Aşkımız Eski Bir Roman, Başkomser Nevzat
5 Ocak 2020 Edebiyat

Aşkımız Eski Bir Roman, Başkomser Nevzat


Twitter'da Paylaş
0

Hızlı okunan, geride soru işareti bırakmayan bir Başkomser Nevzat kitabı.

Polisiye edebiyatın önde gelen yazarlarından Ahmet Ümit’in son kitabı Aşkımız Eski Bir Roman, Başkomser Nevzat Kitaplarından biri olarak yayımlandı. Başkomser Nevzat edebiyat dünyasının ve okurların yakından tanıdığı bir karakter. Makul, karşısındakinin psikolojisini derinlemesine inceleyen ve anlamaya çalışan biri. Cinayet çözümlemelerinde, yardımcıları Ali ve Zeynep’le katilin ya da katillerin peşinde iz sürüyor. Zeynep işine bağlı, sakin, olaylara serinkanlı yaklaşabilen bir başka karakter. Yardımcılarından Ali zihnimizde yer edinen polis imajını bir nebze taşıyor. Bazen de başkomserin düşüncelerini dillendiriyor. Davranışları karşısında pek şaşırmıyoruz, aksine, heyecana kapıldığımız ve onu haklı bulduğumuz anlar oluyor. Yazarın önceki kitaplarında olduğu gibi son kitabında da cinayetler işleniyor, birileri mezara, birileri cezaevine giriyor ama hayat, ana karakterlerin her kitapta yeni maceralarıyla devam ediyor

Kitap üç uzun öyküden oluşuyor. Öykülerin tamamı ilişkiler üzerine. İşlenen cinayetlerin merkezinde aşk var. İlk öykü, Aşkımız Eski Bir Roman cinayet sahnesiyle açılan polisiye bir film tadında. Giriş cümlesinde, “Bazı vakalarda katilin kim olduğunun hiçbir önemi yoktur, cinayet silahı kimin elinde olursa olsun, kurbanı öldüren, aslında kendi tutkusudur.” diyor Başkomser Nevzat. Her ne kadar iddialı bir açıklama olsa da okura, katilin, maktulü delicesine seven biri olduğunu düşündürüyor. Öykünün adından da anlaşılacağı gibi, ortada bir aşk cinayeti var. Öyküyü ilginç kılan, edebiyat meraklısı maktulün birlikte olduğu kadınları, roman kahramanları kılığında yatağına kabul etmesi. Onlardan sonuncusu ve katili, roman kahramanı değil, polisiye roman yazarı Agatha Christe. Dolayısıyla hikâye daha heyecanlı ve gizemli bir hal alıyor. Cinayetin işlendiği yer İstanbul’un simgelerinden Pera Palas ve ünlü yazar Agatha Christe’nin, 1926-1932 yılları arasında belirli aralıklarla kaldığı 411 numaralı oda. Bu oda günümüzde müze olarak hizmette. 410 numaralı odada da, Ahmet Ümit’in İttihat ve Terakki romanının karakterlerinden Şehsuvar Sami kalıyordu. Şimdilerde bu oda Ahmet Ümit’in adıyla anılıyor, bazı kitaplarıyla kişisel eşyaları burada sergileniyor. Sanırım gelecekte Pera Palas, açıldığı günden bu yana ünlü müşterilerinin kaldığı odalarıyla büyük bir müzeye dönüştürülecek. Otelin misafirleri arasında Atatürk, Hemingway ve Greta Garbo gibi isimler  de yer alıyordu. Ayrıca Hemingway gibi, birçok yazarın kitaplarında mekân olarak Pera Palas’ı kullandığını biliyoruz.

ahmet ümit

Ahmet Ümit, "Aşkımız Bir Roman" öyküsünde cinayetin işlendiği odanın gizemine atıfta bulunmuyor. Oda numarasını belirtmesi, okuru küçük bir araştırmaya yönlendiriyor. Maktul roman kahramanları kılığına giren kadınlarla erekte olabilen zengin, hayatının merkezine cinselliği koyan bir mirasyedi. Banyoda bileklerini kesen annesinin intiharına dokuz yaşında şahit olmuş. Yaşadığı travma, maktulün ilişkilerindeki sapkınlığa zemin oluşturan bir gerekçe olabilir pekâlâ.

Başkomser emektar arabasıyla karlı bir İstanbul kışında katilin peşinde. Maktulün adı Edip, soyadı Kemali. Yazar değil, kemâle ermemiş çocuk ruhlu biri, bu da yazarın öyküde ustaca kullandığı zıtlıklara bir gönderme. Maktulün ilk karısının adı Feride, ikincisinin Bihter. Feride’yi Çalıkuşu’ndan, Bihter’i de Aşkı Memnu’dan tanıyoruz. Edip’in etrafı roman kahramanlarının benzerleri ve onların isimlerine sahip kişilerle çevrili. Başkomser okuyan biri, roman kahramanlarının çoğu hakkında bilgi sahibi. Maktulün psikiyatrıyla, karısının kardeşi Betül’le, bir zamanlar en sevdiği eskort kızlardan Gözde’yle ve mutluluk apartmanında müşterilerine her türlü hizmeti sunan Hugo’yla görüşüyor. Görüşmelerinde ya da sorgulamalarında düşüncelerini önyargılardan arındıracak kadar aklı başında. Hepsinin de maktulle ilişkilerinde farklı bir yan çıkıyor ortaya. Öykü Başkomser Nevzat’ın ağzından anlatılıyor, görüştüğü kişiler de birer anlatıcı konumunda, böylece öyküde yazarın alanı daralıyor, olay örgüsü çoğu zaman karşılıklı konuşmalarla ilerliyor. Maktulün psikiyatrı ve eskiden dostu, “Henry Miller’ın Oğlak Dönencesi’ndeki aşk sahnelerini canlandırdıktan sonra Edip çıtayı iyice yükseltti. Marquis de Sade’ın Sodom’un 120 Günü romanındaki toplu sevişme sahnesini birlikte yaşamamızı istedi…” benzeri açıklamalarda bulunuyor. Edip cinsellikte sınırları olabildiğince zorlayan biri. Her roman farklı, karakterler de farklı, sevişmeler de, yaşamlar da. Sodom’un 120 Günü sadist ilişkilerin yaşandığı kitaplardan en çok bilineni, ayrıca Edip’in Yılanların Öcü’nde bir karaktere bürünmesi başka bir zıtlık. Büyümeyi reddeden ve gerçeklik duygusunu yitirmiş bir çocuğun bunca kılığa girmesi inanılır gibi değil.

Her ne kadar yazar, katili, maktulden nefret edenlerle, hakkında kötü konuşanlara yönlendirse de öykünün başında verilen ipucu, okuru, katile bir adım daha yaklaştırıyor. Bazen de Başkomser Nevzat okurun düşüncelerini yönlendiren açıklamalarda bulunuyor ama üç öyküde de katillerin basit tesadüflerle ortaya çıkmaları hayal kırıklığı yaratıyor. Dolayısıyla cinayetlere dair çözümlemeler okuru da başkomseri de pek fazla zorlamıyor.

Öykü boyunca bilinen birçok roman kahramanın adına rastlıyoruz. Onlar hakkında bilgi sahibi olmak ya da ait oldukları kitapları okumak öyküyü zevkli kılıyor, hem de okurun düşüncelerini metinler arasında gezintiye çıkartıyor. Katil ile maktulün mailleşmeleri yazar ile okur arasında gerçekleşen söyleşi tadında, öykünün en güzel bölümlerinden. Sonuçta maktulü en iyi tanıyan kişilerden biri, katili.

Başkomserin mesleği dışında özel hayatı hakkında da bilgi sahibiyiz. Bir sevgilisi, ona Nevzat Baba diyen Suriyeli kimsesiz bir kız çocuğu var. Ahmet Ümit’in aydın kimliği ve duyarlı kişiliği toplumsal olaylar üzerinden kitaplarında önemli bir yer ediniyor. Başkomser sevgilisiyle ilişkisinde koruyan ve kollayan baba figürü rolünde. Sevgilisinin kendisine yapılan bir iyilikten dolayı Nevzat’ı adam gibi adam olarak yüceltmesi ve daha çok sevmesi, eril dilin farklı bir yansıması. Nevzat kaba saba ya da sevgilisine kötü davranan biri değil, aksine, iyi biri. Adamların çok insanlığın az, kadına şiddetin ayyuka çıktığı bir coğrafyada yaşıyoruz, ihtiyacımız olan tek şey insanlık.

Hızlı okunan, geride soru işareti bırakmayan bir Başkomser Nevzat kitabı. Okuru yormuyor, cinayetler üzerine düşündürmüyor, ayrıca yazarın yalın anlatımı okurun merakını kitap boyunca canlı tutabiliyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR