İda Dağı Homeros’un anlattığı çağda, yüksek dorukları bulutları delen, kayalarının arasından bin bir pınar fışkıran, yamaçlarında at, sığır ve koyun sürüleri otlayan yemyeşil bir dağmış.
Azra Erhat, Mavi Anadolu
İda Dağı (Kaz Dağı) bugün de doğal güzellikleri ile insanı büyüleyen, oksijen deposu, eteklerinde pek çok antik şehri barındıran önemli bir dağdır. Balıkesir ile Çanakkale arasında kalan bu dağ, Homeros’un İlyada adlı eseri ile iyice tanınmış ve mitolojik pek çok efsaneye şahitlik etmiştir. Tanrıların Olympos'tan İda'ya gelip sık sık konduğu, Zeus'un Troya Savaşı’nı buradan takip ettiği, Aphrodite ile Ankhises'in burada bir araya geldiği ve Roma’nın kurucusu Aeneas’ı var ettikleri rivayet edilir. İda Dağı'ndan akan Skamandros (Kara Menderes Nehri), Simois (Dümrek Çayı) ile birleşerek Troya Ovası’nı oluşturur. Atlas'ın kızı Elektra ve Zeus’un oğlu Dardanos bu ovada bugünkü Troya şehrini kurar.
İşte şanlı Troya'nın kuruluşu bu şekilde başlar, ancak Poseidon ve Apollon'un Troya'nın kuruluşuna hizmet etmesi özellikle Zeus’un hoşuna gitmemiştir. Daha kuruluşu itibariyle tanrıların gazabına uğrayacağı belli olan Troya, büyük bir savaş ile yıkılacaktır. Savaşın ilk tohumları ise Tanrıların Olympos’tan sonra tercih ettiği diğer dağ olan İda Dağı’nda atılacaktır.
Peter Paul Rubens, The Judgement of Paris, 1638, Museo Nacionel del Prado
Troya kralı Priamos'un oğlu Paris (Alexandros), Troya’nın sonunu getireceği kehaneti üzerine İda Dağı’na bırakılmış, ancak bu kehanetin gerçekleşmesine engel olamamıştır. Kazdağı'nın çobanı Paris, tıpkı Romus ve Romulus'un dişi bir kurt tarafından beslenmesi gibi, bir ayı tarafından beslenmiştir. Skamandros'un kızı Oinone adlı su perisi ile mutlu mesut yaşadığı dağda o meşhur olay başına gelmiştir. Thetis (deniz tanrıçası) ve Peleus'un Olympos’taki düğününe çağrılmayan Eris (Kavga), şölen masasına üzerinde En Güzeline yazan bir elma fırlatır ve olanlar olur. Zeus seçtiği üç güzel içinden (Hera, Athena, Aphrodite) birini seçmesi sorumluluğunu Paris'e bırakır. Bu olay Strabon'a göre ida Dağı’nın eteklerinde Antandros'da (Balıkesir,Edremit’e bağlı Altınoluk mahallesinin 2 km kuzeyi) geçer. Paris’in de böylelikle İda Dağı'ndaki huzur dolu hayatı son bulur. Aphrodite'in dünyanın en güzel kadınının aşkını teklif etmesi Paris’e cazip gelir. Kazanan Aphrodite olsa da buradaki seçim Troya’nın sonunu getirecektir.
Paris Kral Priamos’un oğlu olduğunu öğrenir, ama onlarla birlikte fazla vakit geçirmez. Kendine bir gemi yaptırarak Yunanistan’ın yolunu tutar. Kaderinde Homeros’un yüzüne bakan ölümsüz tanrıçalara benzetir onu dediği Spartalı Helene'i bulmak vardır. Tanrıça Aphrodite, Paris'e yardım ederek Sparta Kralı Menelaos'un karısı güzeller güzeli Helene'i kaçırmasına yardım eder. Helene zorla mı kaçırıldı, yoksa onun da Paris’te gönlü var mıydı bilinmez ama mitosa göre, Troya Savaşı bu yasak ilişki sonucunda başlamıştır.
Pompeo Baroni, Aeneas Fleeing from Troy, 1753
İda'da geçen bir diğer mitos ise Ganymedes’in kaçırılmasıdır. Troya kraliyet ailesinden olan yakışıklı Ganymedes'i İda Dağı'nda gören Zeus, kartal kılığına girerek onu Olympos’a kaçırır. Ganymedes bundan sonra tanrıların sakisi olarak yaşamına devam eder.
Hermes ve Aphrodite’in bir araya gelmesiyle Hermaphroditos adlarında bir oğulları olur. İki tanrı oğullarını 15 yaşına kadar İda Dağı'nda büyütürler. Çok toy bir genç olan Hermaphroditos, Karya'da (Muğla ve civarını içeren antik kent) bir nehir kenarında gezerken su perisi Salmakis delikanlıyı görür ve adeta vurulur. Delikanlı serin sulara daldığı an su perisi onun çevresini sarar ve bir daha bırakmaz. Tanrılara yakararak bu birlikteliğin devam etmesini ister. Tanrılar da su perisi ile Hermaphroditos'un bedenleri bir yapar. Bugün çift cinsiyet anlamına gelen hermafrodit buradan gelir.
Ankhises ve Aphrodite’in oğlu Aeneas kuşkusuz mitolojik açıdan çok önemli bir karakterdir. Troya düştükten sonra ailesini ve klanını yanına alarak ida Dağı'nı aşan ve Antandros’a gelen komutan Aeneas, burada bir filo kurar ve atalarının kentine yol alır. Aeneas destanı Avrupa kültürünün temellerini oluşturur ve bu kültürün başlangıcı Batı Anadolu topraklarında başlar.
Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikasnas Balıkçısı), 1890-1973. Mavi Anadolu gezilerinin öncü adı.
“Batı kültürünün temeli diye Avrupa'da, Amerika'da aradığımız değerlerin hepsi Anadolu'dan çıkmadır. Çanakkale'nin birkaç kilometresinde Troya yıkıntılarını herkese açarak, Homeros'un destanlarını okumanın çarelerini bulalım." diyen Azra Erhat kuşkusuz haklı bir durumu sitemle dile getirmektedir. Tüm bu inceleme boyunca sadece bir dağda bile kaç türden mitosa şahit olduğumuz düşünülürse ülkemizin diğer bölgeleri ile birlikte ne kadar önemli olduğu anlaşılır.
Bu sitemi dile getiren diğer isimler Mavi Anadolu akımının öncü isimleri Azra Erhat ile birlikte Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır (namı diğer Halikarnas Balıkçısı). Daha sonra Vedat Günyol, Cengiz Bektaş, Mina Urgan, Melih Cevdet Anday, Berna Moran, Şadi Çalık, Oğuz Akkan gibi isimler de akıma eklenir. Bu ekip Ege ve Akdeniz odaklı mavi tur gezileri yaparak bir nevi bölgeyi yeniden keşfe çıkarlar.
Sabahattin Eyuboğlu, dostlarıyla birlikte Mavi Yolculuk'ta.
Türk hümanizminin etkin bir kolunu oluşturan Mavi Anadolu akımındaki bu aydınlar, kendi topraklarımızdaki zenginliği görmemiz adına yaptıkları pek çok çeviri ve yayınladığı kitaplarla önemli bir yere sahiptir. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde yapılan arkeolojik kazılar Azra Erhat'ın dediği gibi bilimsel olmaktan öteye geçemez, bir kültür propagandası şarttır. Avrupa uygarlığının temeli olarak görülen Yunan uygarlığını ve diğer tarihsel öneme sahip uygarlıkların merkezinin Anadolu olduğunu vurgulayarak Anadolu Kültür Mozaiği kavramının yerleşmesini sağlayan Mavi Anadolu akımı olmuştur.
Mitoslar diyarı ülkemizde günümüzde de pek çok kazı çalışması yapılmaya devam etmektedir. Bu kazı çalışmaları sonucu kim bilir daha ne tür mitoslar, kültürel etkileşimler ortaya çıkacaktır. Bu yazıda İda Dağı’nın pek çok kültürün beşiği konumunda olduğuna değinilmiştir. Bu zenginlik ülkemizin her yanında görülebilmektedir. Bir kültürün pek çok koldan beslendiği düşünüldüğünde bu mirasa sahip çıkmak herkesin görevi olmalıdır. Çanakkale, Kirazlı Köyü tarafında bulunan İda Dağı’nın (Kaz Dağı) yakın bir zamanda Kirazlı Altın Madeni Projesi ile adeta katledilmesi büyük bir üzüntüye neden olmuştur. Pek çok ağacın kesilmesi ve bölgenin kazılmasını içeren projeye büyük tepkiler olması sevindiricidir. Fakat bir yandan da bu projenin engellenemez olduğunu düşünen oranın yerlileri vardır. Bu bölgenin sadece kültürel tarihinin değil, aynı zamanda doğal kaynaklarının da önemli olduğunun unutulmaması dileğiyle!
William Black Ricmond, Venus and Anchises, 1889-1890, Walker Art Gallery, Liverpool.
Kaynakça:
Burcu, Pelvanoğlu; Pek Kronolojik Olmayan Hayatımız: Türkiye'de Modernleşme ve Sanat, Corpus Yayınları,1. Baskı, Eylül 2017.
Azra, Erhat; Mavi Anadolu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3. Basım, Ocak 2020, İstanbul.
Antandros Antik Kenti Kazıları 2000-2015, Edremit Ticaret Odası Kültür Yayınları.






