Kökleriyle tanıtır ve tanıştırır duyguların coğrafyasını mevsim mevsim şair Remzi Tanrıverdi, bazen hayat taşan yeşilin, bazen ölüme çalan karanın, bazen de özgürlüğün derin maviliklerinde kanadı kırık aşkın suretinde.
Çocukluğunun boy verdiği toprakların yaralı hafızasına bazen zozanî bir sesle vakaûnivislik yapar şair, Kürtlerin çağdaş Homerosu Evdalê Zeynikê'nin diliyle. Öyle ki bu dil, yer yer ateşle yıkanmış Zerdüştî bir asaletin yer yer de dağın ve dağlının ruhuyla arınmış bereketli bir başkaldırının Munzurî tınısını damıtır yüreğimizdeki sakinin seyir halindeki sesine.
Tarihin ağır gölgesindeki insanı sarıp sarmalayan duygusal kışların kederden kadere dönüşen izleğin işçiliğini yapar kalem kalem, yürek yürek şair burada sancıyan ışığın özlemiyle, gözlerine mil çekilmiş kara gerçeğin kara bekçilerinin tufanî ve tehdit kokan ikliminde.
Bahar ehli bir kış sakini şair burada. Öyle ki içsel bir kâşif olan Melayê Cizîrî'nin Nîlî feyzini hatırlatırcasına yarasının hazinesi olan Kürdî ruhun bulutlarını Türkçe yağışa çevirerek gövdeleştirir burada. Belki de yasaklı dile tüneyen gazabın şiddetidir bu yağışın şeklini belirleyen. Oysa her yasak, daha da derinleştirir karakter ehli bir varoluşun yolculuğunu yolu olsa da ağır aksak.
Evet, insan bir yaradır. Bazen Dicle ve Fırat bazen Nil bazen de Ganj'ın damla damla derman û deva olan bir yara, göklerin ulviliğiyle sancılanan bulutların yağdırdığı ve yatağında aktıkça zenginleşerek bereketlenen bir yara(dan) deva şairin varoluş yolculuğu burada.
Kabuk tutmayan yaradan bir ağrı yer yer Nergis İnadı, tıpkı yüzümüzü mesken eylemiş sabahî hüznün ağır tonundaki mavi bir sancı.
Yerelle evrenselin birbirine dokunarak dokuduğu bir sancı bu. Öyle ki kökleri kadar derin, dallarının genişliği kadar güleç, rengîn ve engin bu sancı. Aynı zamanda şair, acısını doğurgan ve bereketli bir sancıya çevire çevire özgürleşir burada. Elbette göğün memelerinden enginliği eme eme meyveye durur bu özgürlük, ışığın tanrısallığıysa kalbi olur bu özgürlüğün. Bazen bir dervişin sesinde bazen bir kuşun dilinde bazen de bir çocuğun yüzünde his ede ede görür ve yaşarız bu özgürlüğün duru derin mevsimini.
Aşkla tutuşur ve yeniden doğarız dedirtiyor şair. Doğamızın künyesini de ancak bu aşkın elinde bulabiliriz. Yangın yangın tutuşturan bu aşktır beni ûryan bir ben ile tanıştıran, balçıkla Tanrı'yı karıştıra karıştıra buluşturan da odur diyor bazı dizelerin dili.
Jîyan, daxwaz û xwestek in, lê mirin, têrbûnek e li girê jînê* hissini kalbinde seslendiriyor şair, dize boylarını dolaşan yaşam gezgini okurların.
Elbette iradenin alevi sadeliğine iman etmiş bir öz, külü kadar gül olup zamanın tepelerinde açacaktır bahçe bahçe. Külü gıdasıdır onun, gülse aça aça gülümseyen iradenin ihtiyarî bahtiyar yüzü.
**Mirov reh e. Ev reh jî rihek e bo sitûnên hebûna me sözünü bir keşiş sadeliğinde fısıldıyor biz okurlara şair, devrin boynuna yağlı urgan geçirdiği dizelerin hattında. Ayrıca hayatı hayat yapan, ona gerçeğin doğal ve zengin tadını veren köklerin hayati sırrını da fısıldıyor kulağımıza şair Remzi Tanrıverdi bu eseriyle.
Şair Remzi Tanrıverdi’nin Red Yayınları’ndan çıkan Nergis İnadı, varoluşun zengin köklerine ışık tutan ender eserlerden biri.
*Hayat, arzu ve isteklerdir; ancak ölüm, yaşamın tepesinde kendini aşmadır.
**İnsan köktür. Bu kök de varoluşumuzun sütunları için bir ruhtur


.jpg)



