Parçalar Halinde Hayatım, Zygmunt Bauman’ın teorik ve tarihsel yazılarından ve mektuplarıyla beraber, doğrudan kendi duygu dünyasına ve anılarına odaklanan nadir eserlerinden biri.
Zygmunt Bauman’ın Parçalar Halinde Hayatım kitabın okuyup bitirdikten sonra, bazı insanların hayatı nasıl oluyor da bu kadar kıymetli oluyor ve bazı otobiyografiler nasıl oluyor da okuyanı kendi dünyasına bu kadar iyi çekebiliyor diye düşündüm. Verilecek cevaplar çok elbet. Tüm kitapları Ayrıntı Yayınları’ndan yayımlanan Zygmunt Bauman’ın beni mest eden, başucu kitabı yaptığım çok kitabı var: Edebiyata Övgü, Akışkan Hayat, Akışkan Kötülük, Akışkan Korku, Ahlaki Körlük, Yaşam Sanatı, Parçalanmış Hayat, Postmodern Etik bunlardan sadece birkaçı. Yazarın son yayınlanan iki kitabı Bauman ile Sohbetler ve Parçalar Halinde Hayatım diğer tüm kitaplarının tesadüf olmadığını, temelinin ne kadar dolu dolu ve katmanlı düşüncelerden meydana gelerek yazıldıklarını gösteriyor.
Parçalar Halinde Hayatım’ın şu girişi bile Zygmunt Bauman’un hayata bakış perspektifinin şahane bir özeti niteliğinde:
“Kimin buna ihtiyacı var? Ve ne için? Bir hayat başkasına benzer, bir hayat başkasına benzemez...
Başka birinin hayatına, başka birinin hayat öyküsüne bir aynaya bakar gibi bakıyorsunuz ama sivilcelerinizin onlarınkinden farklı olarak burnunuzun farklı bir tarafında olduğunu, gözlerinizin altında daha çok veya daha az kırışıklık olduğunu, kaşlarınızın daha kalın, burun deliklerinizin daha kıllı olduğunu doğrulamak için bakıyorsunuz... Farklı özellikler yığını içinde yüzün mantığını keşfetmek için. Belki de teselli bulmak için sizinkine benzeyen o özelliklerde hiçbir düzen bulunmuyorsa diye. Bir hayat hikâyesine bunun için mi ihtiyaç var?”
Sorularla başlayıp, soruyla biten bu giriş paragrafı kitabın isminin hakkını tam verecek şekilde çizgisel olmayan parçalı bir yapı ile kaleme alınmış kitap hakkında ve bir düşünce adamı, bir sosyolog, bir filozof olan Zygmunt Bauman’un kendisi adına çok şey söylüyor. Kitabın Giriş yazısını kaleme alan halihazırda Üniversite Paris Cite’de profesör unvanıyla dersler veren İzabela Wagner, Zygmunt Bauman ve kitapla ilgili önemli bağlantı noktalarını o kadar güzel özetlemiş ki, bu iki Polonyo asıllı akademisyenin tek bir zihin ve düşünce pratiklerinde bir araya gelmiş olduğunu gösteriyor. Kitabı önce genel olarak ele alıp şöyle diyor İzabela Wagner:
“İnsanlar hayat öykülerini unutulmaktan kurtulmak için anlatırlar. Buradaki maksat bir aile içinde nesiller arası aktarım gerçekleştirmek ve aile tarihinin korunması.”
Zygmunt Bauman Yahudi asıllı bir Polonyalı, Wgner’in cümlesinin içinde geçen; ”kurtulma”, “koruma” ve “aktarım” kelimeleri bu sebepten tesadüf değil. Bunun 92 yıllık bir ömre tekabül ettiğini düşünürsek Parçalar Halinde Hayatım önemli bir yükün “korunması” kadar aslında nihayet “bırakılması” anlamına da geldiğini de gösteriyor. Bauman’ın hem aile geçmişi, hem kendi hayatı hem de içinde bulunduğu yüzyıl adına o kadar özel ve özgün bir içerik barındırıyor ki, bir parçalanma, köklü değişimler söz konusu olmasına rağmen yüksek nitelik de mevzu bahis. Wagner kitap adına daha da spesifik tespitlerde bulunarak, dil konusuna dikkat çekerek şöyle devam ediyor.
“Bazı bölümler otobiyografik olsa da bu onun otobiyografisi değil. Bu cilt, Zygmunt Bauman’ın otuz yıllık bir süre zarfı boyunca kaleme aldığı farklı metinlerden oluşuyor. Uzun günlük kayıtları ve öyküler Lehçe ve İngilizce yazılmıştır; yani Bauman’ın ustalaştığı ve hem eserlerinde hem de özel hayatında kullandığı iki dille.”
Kitapla ilgili en önemli tespit şu olacak; Bauman geçmişiyle farklı tarihlerde barışıp –özellikle bireysel deneyimleri dolayısıyla değil, tarihin kendisi nedeniyle- seçimlerinin tüm sorumluluğunu üstüne almakta. Çocukluk, gençlik ve aile tarihinin Hitler iktidarının başa gelmesiyle birlikte ikiye bölünse de (Nazi Almanyası, Polonya'ya girene kadar Pózan'da yaşadı.) Sovyetler Birliği’ne kaçmayı başarıp, savaş sonrası Varşova Üniversitesi’nde doktorasını vererek doçentlik sınavını verdi ve bir hoca olarak akademik kariyeri modernizm ile totaliterizm arasındaki bağlantılar üzerine yazarak kurup, özellikle 1980 sonrası dünyada tanınan bir sosyolog olma yolunda ilerledi. Parçalar Halinde Hayatım’da çizgisel düzlemde, parça parça okuduğumuz bu hayat hikayesi Bauman’ın daha önce teorik çalışmalarıyla mesafeli kaldığı öznel deneyimlerini ilk kez okuyucuya açması adına önemli.
İzabela Wagner çok doğru bir tespitte daha bulunup, “Bu sayfalarda dünya hakkında bir şeyler söyleyen bir entelektüel değil, hayatlarının ileri aşamalarına gelmiş insanlara özgü bir şekilde itiraflarda bulunan biri var.” diyor. İzabela Wagner’in Zygmunt Bauman’ın hayatının biyografi yazarı olduğunu da bilmek gerekiyor. Zira bu kadar doğru tespit adına o kişinin veya konunun uzmanı olmak önemli. Böyle bir otobiyografiyle biyografinin sağlaması da yapılmış oluyor.
Jewish Book Council’in incelemesinde Donald Weber, kitabı Bauman’ın hayatındaki “geri dönüşü olmayan akışkanlık” içindeki son dönemiyle ilişkilendirerek derinlemesine anlatılan bir kişisel tarih olarak tanımlıyor . Zygmunt Bauman’ın birçok kitabının isminin akışkanlık sıfatıyla taçlandırıldığını düşünürsek çok doğru bir tespit. “Akışkanlık” tespitinin izinde bir hayat sürmek ve bu “akışkan” yaklaşımları akademik düzeye çıkarıp, kitapların içeriğine de yansıtmak Zygmunt Bauman’ı dünyanın sosyoloji, felsefi ve edebiyat alanında önemli bir yere konumluyor. Kitap okumayı sevip, evinde kitaplığı olanların onun kitaplarından en az bir tanesinin kitaplığında olmaması gibi bir duruma rastlanmaz sanırım.
Yüz yıla yakın bir süre yaşayarak, zorlu ve yaşamsal hayat deneyimlerinden geçmiş, fakat hayatın devamı adına katılıktan ziyade akışkanlığı elden bırakmamış olan Zygmunt Bauman’ın –onu daha iyi anlamak adına yazdığı şu satırlarını alıntılamak istiyorum.
“Uzun zamandır ciddi rahatsızlıklarım var ve bunların bazıları, ders kitaplarına göre “ciddi” bir şeylere işaret ediyor; fakat çalışmamı rahatsız etmediği veya gündelik rutinimi sekteye uğratmadığı sürece bunları doktorlara itiraf etmemek en iyisi. Fakat durum böyleyse doğduğumuz günden beri bildiğimiz ama önümüze koyduğumuz görevler, “hayatın öngörülebilir bir safhasına” rahat bir şekilde sığacak şekilde kesilip dilimlendiği için hayatımızın çok uzun bir bölümü boyunca üzerinde durmak zorunda olmadığımız zamanın sınırlılığıyla hesaplaşmamız zorunludur.”
Parçalar Halinde Hayatım, Zygmunt Bauman’ın teorik ve tarihsel yazılarından ve mektuplarıyla beraber, doğrudan kendi duygu dünyasına ve anılarına odaklanan nadir eserlerinden biri. Hem politik, hem tarihsel, hem de entelektüel katmanlarda zengin bir okuma vadeden Parçalar Halinde Hayatım’ı okunması adına gönülden tavsiye ederim.






