büyütmek bana göre değilmiş anladım. Dolapları yerleştirirken bulduğum pembe ipek geceliğim bir hayalet gibi göründü gözüme. Nasıl olduğunu anlamadım, paramparça etmişim, kendime geldiğimde ayaklarım altında buldum. Oysa o dantelleri ellerimle, nice hayallerle işlemiştim. Bahçede yıkanacak çamaşırlara su kaynatmak için yaktığım ateşe attım. Yanan kumaşın tüy tüy olup uçuşunu izledim. Bazen ölse diyorum. Ölse de hayata yeniden başlasam. Aşık olsam mesela. Onu sevsem, mesela A.’yı. Kapıyı çalmadan koşsam atlasam boynuna. Aşk böyle bir şey mi acaba. Ölse diyorum, o ölse yeni bir hayatım olur mu? Tövbe tövbe...

Mahalle sessiz. Issız. Kimsesiz. Çığlıklar duyuldu köşeden. Ölmüş balıkçı Hayri’nin, dul karısı Necla’nın evinden. Çocuk okuldan gelmiş. Annesini bulmuş bahçede. Asmış kendini. Çamaşır ipiyle.


Twitter'da Paylaş
2

YORUMLAR


Ahu Özeren
"Kadın aşk kokuyor. Buram buram hem de."
3:14 PM
Gülcan Aslan
Bir solukta okudum. Ellerinize sağlık.
12:41 PM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR