The Global Liveability Index'e göre Avustralya 2021’de dünyanın en yaşanılabilir şehirleri listesine üç şehir ile girdi.
Avustralya Türkiye'den 12441 km uzaklıkta Güney yarım kürede yer alan devasa bir ada ülkesi. Aslında Yeni Zelanda dışında yakınında bir ülke yok diyebiliriz ancak Asya ülkelerinden çok fazla göç almış ve bu nedenle özellikle Sydney’de yürürken kendinizi Asya'da mıyım, Avustralya'da mı diye sorgularken bulabilirsiniz. Çünkü çoğu dükkanın isimi Çince, Korece ve Japonca. Özellikle kurulan Çin mahalleleri yalnız Sydney’de değil Avustralya’nın diğer şehirlerinde de var. Bir o kadar da Latin Amerikalı var tabii. Hemen her milliyete, dile ve kültüre sahip insanların özgürce, refah içinde yaşayabildiği bir ülke. Bir zamanların Amerikan rüyası demek yanlış olmaz. Fırsatları yakalayabilene kendi vatandaşından daha çok zenginlik ve refah da vadediyor. İş ve yaşam dengesi çok güzel kurulmuş durumda alışveriş merkezleri bile akşam 5:30’da kapanıyor. Çalışma saatleri çok güzel ve mesaiye kalma durumunda kesinlikle karşılanıyor zaten maaşlar haftalık ödeniyor, bu durumuyla dünyada muhtemelen tektir. Özellikle insan hakları, kadın hakları, LGBT hakları son derece gelişmiş durumda. Telefon fiyatına araba alabiliyor, garsonluk da yapsanız gayet iyi kazanıp iyi bir hayat standardıyla yaşayabiliyorsunuz. Ülkede enflasyon yok diyebiliriz yaklaşık üç senedir aynı pizza 5 Aud (yaklaşık 50 TL).

Alışması zaman alan bir şey de temmuzda kışı, şubatta yazı yaşamak olabilir üstelik ara mevsimler yok denecek kadar kısa. bBir anda yaza giriyor yaklaşık altı ay kadar yaz mevsimi yaşıyorsunuz. Otuz derecelerde yeni yılı karşılamak epey tuhafınıza gidiyor. Kar göremiyor, yılın belli dönemlerinde günlerce süren yağışlara maruz kalıyorsunuz. Zaman tüm dünyadan önde akıyor, yeni yıla ilk giren her zaman Avustralya oluyor. Türkiye’den yaklaşık 8 saat ileride. Çok geniş bir yüz ölçümüne sahip olsa da yirmi beş milyonluk bir nüfusu var. Avustralya’yı devasa bir ada şeklinde düşünürsek iç kesimleri çöllerle kaplı ve coğrafyaya özel hayvan ve bitki türlerinin olduğu yağmur ormanları diğer bir katmanı oluşturuyor. Bu nedenle şehirler kıyı boyunca kurulmuş. Haliyle sayısız plaj var desek abartmamış oluruz.
Dünyanın en güzel sahillerine sahip olan bu ülkenin tek kusuru vahşi hayvanları! Daha 17 Şubat’ta Sydney’de sörf yapan birine saldırdılar. Her yerde yüzmek güvenli olmadığı için ancak izin verilen yerlerde yüzebiliyorsunuz. Su sporları halk için bir kültür olmuş diyebiliriz yediden yetmişe genelde en az bir sporla ilgileniyorlar. Bu arada nehir ve dere gibi tatlı suların güvenli olduğunu düşünmeyin. Timsahlardan böceklere bilmediğimiz birçok zehirli canlı türü var. Ancak internette söylendiği gibi tuvaletten yılanlar çıkmıyor, yani en azından her bölgesi öyle değil. Avustralya’nın batısı daha tehlikeli. Haliyle biyolojik çeşitlilik ülkenin diğer önemli özelliği. Hemen her yerde karşınıza çıkan hayvanlara zamanla alışıyorsunuz. Anayollardaki trafik levhalarında bile “Dikkat Koala Çıkabilir” veya “Dikkat Kanguru Çıkabilir” yazıyor. Ne yazık ki bu sevimli hayvanların birçoğu geçtiğimiz yıllarda uzun süre söndürülemeyen büyük yangınlarında telef oldu.

İngilizce konuşulan bu ülkede dünyanın dört bir yanından gelen öğrenciler sayesinde bir dil okulu sektörü oluşmuş durumda ve bu pazarın Avustralya’nın ekonomisine epey katkı sağladığı bir gerçek. Hem okullara ücret ödüyor hem çalışarak devlete vergi ödüyoruz. Ancak birçok öğrenci koronavirüs sonrası uygulanan kısıtlamalarda işini kaybedip zor durumda kalınca ülkesine geri döndü. Başbakanın biraz milliyetçi bir politika izlediği düşünülüyor ve popülaritesi de giderek azalıyor. Çünkü “Dönebilen kendi imkânlarıyla dönsün, Avustralya hükümeti yardım etmeyecektir” şeklinde açıklamada bulundu. Kendi vatandaşlarınaysa gerekli yardımı yaparak endişe etmemelerini söyledi. Şimdilerde öğrenci çekebilmek için vize ücretini bile kaldırmış durumda. Göçmenler ve öğrenciler iş gücünün büyük bir kısmını oluşturuyor haliyle işletmeler hâlâ işçi sıkıntısı çekiyor. Bu baskı Başbakan için seçim gelmeden çözülmesi gereken en önemli sorun olmuş durumda.
Türkiye’den farklı olarak maaşlar haftalık olarak alınıyor. Kira, fatura gibi giderler de yine haftalık olarak ödeniyor. İnsanların genelde kibar ve güler yüzlü olduğunu söylemeliyim, kimse kimsenin ne iş yaptığıyla ilgilenmiyor statü vs. hiç önemli değil insana sadece insan olduğu için değer veriliyor. Beni bu ülkeye bağlayan en büyük sebepte budur herhalde. İnsanların sizi teşvik etmesi, cesaretlendirmesi, takdir etmesi ve sık sık teşekkür etmesi Türkiye’de ne yazık ki pek karşılaşabildiğimiz şeyler değil artık. Elbette bu mutluluğu ülkenin refahı ve insanların devlet desteğiyle kendilerini güvende hissetmelerine bağlayabiliriz.
Bahsetmek istediğim diğer şey şehirleşme biçimleri. The Global Liveability Index'e göre Avustralya 2021’de dünyanın en yaşanılabilir şehirleri listesine üç şehir ile girdi.
Ücretsiz nehir ulaşımları yapan Ferry ve CityCats’ler, on dakikalık mesafelerle yerleştirilmiş olan ücretsiz bisikletler, insana ve doğaya saygılı sistemler, vatandaşlarının rahatını düşünebilen belediyeler, ücretsiz müzeler ve sanat galerileri, son derece konforlu kütüphaneler...

Eksilerinden bahsedersek, ilk sıraya sanırım Sydney’i koyardım. Epey metropolitan bir şehir. Haliyle onun getirdiği bir kalabalık, gürültü ve pislik inkâr edilemez. Fakirlik olmamasına rağmen tercihen veya psikolojik sebeplerle sokaklarda yaşayan evsizler, dilencileri çoğu yerde görebiliyoruz. Ancak onun dışındaki şehirler gayet düzenli, temiz ve sakin. Ben Sydney’i ilk gezdiğimde İstanbul’a çok benzetmiştim.
Avustralya’nın kendine özgü bir mutfağı yok. Meksika, Çin, Kore, Japon, Tayvan, Yunan, Türk, İtalyan yemekleri en çok tercih edilenler arasında. Hatta yemek pişirmek ve kahvaltı yapmaktan pek hoşlanmıyorlar. Çoğu zaman dışarıda yemek yeniyor. Bu nedenle restoranlar genellikle dolu. Özellikle kebapçılar çok seviliyor. Gelen birçok Türk öğrenci de ilk başlarda bu kebapçılarda çalışıyor.
Burada hayat standartlarının çok iyi olması, eşsiz bir doğaya sahip olması ve devletin sağladığı imkânlar sağlık sistemi dışında mükemmel denebilir. İnsan markete bile gittiğinde fiyatları Türkiye ile karşılaştırmadan edemiyor. Bir aylık maaşınızla araba, telefon, bilgisayar alabildiğiniz ekonomik özgürlüğe ve rahata kavuşabildiğiniz bir ülke hayal edin. Hayata tutunabilme kolaylığını gördüğünüzde ülkeniz adına üzülüyor, beyin göçünü durdurmanın insana değer vermekle başladığını görüyorsunuz.
Kaynaklar
https://www.eiu.com/n/campaigns/global-liveability-index-2021/
https://www.britannica.com/place/Australia
2Edit in Ginger×






