Livaneli insan doğası ve tutkularını bilince çıkarmada isabetli tespitlerde bulunur.
Zülfü Livaneli uluslararası çapta tanınan bir yazardır. Sanatındaki derinlik onu bilge konumuna taşır. Zorlu aşamalardan geçmesi, hayati riskler alması ve şartlar ne olursa olsun duygu, düşünce ve öfkesini sanat aracılığıyla ifade etmesi eserlerini değerli kılan başka etmenlerdir. Livaneli’nin sanat yapmaktaki ısrarı, her defasında yeni imkânlar elde etmesini sağlar. Sanatın geleceğini okuyan, değişime ayak uyduran, dilini güncelleme yoluna giden bir edebiyatçıdır. Romanlarını kurgularken yeni sunuşlara, yeni arayışlara, farklı anlatım tekniklerine yoğunlaşır.
Yazar sadece roman yazmaz. Öykü, şiir, deneme, otobiyografi, gezi, inceleme türünde de eserler verir. Çeşitli gazete ve dergilerde yayınladığı yazıları sonradan kitap haline getirir. Livaneli deneme, anı ve otobiyografik kitaplarda hayata bakış açısını ortaya koyar. Sosyolojik tespitlerde bulunur. Bu yönüyle bakıldığında aydın olma sorunluluğunu yerine getirir.
Zülfü Livaneli elli yılı aşkın bir süredir sanatsal üretime katkı yapan bir yazardır. En büyük tercihini edebiyattan yana kullanır. Küçük yaşlardan itibaren kurmaca dünyasına yönelir. Yazarın haznesinde biriken yazma edimi bir süre sonra çığ gibi büyür. İlk gençliğin yazım aşamalarında Hemingway ve Nazım Hikmet’ten etkilenir. Etkilendiği bir başka yazar da kırk yıllık dostu Yaşar Kemal’dir.
Livaneli, romanlarının malzemelerini toplarken, halklar, inançlar, kültürler ve yerel yaşam biçimlerini yerinde inceler. Anadolu halkının deyişlerini, söyleyişlerini, yüz yılları aşan sanat birikimini evrensel değerlere taşır. Bundan dolayı Anadolu aşığıdır.
Livaneli’nin yazarlık hayatı, olgunluk ve ustalık aşamaları ile birlikte üç dönemin toplumsal olaylarını kapsar.
Bunlar:
12 Mart 1971 Darbesi’nin etkisiyle yazdığı eserler (Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm romanı), 12 Eylül 1980 Darbesi’nin etkisiyle yazdığı eserler (Son Ada, Son Ada’nın Çocukları romanları), 2010 ve sonrasında Orta Doğu’da yaşanan insani dramlar, katliamlar, göç, kaçış temaları (Huzursuzluk, Balıkçı ve Oğlu romanları).
Livaneli’nin evrensel değerleri el üstünde tutma çabası, yaşadıklarından, tanık olduklarından ve hayata bakış açısından süzülerek sanatsal beğeniye dönüşür. Eserlerindeki izlekler geniş halk kitleleri tarafından ilgiyle karşılanır. Bundan dolayı yazarın eserleri otuz ülkede yayınlanır. Bunlar: Ürdün, Bulgaristan, Çin, ABD, İngiltere, İsveç, Almanya, Fransa, İran, İspanya, Macaristan, Yunanistan, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Rusya, İtalya, İsviçre, Kore, Hollanda, Polonya, Romanya, Arnavutluk, Pakistan, Endonezya, Tayvan, Gürcistan, Suudi Arabistan, Kuveyt, Makedonya ve Bosna Hersek’tir.
Livaneli’nin yaşanabilir bir dünya kurma özlemi sanatsal üretimin sürekliliğini zorunlu kılar. Yazar insanı, doğayı, ekolojiyi, her türlü olay, kavram, inanç, felsefe ve ideolojiyi yakından inceler. Her varlığın içinde barındırdığı iyiliği ve kötülüğü gözler önüne serecek yetkinliğe ulaşır; iyiliği yüceltirken, kötülüğü ifşa eder.
Sanatçı yaşadığı dönemlerin tanığıdır. Belleğinin biriktirdiği olayları deneme yazılarına aktarır. Geçmiş zamanların siyasi atmosferini ve siyasetçileri irdeleyerek Türkiye siyasi tarihini değerlendirir. Deneme yazılarını dört başlık altıda toplarsak, bireysel, toplumsal, sanatsal ve siyasal konular içerdiği görülür.
Livaneli’nin romanlarında yaşanan adaletsizlikler, kimsesiz insanların üstesinden gelecekleri durumlar değildir. Zalimlerin sonunu, kendi hırsları hazırlar. Elde ettikçe daha fazlasını talep etmeleri aile içi hesaplaşmalara kurban gitmelerine neden olur. Yazarın romanlarda işlediği başka bir konu da çevresel felaketlerdir. Anlatıların katmanlı yapıları içinde ekolojik yıkım tüm yönleriyle verilir.
Eserlerindeki temaların yanı sıra üslubu, dramatize edebilme yeteneği okuru romanların parçası haline getirir. Üzerinde durulmayan küçük tutarsızlıklar bilinçli bir aklın ürünüdür. Bazı yerlerde mantık hatası gibi görülen tümceler romanın bitimine doğru bir pazunun parçaları gibi birleşerek sonuca katkı sunar. Hikâyelerde ise bireyin açmazları, benlikleri, yabancılaşma ve toplumla yaşadıkları çatışmalar konu edinir.
Livaneli sanatını icra ederken yalın bir dil kullanır. Anlaşılması kolay bir anlatımı benimser. Eserlerini güncel Türkçe ile yazar. Okurun, dilden ziyade esere yönelmesini önemser. Yazarın üslubu, dilin kurallarını geride bırakarak saflığa ulaşır. Sıradan ve doğal olanı estetize ederek aklın düşünebileceği en üst seviyeye taşır.
Livaneli insan doğası ve tutkularını bilince çıkarmada isabetli tespitlerde bulunur. Psikolojik tahlilleri okurun kendinden bir parça bulacağı düzeye ulaşır. Sürgün, yabancılaşma, sosyal adaletsizlik, ırkçılık, töre, ataerkil toplum, yozlaşma, kadın, inanç gibi meseleler eserlerin katmanlı yapıları içinde işlediği diğer konulardır.
Livaneli, yarım asrı aşkın bir süredir üreten bir sanatçıdır. Köşe yazıları, denemeleri, araştırma-inceleme yazıları, romanları, öyküleri, besteleri, sinema filmleri (Sis, Şahmeran, Veda, Yer Demir Gök Bakır) büyük bir külliyat oluşturur.
Yazar günümüzde dahi üretkenliğini sürdürmekte ısrarcı davranır. Yetmiş altı yaşında iken Kaplanın Sırtında “İstibdat ve Hürriyet” (2022) adlı bir roman yazar. Son romanı ve yaşı orantılandığında sanattaki ısrarının hala zinde olduğunu söylemek yerinde olacaktır.
Yazar, sanatın doğası gereği müdahale edemediği trajik yazgıların, gerçek dünyadaki benzerlerine sanat aracılığıyla dokunur. Böylece aydın olma sorumluluğunu yerine getirir. Çağa tanıklık ederken yaşadığı coğrafyanın yükünü taşımaya gönüllü bir entelektüeldir. Sadece sanat yoluyla değil, siyaset yoluyla da toplumsal sorunlara çözüm aramaktan yanadır. Evrensel değerleri göstermekle kalmaz. Sahada emek verir. Olayların çözümünde rol alır.
Bu sorumlulukla 2002 yılında CHP listelerinden İstanbul milletvekili olarak meclise girer. Fakat bir süre sonra istifa ederek bağımsız milletvekilliği yapar. 1996-2016 yılları arasında BM UNESCO’nun iyi niyet elçiliği görevini üstlenir. Adına kurulan Livaneli Vakfı sanatsal yeteneği olan öğrencilere burs imkânı tanır. Vakıf aynı zamanda Bodrum Belediye’si ile ortaklaşarak her yıl Uluslararası Akdeniz Edebiyat Günleri Sempozyumu’nu düzenler.
Yazarın eserleri toplumcu gerçekçi edebiyatın yanı sıra sosyolojik, psikolojik, tarihsel ve siyasal bakış açısıyla da okuma imkânı sunar. Eserlerinde çağın değişim, dönüşüm ve çatışmalarını konu edinmesi toplumun hafızasını sanata aktarmada almanak görevi görür.
Bütün nedenler bir araya geldiğinde Anadolu insanının kültürel, sanatsal ve düşünsel dağarcığında yer edinmiş bir sanatçı olarak eserleri geniş bir perspektifte ilgiye değerdir.






