Doğayı Korumanın Yolu: Poşet 25 Kuruş!
14 Ocak 2019 Şehir Doğa

Doğayı Korumanın Yolu: Poşet 25 Kuruş!


Twitter'da Paylaş
0

“Marka değeri yüzlerce milyar dolarla ifade edilen şirketlere herhangi bir yaptırım söz konusu olmasa da, plastik kullanımı ile ilgili çevre ve doğayı koruma kaygılı faaliyetler gün be gün artmakta.”

Farkında olsak da olmasak da, üzerinde yaşadığımız gezegeni el birliği ile çöplüğe çevirmekteyiz. Yeryüzünde biriken çöpün % 99’u, bizim neslimiz tarafından ve sadece son 40 yılda üretildi. Dünya genelinde denizlerde şu an tahminen 150 milyon ton atık plastik bulunuyor ve her yıl 8 ila 12 milyon ton plastik, denizlere karışmaya devam ediyor. Bilim insanları, 2050 yılına kadar okyanuslarda birikecek plastiğin, toplam balık ağırlığından daha fazla olacağını öngörüyorlar. Özellikle eğitim düzeyi düşük olan toplumlarda, bu gibi bilimsel veriler şaşkınlık yerine umursamazlıkla karşılanıyor, ama gelişmiş dünya ülkeleri bu gidişe bir dur denmesi gerektiği yönünde hemfikir gibi gözükmekte. Dünya market ekonomisinin büyük bir kısmına hakim olan ve marka değeri yüzlerce milyar dolarla ifade edilen şirketlere herhangi bir yaptırım söz konusu olmasa da, plastik kullanımı ile ilgili çevre ve doğayı koruma kaygılı faaliyetler tüm dünyada gün be gün artmakta. Ülkemizde 2019 yılının ilk günlerine damgasını vuran plastik alışveriş poşetleri sorunu da bu faaliyetlerin başını çekiyor.

Dilimizde naylon torba da denilen plastik alışveriş poşetlerine kullanım yasağı, tarihte ilk olarak ABD'nin Kaliforniya eyaletinin San Francisco şehrinde getirilmiş. Avrupa'nın belli başlı ülkelerinde plastik poşetlere yasak ve sınırlamalar yeni yeni uygulanırken, ABD’de ülke genelindeki zincir marketler, yıllardır müşterilerine plastik poşet yerine geri dönüşümlü kesekağıdı önermekte. Ve yasa, bu konuda satıcıyı mesul tutmakta. 2007 yılında İngiltere’nin Modbury şehrinde başlayan plastik poşet kullanımı yasağı ise, yıllar içinde tüm ülkeye yayılmış, tüketiciler alışverişe çıkarken yanlarında bez çanta ya da file götürmeyi zamanla alışkanlık hâline getirmişler. Hollanda ve Fransa’nın da takip ettiği bu hassasiyet, yıllar içinde neredeyse tüm Avrupa’ya yayılmış durumda. 2018 yılının başında yayınlanan bir araştırma, Kuzey Avrupa deniz tabanındaki atık plastik oranında % 30’luk bir düşüş yaşandığını ortaya koydu. Bilimsel çalışmalar, plastik torbaların kullanımında yasak ve sınırlandırmaların uzun vadede olumlu sonuç vereceğini göstermekte.

Yasal yaptırımlar, Avrupa dışındaki kimi ülkelerde ise daha sert uygulanıyor. Bangladeş’in yaşadığı sel felaketlerinden sorumlu tutulan plastik poşetler, ülkede 2002 yılından bu yana tamamen yasak. Yasağın 2018 Ağustos ayında yürürlüğe girdiği Kenya'da ise naylon poşet satan, üreten ve hatta taşıyanlar 39 bin dolara kadar para ve dört yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşmakta. Çin’de, yasağın yanı sıra, 24 tür katı atık malzemenin ithalatı tamamen yasak.

“Plastik poşetlerin amaçları dışında ve aşırı tüketimi, çevre kirliliğinin yanı sıra, plastik ham maddede ithalat bağımlısı olan ülkemizde ekonomik kayıplara da yol açmakta.”

Ülkemizde ise, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında hazırladığı, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile konuya kısa bir süre önce el attı. Ve takvimlerin 1 Ocak 2019’u gösterdiği andan itibaren yürürlüğe giren yasa ile, alışveriş poşetleri 25 kuruş bedel ile satılmaya başlandı. Yasa ve içeriği daha önceden kamuoyunda paylaşılmış olmasına karşın, sonuçları ve tepkiler ancak yasa yürürlüğe girdikten ve halk yasal yaptırım ile karşılaştıktan sonra ortaya çıktı.

Yasa tasarısı, plastik torbaların kullanımının azalmasını sağlamak için hazırlanmıştı ve plastik poşetleri ücretsiz veren satış noktalarına idari para cezası uygulanacağı belirtilmişti. Ama bu arada gözden kaçan ya da atlanan bir şey vardı. Yönetmelik, satıcı kurumlar için alternatif bir paketleme zorunluluğu getirmiyordu. Tüketici, eğer yanında getirmiş olduğu torba benzeri herhangi bir taşıma aracı yoksa, plastik poşetleri ‘satın almak’ zorunda bırakılmıştı. Seri üretimde maliyeti üç kuruşa kadar düşen plastik poşetler, zincir mağazalar tarafından yaklaşık 10 misli kârla satılmaya başlandı. Marketlerin kendi reklamlarını yaptıkları poşetleri gönüllü taşımak halk için kanıksanmış bir durumdu fakat bunun için ayrıca para ödemek biraz garipti. Çevresel kaygılarla getirilen düzenlemelerin destekçisi olabilecek bir kısım tüketici, uygulamanın sorunlu gözüken bu boyutunu görmeyi tercih etti.

Poşetlerin ücret karşılığı verilmesinin plastik kullanımında bir miktar düşüş yaratsa da kapsamlı bir çözüm olmayacağının ilk göstergesi, yılın ilk haftası gözlemlenen ‘Marketimden İnsan Manzaraları’ ile ortaya çıktı. Yasal düzenleme hakkında bilgi edinmiş ve çevre duyarlılığı gösteren küçük bir azınlığı dışarıda bırakırsak, “Almıyorum hiçbir şey o zaman!” deyip alışveriş arabasını kasada terk edenler, fakir olmadığı edasıyla “Ver bakalım oradan dört poşet!” diyen 25 kuruş zenginleri, üç poşetlik alışverişi tek poşete sığdırmaya çalışanlar, (ki bunların bir kısmı poşet yolda yırtılınca markete dönüp kavga çıkaranlara evriliyor), satın aldığı poşeti tüketiciyi koruma yasasından faydalanıp memnun kalmadım diyerek fişiyle beraber iadeye getirmekten imtina etmeyenler, “Bir tane poşete para verilir mi be!” deyip satın aldığı bütün tavuğu montunun cebine sığdırmaya çalışanlar, alışveriş sepetini arka sokakta park yerindeki arabasının bagajına kadar ödünç isteyenler, yasanın ve yeni yılın ilk haftasının fenomenleri oldular. Sanal sosyal dünya 2019’un ilk günlerini bu konu üzerinde tartışmalar, kavga gürültü ve kısmen eğlence ile bitirdi. Ve sonuç itibarı ile yasanın (kimi eksik yönleri olsa da) yanlış hazmedildiği açık ve net olarak ortaya çıktı. İlk kamuoyu araştırmaları, poşetlerin ücretlendirilmesinin kimi tüketici üzerinde caydırıcı bir etki yaratsa da sinir harbine yol açtığını ve alışverişte plastik poşet kullanılmaya devam edildiğini gösterdi.

Konu hakkında tartışmaların daha yeni başladığı Türkiye’de, plastik poşetlerin amaçları dışında ve aşırı tüketimi, çevre kirliliğinin yanı sıra, plastik ham maddede ithalat bağımlısı olan ülkemizde ekonomik kayıplara da yol açmakta. Sektörde, yılda yaklaşık 200 bin tonluk alışveriş poşeti üretiliyor. Endüstriyel ve mağaza torbalarıyla kargo ve elbise poşetleri eklendiğinde bu miktar 500 bin tonun üzerine çıkıyor. Market ve pazar poşetleri piyasasının büyüklüğü yaklaşık 1,5 milyar dolar iken, taşıma torbalarının da içerisinde yer aldığı esnek ambalaj sektörünün toplam büyüklüğü yıllık 5 milyar doları buluyor.

Sektörün sadece üretim aşamasında yaklaşık 20 bin kişi çalışıyor. Poşet kullanımı azaldığında, üretim oranındaki azalmaya paralel bir oranda sektör çalışanı da kaçınılmaz olarak işsiz kalacaktır. Yasal yaptırımların bu gibi negatif sonuçlarından kaçınabilmek için plastik poşet üreten sanayi firmalarının geri dönüştürülebilir ürünlere hızla geçmeleri sağlanmalı. Ve bu yönde değişim için adım atan üreticiye en azından belli bir dönem teşvik uygulamalarının planlanması gerekiyor. Sektörün hızlı bir biçimde dönüşüm yapabilmesi için doğa dostu ürünlere talep yaratmak gerek. Bunun için süpermarketler, yasal yaptırımla müşterilerine ücret karşılığı poşet satmak yerine, alternatif olarak tekrar kullanılabilir ya da dönüştürülebilir bez çanta, file ya da kağıt torba benzeri ürünleri çeşitli kampanyalar ile ücretsiz sunmaya teşvik edilmeli.

 

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR