Kadıköy’de depremzedeler yararına dört ressam Kâğıt İşler adıyla kolektif resim sergisinde bir araya geldi. Berna Yangın, Gülseli Ünaldı, Dilara Kızıldağ ve Harun Karabakan’ın karma resim sergisinde elde edilen gelirin bir kısmı depremzedelere aktarılacak. Her ne kadar sergide ana bir tema üzerinde durulmamış olsa da resimlerde kendini gösteren özne, kadın.
Ressamlar üretimlerinin farklı evrelerinde ortaya çıkan resimleri sergiliyorlar. Sergilenen resimler genellikle illüstrasyon öğeler barındırıyor. Dolayısıyla her resim değişik yanlarıyla kendini ortaya koyuyor, bazen ressamın anlatmak istediğiyle resmin bir nesneden özneye dönüştüğü noktada izleyicisine anlattığı şey(ler) farklılaşabiliyor. Kadınlık halleri her resmin merkezinde izleyicisine göz kırpıyor.
Sanatçıların resimleri 17-31 Mart tarihleri arasında Peripeteia Fikir Sanat Kafede sergilenmeye devam edecek. Sanatseverlerin bu sergiye ayıracak vakitleri olduğunu düşünüyorum.
Gülseli Ünaldı
Karma sergi fikri nasıl oluştu, sizi neler bir araya getirdi?
Gülseli Ünaldı: Sergi açma fikri aslında hep vardı. Berna’yla bu fikir üzerinde zaman zaman konuşuyorduk. Deprem felaketinin yaşanmasıyla “Biz ne yapabiliriz?” sorusu Berna’nın çabalarıyla bizi bu sergide bir araya getirdi. Yan yana olabilmek, özellikle böyle zor günlerde bize de iyi geldi. Türkiye’de üst üste yaşanan felaketler insanların zihninde de deprem etkisi yarattı, bakış açılarına yansıdı, bir geçiş döneminde olduğumuzu düşünüyorum, dolayısıyla bu döneme biz de resimlerimizle tanıklık etmek istedik.
Resimle ne yapmaya, neler anlatmaya çalışıyorsunuz?
Dilara Kızıldağ: Resimlerim, benim kişisel günlüklerim. Son yıllarda bu yüzden daha çok eskiz defterleri kullanıyor, bu çalışmalarıma eskiz günlüğü diyorum. Zaman zaman çizimlerimi yazı ile birleştirmek hoşuma gidiyor. Çoğu zaman resimlerim bir şey anlatmaktan ziyade benim için bir içe bakış oldu. Toplumsal yaşamdaki güç ilişkilerinin yarattığı şiddet sarmalı, cinsiyetçi, homofobik, türcü şiddet örgütlenmesi karşısında kendimizi en güçlü ifade edeceğimiz alanın sanat olduğunu düşünüyorum. Ben daha çok yasını tutamadığım, gereğince vedalaşamadığım bazı deneyimlerimi, hayallerimi onurlandırmak, onları herkesle tanıştırmak için çiziyorum diyebilirim. 2015 yılında hortlaklar serisiyle başladı çalışmalarım. “Hortlak şefkat ister” isimli resim şimdilik serinin sonuncusu, ama ara sıra horlaklarım yine kağıtlarımdan bana bakıyor.
Gülseli Ünaldı: Resimlerim hayatımın yansıması, içimdekilerin dışavurumu diyebilirim. Hissettiklerimi kendi karakterlerimle anlatmaya çalışıyorum. Bana göre üretmek için anlatacak bir meselenizin, söylenecek bir sözünüzün olması gerekiyor. Benim meselem daha çok kadınlarımızın özgürleşmesiyle ilişkili. Bir kadın olarak bütün kadınların cesur ve korkmadan yaşamalarına resimlerimle güç vermek, yaşam alanlarını genişletmek istiyorum. Eğer bir yerde kadın varsa orada güzellik vardır, şiddet yoktur.
Harun Karabakan: Hayatım boyunca bazı şeylerin değişip gelişmesi gerektiğine inandım, değişimin içinde rol almak istedim. İnsanların farklı sıkıntılar yaşayıp tek kelimesini bile anlatacağı birilerinin olmaması beni rahatsız ediyor. Onlardan habersiz yaşıyoruz. Bu konu beni düşündürüyor ve bana acı veriyor. Şu bir gerçek ki yazılı ve sözlü edebiyat bazı gerçekleri anlatmakta yetersiz kalıyor, bu noktada resmin gücü devreye giriyor. Asıl amacım okuduğum veya tanık olduğum bazı hayat hikayelerini kendi duygularım ve düşüncelerimle birleştirip bir farkındalık yaratmak.
Berna Yangın
Resimlerde genelde kadın, kadınlık halleri hatta kadının birçok hali görünüyor, özellikle yüzler, bu durumu kadın olmanıza yorabilir miyiz? Ya da neden kadın?
Dilara Kızıldağ: Bu konu beni de çok düşündürüyor. Zaman zaman cinsiyetsiz bedenler çizdiğimi hissetsem de dışarıdan bir gözle bakıldığında kadın olarak görülüyor. Gene de resimlerimin çoğu kadın resimleri. Sanırım kadınlar bana daha zengin bir anlatım olanağı sağlıyor. Kadınlarla birlikte aslında tüm ötekilerin görünür olmasını, yani kendi dilini, kendi biçimini, özgün hikayesini, kendi tarihini yaratabiliyor ve yayabiliyor olmasını önemsiyorum.
Gülseli Ünaldı: Hayatın tüm renklerini anlatmaya çalışsam da evet benim meselem daha çok kadın ve kadın olma halleri ya da kadın olmanın bedelleri diyebilirim. Kadın olmam elbette resimlerimde asıl öznemin kadın olmasını belirliyor ama bunu yalnızca kadın olmayla açıklayamam çünkü kadın genel anlamıyla yalnızca resimde değil, sanatın ve hayatın her alanında çok besleyici... Farklı bir cinsiyet kimliğinde olsaydım bunu yine görmezden gelemezdim. Zaten bana göre sanat özünde cinsiyetle değil, cinsiyete biçilen rollerle ilgileniyor. Evet, bir kadın olarak bir kadına biçilen rolleri iyi bildiğim için de bunu ayrıca içselleştiriyorum.
Berna Yangın: Yaşadığımız coğrafyada kadın olmanın ne kadar zor olduğunu herkes biliyor. Kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddet, taciz, tecavüz ve öldürme olaylarına dünyanın hemen her yerinde tanık olurken bu topraklarda bunun çok daha katmerlisini yaşıyoruz ve üstelik bu zulmün bir yaptırımı da yok. Aslında benim resimlerimde sadece biyolojik kadınları değil, trans kadınları da görmek mümkün. Bu coğrafya kadınlık hallerinin hepsine düşman. Trans cinayetleri bunun en net göstergelerinden biri. Toplumun nefreti, şiddeti eşcinsellere yönelirken bile kadınsı olana ekstra artıyor. Maskülen mizaçlı kadın eşcinsellere erkek gibi kız/kadın güzellemesi yapılırken feminen olan aşağılanıyor. Bir kadın olarak bu adaletsizliğin tam ortasında olduğum için çalışmalarımda kadını merkeze alıyorum.
Seni önceki çalışmalarından biliyorum Berna, resimlerinde muhalif duruşunun bütün yansımalarını görebiliyor muyuz?
Berna Yangın: Resimlerim maalesef muhalif kimliğimin çok az kısmını yansıtıyor çünkü aynı zamanda devlet memuruyum. Öğretmen olmam sanatsal üretimim açısından bana bir alan bırakırken ifade konusunda oldukça kısıtlıyor. Toplum olarak zaten herkesin kendini baskı altında hissettiği, fikir ve eylemlerine sürekli otosansür uygulamak zorunda kaldığı bir süreç yaşıyoruz. Maalesef bu baskı ve sansürlerden en çok nasibini alanlar gazeteciler ve sanatçılar. Hele hele devlette çalışıyorsanız ekstra sınırlandırılmış oluyorsunuz. Çizginin biraz dışına çıkınca hemen soruşturmalar, işten atılmalar başlıyor, sürgüne maruz kalıyorsunuz.
Dilara Kızıldağ
Bir ressamın ürünlerini sergilerken yaşadığı zorluklar neler?
Dilara Kızıldağ: Sergi alanı bulmak bizler için epey zorlayıcı. Galeriler sanatçılardan büyük miktarlarda mekan kiraları ya da komisyon talep ediyor. Diğer yandan hatırı sayılır bir sanat piyasası, sanatçılara bazı konuları ve biçimleri dayatıyor. Özgün işlerimizi üreterek bu piyasada yer bulabilmek çok olası değil. Bu yüzden kendi ilişki ağlarımız içinde sergilerimizi yapıyoruz ve açıkçası bu benim hoşuma da gidiyor.
Sanat dalları içinde değeri en geç anlaşılan meslek grubu ressamlar, kişi niçin ressam olur ya da olmak ister?
Gülseli Ünaldı: Maalesef resmin ve ressamların değeri bilinmiyor. Bu bizim ülkemizde ayrıca zor ve sancılı. Neden ressam olunur sorusuna gelince, bu bir akış hali. Üretim dediğimiz şey başlı başına bir akış hali değil midir zaten? Ressam olmak gibi bir çabam olmadı ama kendimi en özgür hissettiğim ya da kendimi en iyi ifade edebildiğim tür, resim çizmek. İçten gelen bir şey bu, benim akış halim.
Harun Karabakan: Bana göre bir insan ressam olmayı seçmez sadece ressam olduğunu izleyiciye hissettirir. Resim farklı bir iletişim aracıdır. Sadece insanlara ulaşma çabası değildir. Kendi benliğine ulaşma ve iletişime geçme çabasıdır aynı zamanda. Resim, Tanrı’nın yarattığı bir canlı olmasa da ressamın hayat verdiği iyi bir dinleyicidir. Günümüzde çoğu gerçeği ressamların anlatacağına inanıyorum ama ne yazık ki bu denli ayrıntıyı kavrayacak bir dinleyici kitlesini bulmak sorun teşkil ediyor.
Dilara Kızıldağ: Görsel üretimin bizleri aşırı uyardığı bir çağdayız. Özellikle yapay zekanın sanat alanındaki üretimleri bizleri kontrol edemeyeceğimiz bir yerlere getirecek gibi. Bu anlamda ressam olmak tercih ettiğim bir şey değil, daha çok vazgeçemediğim bir şey. Gerçekliğin, yaşadığım hayat karşısında kendime minik bir alan yaratıp hissettiğimi çizmezsem kendimi eksik hissediyorum.
Berna Yangın
Berna Yangın: Aslında ressamların değeri anlaşılabilmiş değil. Hatta genel anlamda sanatın herhangi bir disipliniyle uğraşan kimsenin yeteri kadar anlaşıldığını düşünmüyorum. Hayatı anlamlandırabilme ve yorumlayabilmenin bunu yaparken de herkesten daha güçlü bir ifade yöntemi kullanabilmenin en etkili yolu sanat olduğu için resim yapmayı seçtim.
Bazen binlerce kitabın anlatamadığını bir resim tek başına anlatabiliyor, resimle anlatamadığınız en derin konunuz nedir?
Harun Karabakan: Binlerce kitabın anlatamadığı konuların aslında iyi bir dinleyici ve yorumcuya sahip olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum çünkü yazının bir yüz ifadesi yoktur isteyen dilediği gibi yorumlayabilir. Resimde çizilen figür veya karakteri istediğiniz kadar eleştirin ama değiştiremezsiniz.
Dilara Kızıldağ: 6 şubattan beri ne çizsem içime sinmiyor, yaşanan acı hiçbirimizin yüreğine sığmadı. Üzerinden henüz 40 gün geçti. Bu soruya verebileceğim tek yanıt, 6 şubat ve sonrasında yaşananları, birbirimizin yaralarını sarmamızı ya da o çaresizliği, yok oluşu, kıyameti sanatımızla anlatmak biz sanatçıların görevi gibi geliyor.
Sergi sürecinde sıkıntı yaşadınız mı?
Gülseli Ünaldı: Sergi fikrini hayata geçirme süreci bizim için tam anlamıyla kolektif bir oluşum süreciydi. Peripeteia Fikir Sanat Kafe’nin bize ev sahipliği yapması ve sanatsever dostlarımızın bizi yalnız bırakmaması bize güç verdi. Bu dayanışmanın büyümesini ümit ediyoruz.
Berna Yangın
Dilara Kızıldağ
Dilara Kızıldağ
Gülseli Ünaldı
Gülseli Ünaldı
Harun Karabakan
Harun Karabakan
Harun Karabakan
Küratör: Senem Turgut Altıntaş
Adres: Peripeteia Fikir Sanat Kafe (Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok. No:46/B KADIKÖY)
Tarih: 17-31 Mart 2023






