Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Ağustos 2022

Kitap

Sağlığın ve Hastalığın Toplumsal Nedenleri: Toplumun insanı hasta yapabileceğine katılıyor musunuz?

Aynur Kulak

Paylaş

1

0


Sonuç olarak sağlıklı olmak ve hasta olmak ile ilgili varılan sonuç şu: Nedenselliği yalnızca biyolojik varlıklara atfetmek, hastalığa sebebiyet veren diğer nedenleri yok saymak demek olur ki, hastalık etkenlerinin en başında bireyi daha en başta etkileyen sebep olarak toplumsal tutumlar ve durumların tetikleyici unsurları söz konusu oluyor.

Sağlık sosyolojisi uzun yıllar sosyolojinin bir alt dalı olarak ele alındı. Sağlık tüm yüzyıllarda insanlığın en önemli gündem maddesiydi hiç şüphesiz fakat yirmi ve yirmi birinci yüzyıl itibarıyla toplumsal sağlığı kapsayan tüm içerikler (yeni hastalık türlerinden tutalım, psikolojiyi ve psikiyatriyi ilgilendiren hastalık çeşitlerine) nitelik, şekil, yön, tanım değişikliğine uğradı. Teknolojinin gelişmesi, dijitalleşmenin her anlamda hayatımıza girmesi, küresel iletişimin sağladığı olanaklar ardı ardına ve hızla yenilikleri beraberinde getirdi. Fakat bu arada yeni hastalıklar da hızla girdi hayatımıza. İnternet bağımlılığı mesela ya da teknoloji kaynaklı bedensel rahatsızlıklar. Tıbbi tanılar ve tedavi yöntemleri de hızını kesmiyordu oluşan bu yeni hastalıklara karşı. Sağlık sisteminde oluşan bu yeni hastalıklar ve karşılığında geliştirilen tedaviler sürgit yaşanırken koronavirüs patlak verdi. Öyle bir patlamaydı ki bu, tüm dünya kapandı ve durdu. Hızla yayılan bu virüs karşısında virüsü anlamaya çalışma, tanı koyma, aşı geliştirme, hızını kesme derken aylarca süren belirsizlik dünyadaki tüm toplumları derinden etkiledi. İçinde yaşadığımız yüzyıl itibariyle sağlık tanımı, hastalıklar ile mücadele kökünden değişikliğe uğramıştı. Bu durumda hastalıklar ve sağlık söz konusu olunca sorulan şu soru yeni cevaplarını bekliyor artık: Toplumun insanı hasta yapabileceğine katılıyor musunuz?

Sağlıklı ve Hasta Olmak

William C. Cockerham'ın Sağlığın ve Hastalığın Toplumsal Nedenleri kitabı insan yaşamı adına en önemli unsur olan sağlığın korunmasında ya da korunamayarak yerini hastalıklara bırakmasındaki toplumsal faktörlerin oynadığı nedensel sebepleri bilimsel kanıtlar eşliğinde sınıfsal konum, yaş, toplumsal cinsiyet, ırk, etnik köken, biyolojik bazda inşa edilen etkenlere odaklanarak bizlere geniş kapsamlı veriler sunuyor. Günlük koşuşturmacamızın içinde günde en az bir kere sağlıktan ve hastalıklarımızdan bahsetmek bu derece elzem bir noktaya gelmişken toplumsal yapının ve bu yapının mekanizmalarının insanı sağlıklı ya da hasta etmesinde oynadığı rolü detaylı bir şekilde okumamız ve anlamamız gerektiğini kitap bize bir kez daha hatırlatıyor. Ki uzun süren bir pandemi dönemi ile hemen hemen her toplumda sayıları neredeyse milyonları bulan toplu ölümler yaşanıldığı da düşünülürse.

Kitabı okurken anlıyoruz ki, sağlıklı ve hasta olmak konusunun toplumsal sebepleri dendiğinde işin içine birçok bilimsel ve sosyolojik araştırma, tanı-tedavi yöntemi, davranışsal tıp, süreç içerisinde oluşabilecek çeşitli olumsuz hayat şartları ile beraber toplumsal birer değişken olan stres, yoksulluk, düşük sosyoekonomik konum, sağlıksız yaşam tarzı gibi sebepler giriyor. Cockerham kitabın amacı için, toplumun sağlık üzerindeki etkisini gösteren kanıtları incelemektir diyor ve “Birçok hastalığın toplumsal etkenlerle bağlantılı olduğu aşikar” diyerek kitabın ana meselesini yavaş yavaş açmaya başlıyor. “Yani hastalığın bulaşıcı, genetik, metabolik, kötü huylu ya da dejeneratif olduğuna bakmaksızın toplumsal etkenler hastalığa maruz kalma derecesini, bağışıklık sisteminin zayıflamasını, hastalık sürecini ve sonucunu etkilemektedir. Buna kalp rahatsızlığı, Tip 2 diyabet, felç, akciğer ve rahim ağzı kanseri, HIV/AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, akciğer ve böbrek hastalıkları gibi birçok hastalık dahildir. İlk bakışta tamamen fizyolojikmiş gibi görünen romatizma bile bireyin sosyoekonomik konumuyla bağlantılıdır. Sosyoekonomik konumu kötü olan insanların bu rahatsızlıklara maruz kalma riski yüksek olanlardan daha fazladır. ”

Cockerham’ın bu açıklamaları sonrası kitabın ana tezi olan toplumsal faktörlerin insan sağlığını sadece etkilemekte kalmadığı, insanın sağlıklı ya da hasta olmasının birincil sebebi olduğu bilgisi netleşiyor. Fakat bu tez ile ilgili  hızlıca şu soru beliriveriyor: Peki, bu nasıl mümkün olabilir? Yani birçok hastalığın toplumsal etkenlerle bağlantısı var diye hastalıkların çıkış noktası için o toplumsal etkenleri geçerli sayabilir miyiz? Mesela hayat şartları, yaşam tarzı, strese neden olan şeyler, normlar, toplumsal değerler ve tutumlar gibi. Bu toplumsal faktörler tabii ki mikrop ve virüs gibi damarları tıkamıyor. Fakat laboratuvarda tecrit altında tutulan virüs ve kanser gibi hastalıklar da durup dururken insanı hasta yapmıyor deniyor. Hastalığa sebebiyet vermeleri için insan vücudunun onlara maruz kalması, böylelikle vücudun fizyolojik savunmasının zarar görmesi söz konusu. Sonuç olarak sağlıklı olmak ve hasta olmak ile ilgili varılan sonuç şu: Nedenselliği yalnızca biyolojik varlıklara atfetmek, hastalığa sebebiyet veren diğer nedenleri yok saymak demek olur ki, hastalık etkenlerinin en başında bireyi daha en başta etkileyen sebep olarak toplumsal tutumlar ve durumların tetikleyici unsurları söz konusu oluyor. Şimdi bu durum ile ilgili verilen iki somut örnek son derece çarpıcı: Koronavirüs ve sigara içmek.

Hastalıkların Sosyal Mesafeleri

Yirmi birinci yüzyılda sağlık sosyolojisi alanında yeni-yapısal perspektifte köklü bir algı değişikliği yaşandığı muhakkak. Sigaranın kapalı alanlarda içilmemesi hususunun başladığı günlerden beri sosyal mesafe konusuna aşinalığımız vardı elbet, fakat koronavirüs şimdiki zamana ve geleceğe yönelik olarak toplumsal hafızamızı sosyal yaşam ve mesafe konusunda kökten değiştirdi. Böylesine bir teknoloji ve iletişim çağında tüm dünyayı saran virüs toplumları tamamıyla hareketsiz bıraktı. Hastalığı yaratan sebeplerin sosyal mesafeleri de beraberinde getirdiğini birebir deneyimleyerek öğrendik ama bu durum modern toplumda hastalığın ve sağlığın sosyal sebeplerinin daha kapsamlı bir şekilde araştırılmasına ve anlaşılmasına duyulan ihtiyacın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Kitabın bölümlerini oluşturan sağlığın ve hastalığın kurumsallaşması, sağlığı içeren yaşam tarzları, sınıfsal etkenler, yaş, toplumsal cinsiyet, ırk ve etnik köken, sosyal sermaye gibi faktörlerin hepsi neredeyse toplumların hiyerarşik düzenleri gibi sosyal mesafe düzenlerini nasıl oluşturulduğu konusunda bizleri tüm detaylarıyla merak uyandırıcı. Mesela sosyal sermayenin anlatıldığı bölümde sağlık sistemi adına nasıl bir sermaye akışının olduğu ve toplumsal sağlığın bu sermaye akışının gücüyle ne derece ilintili olduğunu okuyorsunuz. Kitabın oluşturulan bölüm başlıkları konusunda dikkat çekici önemli bir özelliği ise her bölümün sonunda bölüm ile ilgili Eleştirel Düşünce Soruları çıkıyor karşımıza.

Toplumsal Cinsiyet bölümünün düşündürücü birkaç sorusunu buraya bırakıyorum.

  1. Kadınlar neden ortalama olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır? Bunda hangi toplumsal faktörlerin nedensel rolü bulunmaktadır?
  2. Ortalama yaşam süresinde görülen cinsiyet paradoksu nedir?
  3. Erkekler ve kadınların sigara içme alışkanlıkları arasındaki farklılıkları oluşturan şey, hâlâ toplumsal cinsiyet midir?   

Sonuç Olarak

Ayrıntı Yayınları İnceleme Dizisi’nden çıkan Sağlığın ve Hastalığın Toplumsal Nedenleri sağlık sosyolojisi başta olmak üzere sosyoloji alanında yapılmış birçok kurumsal araştırmaya ve yazılmış birçok makaleye atıfta bulunuyor. Sağlığı ve hastalıkları odağa taşıyan kitap toplumsal faktörleri arka plana atmaktansa öne çıkarıp özellikle de içinde bulunduğumuz yüzyılda insan sağlığına direkt etkisinin ne kadar önemli olduğu konusuna sosyolojik araştırmalar ve bilimsel verilerle açıklık kazandırıyor.

Kitabı İngilizceden çeviren Ercan Tugay Akı’nın kitabın dipnot bölümlerine ve kaynakçasına varana kadar çok titiz bir çeviri gerçekleştirmiş olması tıbbi terimlerle dolu böyle bir kitabı anlamamız adına büyük şans. Kendisine teşekkür ederim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oscar 2022: En Çok Dalda Aday Gösteril..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çetin Devran

10 Mart 2025

Gerçeklerden Kaçarken Kendimize Söyled..

Eğer hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, geçmişte yaptığınız hatalardan ders almak ve gerçekten daha bilinçli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bu kitap size çok şey katacak.Bazı kitaplar vardır, okuduğunuzda sizi rahatsız eder. Çünkü size, aslın..

Devamı..

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024