Bir Ölünün Öykü Kahramanları
3 Nisan 2019 Öykü

Bir Ölünün Öykü Kahramanları


Twitter'da Paylaş
0

 Mezarın başındaki kadın ağlıyor.

 Gözden düşen zor, sancılı, ağıtlı yaşlar benim için mi? Ardımda bıraktığım ölümlü kalabalık benim yalnızlığımı neden kutsuyor? Büyük bir iş mi yaptım? Savaşta değil miydik? Öldür ki öldürmesinler seni demediler mi bana? Öldüremedim mi? Bu yüzden mi buradayım? Gerçekliği aşan bir var olma hali mi yaşadıklarım?

Issızlığın ortasında, boyutsuz bir yaşamın başlangıçlarında tuhaf gülümsemeler de bulduğum yalnızlık acınası bir öykü yazmaya zorluyor beni. Kimsenin bilmediği diyarlar var mı? Yok. Savaşın uğramadığı bir toprak parçası kalmış mıydı? Belki. İçimde huzursuzca gezinen milyonlarca şey uzun gibi görünen yaşam zorlamalarından çıkmış, zavallı bir yaşam bekçisi gibi uzama uzanıyor. Hayallerimi var eden insanlar da canlılığımı çoktan yitirmişim. Her giden de olduğu gibi yeni başlayan yitip gitme adayları, sesle ışığın kardeşliğine bakarak yeni yitmelere zorluyorlar beni. Tanrısal yanlılık ile tanrısal yalnızlık arasında gidip gelmeler değil hayalimdeki. Hayallerimin bir sahibi olduğunu düşündüğüm yaşlar da değil miydim?

Hayallerim özgürlüklere açılan penceremdi çoğu zaman. Bu yüzden gökyüzüne dair bir parça ışık görünen sığınağımızın ardına özgürlük diyorum. Özgürlüğe açılmayı bekleyen hayaller, sığınağın ardında hayallerimi özgür bıraktığım sıkışmışlık ortamı. Gölgelerimin yokluğunu hissettiğim zamanlara dönüyorum. Sahiden benim gölgem hiç olmamış mıydı?

Öyküleştireceğim kahramanlarım... Belki yoksul bir balıkçı olacaktı, belki bir at arabacı ya da oğlunun savaştan dönüşünü bekleyen bir anne. Kim olmalıydı kahramanım? Karşım da çığlık çığlığa dehşetle bana bakan kadın mı? Kadının eteğinin ardına saklanmış her şeyden habersiz çocuk mu?   

Dört duvar, kör ışığın aydınlattığı masa ve bir sandalye ile yüzlerce kağıt eskisinin doldurduğu yaşanmazlıklar sığınağının içinde kayboluyorum. Hatta boğuluyorum. Dışarıda kurşun sesleri, bomba patırtıları, insan cesedi kokuları, çürüyen bedenleriyle kadınlar, çocuklar ve erkekler… Nerede yitirdiğimi bulamadığım başlangıçlarım aklıma geliyor. Çok büyük bir tiyatro sahnesine benzeyen hayatın, hıçkıra hıçkıra dökülen gözyaşları arasında kaybolan anları, sararmış bir perde gibi duvarlarımı kaplıyor.

 Tanrıların kutsadığı ateş dahi soluk şu an. Girit, Mısır, Roma tanrıları geri çekildi yaşanmazlığa dayanamayarak. Düşündükçe nefesim kesiliyor. Kesik kesik öksürüyor ve lanetler okuyorum viran olmuş sokaklara bakarken. Bir sene önce kırmızı bisikletime biner, aşkları arardım sokaklarımda. Dedikoduyla karışık bir efsane haliydi aşklar. Ürkek, acemi, çocuksu öpüşler vardı, sarılmalarsa ateşli. Solgun, sararmış tek katlı binaların, damı akan gecekonduların, rutubet kokan karanlık gizli odalarında gezinir dururdu. Oysa şimdi…

Öyküye ait kahramanım... Yüzlerce hayat geçiyor gözlerimin önünden. Yaşamlar yoksulluk, yoksunluk ve terk edilmişlik kokuyor. Ve bulaşıcı oluyor böylesine zamanlarda. Çaresizlik insanlarımın yaşamı. İlaç sevkiyatı durduğu için ilaç bulamayan, kara mayınından sol bacağı parçalanıp kangrene evrilen, şarapnelin darmadağın ettiği kafalar ve bacaklar, varoşlara hapsedilmiş insanların çamurlu pabuçları, kıtlıktan doğan enfeksiyonlar, milyonlarcası hastalığa yakalanmış sararmış bedenleriyle karşımda öylece duruyorlar.

Ölümlüler… Ölümsüzleştirmek istediklerime ne isim verecektim? Kahramanlarım isimsiz diyarlarım da gezinmekte. Çok gezinmekte. O kadar çoklar ve geziniyorlar ki! İsimsizliğe yazgılı kederleri… Her yanımda onlar var. Bedenlerimiz ruhlarını yitirmiş birbirlerine yapışmış vaziyette yolculukta. Görünmüyorlar, düşünülmüyorlar. Dipten gelen fırtınayı bekleyecekler belki de görünür olmak için!

O anı her zaman yaşıyorum. Ölüm kusma makinesi. Ahh! diye bir ses duyuyorum. Zihnime şarapnel saplanıyor. Beyaz güvercinlerim kaçışıyor; kahramanlarım birden kayboluyorlar. Yalnız ben varım. Nereye gidiyorsunuz? Soramıyorum uzun çam ağacının altında ebediyetle kardeş olduğum bu yerde.

Mezarın başındaki kadın halen ağlıyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR