Ses
Ofise girip kahve makinesini çalıştırdı. Bilgisayarının açma düğmesine bastı. Oda soğuktu ya da ona dışarıdan yeni geldiği için soğuk geliyordu. Ayak ısıtıcısını çalıştırdı. Bu ısıtıcının sesi onu hep bir kış akşamı, odun sobasının yanına serilmiş annesinin onun için diktiği yer yatağına götürüyordu. Her akşam annesi, babası ve abisi aynı odada televizyon izlerken girerdi yatağına. Onların sesleri ve varlıkları ile uykuya dalmak güven verirdi ona. Bir uykuya dalsındı, gerisi kolaydı. Ya uyku tutmayan o geceler? Etraftan gelecek en ufak bir "çıt" sesine kulak kesilir, babaannesinin üst kattan gelen ayak sesleri ile kendisini rahatlatmaya çalışırdı.
Düşündü. Çocukken niçin korkuyordu acaba?
Hatırlayamadı.
Ortalık kahve kokmaya başladı. Öğleden sonra imzaya yetiştirmesi gereken dilekçeleri eline aldı.
Bir Masal Kuşu
Uzaklara bakıyorum, bir ağacın dalları kımıldıyor, ağaç oluyorum.
Ayaklarım çıplak, en ince dalı seçiyorum, dalın ucuna gidiyorum, göğe bakıyorum.
Denge...
Kımıldarsam düşeceğim, biliyorum. Kımıldarsam hayat düşecek.
Kımıldarsam gökteki bütün yıldızlar bir bir yere inecek.
Korku...
Kayboluyorum, bulutlar geçiyor gözlerimden, göz bebeklerimden yere iniyor hepsi, deniz oluyorum, kıyısız.
Hüzün...
Balık oluyorum sonra, yosun kokuyorum, suyu kokluyorum, çocuk oluyorum.
Toprak kokuyor çocukluğum.
Dokunuyorum, dokunduğum yerden kanıyorum, ellerin arasından kayıyorum.
Bir masal kuşu oluyorum, hiç okunmayan bir kitapta yitiyorum...
Koku
O gün bir kokuyla ağırlaşmış yaşam. Burnuna gelen kızarmış palamut kokusuyla. Annen gelmiş aklına. Tavada babanın çarşıdan siyah poşet içerisinde getirdiği, annenin hiç sorgulamadan sanki her siyah poşetten palamut çıkmalıymşcasına poşeti babanın elinden aldığı ve yıkayıp mısır ununa buladığı palamutlar. Tavanın üzerinde kızarırken etrafa sıçramasın diye koyduğu gazete kâğıdı. Oysa ne zamandır kapak alacak tavaya.
Özlemişsin birden mısır ununa bulanan elleri. Mutfaktan gelen o ince ve yorgun sesi: “Kızım masayı hazırla, hadi.”
Güç altına gizlenmiş kırılgan bir ruh gibi, keder sarmış her yerini. Oturmuşsun evinin balkonuna ve bulutları izlemişsin çocukluğundaki gibi.