Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Eylül 2025

Edebiyat

Edebiyatı Savunmanın Önemi

Maris Kreizman

Paylaş

1

0


Kitaplar bize empatiyi öğreten sihirli birer hap değil. 

Geçtiğimiz haftalarda Tess Owen’ın yazdığı bir denemeyi okudum. Deneme, Trump’ın seçim kampanyası süresince sık sık duyduğumuz MAGA (Make America Great Again) histerisine kapılmış aile bireylerini bundan kurtarmak için çaresizce çabalayan ve bunu kitapların yardımıyla yapmaya çalışan insanlar hakkındaydı. Buradaki amaç güzel bir dil ve doğrulanabilir olgular kullanarak anlamlı bir diyalog oluşturmaktı ki, bence takdire şayan bir girişim. Zira doğru zamanda doğru eseri okumanın sizi iyileştireceğine inanmak gibi hayalci bir umuda kapılmanın nasıl bir rahatlama sağladığını anlayabiliyorum. Geçmişte ben de benzer duygulara kapılmış, Angela Davis ya da Rebecca Solnit’in kitaplarını doğru zamanda doğru kişilere ulaştırabilseydim o insanların çok daha doğru seçimler yapacağına inanmıştım. Keşke böyle bir dünyada yaşıyor olsaydık… 

Sol düşüncenin hayatımdaki payı her geçen gün artar ve ben de örgütlenme konusunda Sol yapılarla daha yakın ilişki içine girerken yayımlanan son deneme kitabımın imza günlerinden birinde bana, okuduğum kitapların siyasi uyanışımda rol oynayıp oynamadığı soruldu. Kitapların dünyayı görme şeklimi derinden değiştirdiği ve zorunlu olmayan okumaların (gazetecilik faaliyetlerim, gerçek hayattaki deneyimlerin ve sosyal medyayla birlikte) kendi gelişimimin önemli bir parçası olduğu yanıtını verdim. Kitabımın arkasına bir okuma listesi eklememin sebebi de buydu. Zira başka bazı yazarların roman, öykü ya da denemelerine büyük güven duyuyor ve tercihini benim denemelerimden yana kullanan okurları bu kitaplara yönlendirmek istiyorum. 

Fakat kitapların hayatımız açısından ne denli önemli olduğu sorulduğunda orada birkaç dakika durup soluk aldım çünkü bana göre kitaplar herkesi aydınlatma gücüne sahip sihirli aygıtlar değil. Roman ve öykü gibi kurmaca metinler okumanın sizi daha empatik hale getirdiğini ve bu sayede farklı bakış açılarına sahip insanların düşüncelerini dikkate almayı öğrendiğinizi ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırmaya denk geldim. Ama bana kalırsa okuma eylemi, empatiye giden kestirme bir yol değil. Hiçbir zaman olmadı. Nitekim her daim nitelikli romanlar okuyan, hatta bunları ellerinden bir an olsun eksik etmeyen ama etik açıdan kınanacak pek çok kusura sahip onlarca insan tanıyorum.

Yani toplumsal sorunla söz konusu olduğunda kitaplar derdimize derman olamaz. Çok okumanın bizlere sağladığı faydaysa sanırım hayatı boyunca bir şeyleri merak eden, olağan yaşam haricinde bir şeylere ilgi duyan insanların ihtiyacını karşılamakla sınırlı. 

 

Birkaç yıl önce Amerika’da baş gösteren ırkçılık karşıtı kitap çılgınlığını düşünün. Irkçılığı bir nebze olsun azaltmadı ama okurları kutuplaştırdı. Politik roman ve öykülerin nitelikli bir tartışma ortamı yarattığı bir gerçek ama bu metinleri okuyanlar öğrendiklerini dış dünyada uygulamaya koyamıyorsa orada bir sorun var demektir. (Bu arada yayıncıların sırf satış rakamlarını artırmak uğruna ne denli iki yüzlü olabildiğini asla aklınızdan çıkarmayın.)

Kitapların okura gerçek bir aydınlanma sunması için öncelikle okurun açık fikirli olması gerekir. Tıpkı politik örgütlenmede olduğu gibi, kendi dünya görüşünüzle taban tabana zıt ve kendi görüşüne sıkı sıkıya bağlı insanlara ulaşmaya çalışmak size bir fayda getirmez. Mesela Zohran Mamdani’nin New York City’de ve dünyada yeni bir antisemitizm dalgası yaratacağından korkan bir kitap fenomeni ve onun takipçileri, Omar El Akkad’ın polemik yaratan önemli eseri One Day Everyone Will Have Always Been Against This’in hedef kitlesi içinde yer almaz. Bunun yerine haberleri takip eden ve Amerika’nın Gazze’deki açlıktan ötürü sorumlu olduğunu son zamanlarda iyiden iyiye kabul etmeye başlayan liberallerle başlamak daha mantıklıdır. 

Bazı kitapların mucizeler yaratmasını beklemek yerine her kesimden insanın kitaplara erişimini mümkün kılmak için mücadele etsek nasıl olur? Madem kitapların gücüne inanıyoruz öyleyse ne demeye halk kütüphanelerimizi korumak için mücadele etmiyor ya da sansüre karşı kararlı bir duruş sergileyip protestolar düzenlemiyoruz? Peki ya sanat eğitiminin devam etmesini ve gelişmesini sağlamak için üniversite kampüslerinde, hatta devlet okullarında harekete geçmeye ne dersiniz? 

Amerika’nın her seçim sonrasında giderek daha faşist hale gelen rejimi, hem kurmaca hem de kurmaca dışı yaratıcı yazını pek çok farklı biçimde değersizleştirdi. Pasif eğlencenin hakim olduğu, kitaplarınsa egemen sınıf tarafından bütünüyle faydacı bir araç olarak görüldüğü bir dönemde sıkışıp kaldık. Aramızdaki teknoloji bağımlıları için okumak, başka birinin hikâyesini öğrenmek ve onunla empati kurmaktan ziyade kimi anahtar kelimelerini beyninize yüklemek için başvurduğunuz bir yöntemden ibaret. 

Kitaplar hakkında, daha geniş kapsamıyla ifade edersem edebiyat kültürü hakkında yazıyorum çünkü bunların hâlâ önemli olduğuna inanıyorum ama yine de belli bir kitabın dünyayı kurtarabileceğinden emin değilim. Bana kalırsa şu an yapılacak en mantıklı şey, sosyal değişim için kitaplardan medet ummak yerine kitapları herkes için erişilebilir kılmak ve sosyal değişimin kendisi olmak. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oggito’da William Faulkner Yazıları | ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Songül Türköz

31 Aralık 2024

Hayal Kırıklığı

Yumruğunu kapıya vuracak gibi yaptı ama vazgeçti. Eli ayağı titremeye başladı, kalp atışı hızlandı. Merdiven basamağına oturdu. Sağ eliyle yanağını tuttu. Boynu hâlâ sızlıyor. Çantasının üzerine başını koyarak uyuyakalmıştı. Demir kulpu ensesinde iz bırakmış. Kış olsaydı soğuktan dona..

Devamı..

Hangi Bohem?

Ferruh Tunç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024