Tahtaları yıllar yılı üzerinde yürümekten aşınmış, duvar boyaları dökülmüş doksan yıllık konağın giriş katındaki bir odadayız. Üst katta başka biri, daha üst katta çok başka biri oturuyor. Oda sokağa bakıyor, ben hep camın önünde duruyorum. Odadaki babama ve eskiden sevdiğim insanlara hiç aldırmadan sokaktan geçenlere tebessüm ediyorum. Dışardan görenlerin hafızalarında mutlu kalmalıyım. Derdim bu. Güvercinlerin gelme saati. Onları bekliyorum. Camın önünde duran dikiş makinesinin yanı başında dilsiz uşak ve üzerine atılmış onlarca tamamlanmamış, dikilecek, onarılacak kıyafetler. Ağırlıktan sol yana yatmış omuzuyla öyle duruyor. Eskiden sevdiğim adamlar odanın dört bir yanına yayılmışlar. Hepsi farklı işlerle ilgileniyor. Hiçbiri benimle ilgilenmiyor. Kızıyorum. Babam odanın tam ortasında kıpırtısız. Etrafındaki renk renk leğenlere yukarıdan tıp tıp su damlıyor. Tıp tıp. Güvercinler geldi. Heyecanlanıyorum.
Lacivert terlikleriyle küçüklüğüm de geldi. Ellerimi birbirine vuruyorum bir bayram sabahı gibi. Fırından yeni çıkan ekmek kokusu gibiyim. Annem balkonda kahvaltı hazırlamış, tırnaklarının bombesine hayran olduğum kadın. Dikkatle ellerine bakıyorum. Elleri benim olsa diyorum. Usul usul bir şeyler taşıyor mutfaktan. İncecik belinin altındaki kalçası bir inip bir kalkıyor. Babam çayından bir yudum alıp ayağa kalkıyor. Bir dans müziği yükseliyor, babam ince bele dolanıyor, ben mutlu insanların suratındaki ifadeyle tebessüm ediyorum. Kafamı çevirince önümden akan bir sokağa bakıyorum. Beni de sarın. Beni de sarmalayın. Lütfen. Annem hep gülüyor. Müzik hiç susmuyor. Hep ikisi konuşuyor. Ben hep susuyorum. Bir odanın penceresinden bakıyorum. Aysel abla iniyor üst kattan. Elinde bir atlas kumaş. Şen şakrak sesi. Kuş gibi cıvıldıyor. Yeni gelen kumaşla bir kat daha artıyor dilsiz uşağın üzerindeki ağırlık. Aysel abla babamın yanından geçiyor. Aynı zigon bir sehpanın yanından geçer gibi.
"Döpiyes dikelim diyorum bu kumaştan Güzin ne dersin?"
"Saçmalama Aysel abla, güvercinlere palto dikeceğim ben, önümüz kış. Vaktim yok." Belki de yalan söylüyorum. İnanıyor ama Aysel Abla hep. Kahkaha atarak gidiyor yanımdan.
"Kahkaha atan herkes mutludur," diyor odadaki bir adam.
Sevmişim ama hiç tanımıyorum. Çok seviyor beni. Devamlı yineliyor bunu. Kafası karışık Aysel Ablanın, sabah söylediğini akşam unutuyor. Belki de o yalancı da ben inanıyorum. Dikiş makinesine oturup basıyorum pedala. Ayaklarım çok yorgun. Bileklerim acıyor. Gözlerimin feri sönük. Kafamı yana doru çevirip dilsiz uşağa bakıyorum. Onu da omuzuna bakıyor olarak düşlüyorum. Aklıma iğnenin intiharı geliyor, iplikle onca muhabbet, iç içe sürdürülebilir yaşanmışlık. Pedala basan hep insanoğlu, sürdürülebilirliğin manası bu.
Perde kapandı. Eskiden sevdiğim ve odada oturan insanlar dağıldı. Sabah yine gelirlerdi. Sıkılıyorum geceleri, daha da mı otursunlar? Çocukları vardı. İşleri önemliydi. Eşleri vardı. Olsun kalsınlar yatacak yerimiz vardı. Ne gelirken soruyorlar ne de giderken. Kızamıyorum da hiç. Ne derlerse onu yapıyorum. Ah. Güvercinler. Ellerimi sevişleri geliyor aklıma. Babam annemi severken benim güvercinleri sevmelerim gibi. Katarsis giriyor odaya, bir adamın bıraktığı boşluğun sıcaklığına kıvrılıyor. Eyvah. Bir kişi daha diyorum eksildi ömrümden. Babam odanın tam ortasında kıpırtısız. Etrafındaki renk renk leğenlere yukarıdan tıp tıp su damlıyor. Tıp tıp. Leğenlere dolan sularla gece babamı yıkıyorum odanın ortasında, son suyunu döker gibi. Kefene sarar gibi sarıyorum sarı beyaz havlulara. Ayakta durmak istiyor hep. Leğenleri aynı yerlerine yerleştiriyorum özenle Yarın gelmeyecek olan o kişinin oturduğu yeri topluyorum, dağıtıp gidiyorlar, toplaması güç oluyor. Aysel Abla gelecek sabaha yine elinde bir kumaşla. Kahkaha atacak. Cıvıldayacak kuş gibi. Dilsiz uşak daha da sola eğilecek. Babam yine odanın ortasında kıpırtısız duracak. Leğenlere yukarıdan tıp tıp su damlayacak. Tıp tıp. Eskiden sevdiğim insanlar gelecek. Eğlenecekler. Ben camın önünde sokaktan geçen insanlara tebessüm edeceğim. Güvercinler gelecek sonra. Perde kapanacak ve katarsis bir adamın bıraktığı boşluktaki sıcaklığa kıvrılacak. Bir kişi daha eksilecek ömrümden. Perde açıldı. Babam odanın ortasında yerde yatıyor. Sarı beyaz havlulara sarılı Leğenlerde hiç su yok. Aysel abla cıvıldamıyor. Eskiden sevdiğim insanlar gelmiyor. Bir yanımda katarsis bir yanımda güvercinler. Bir dans müziği yükseliyor.






