Eleştirmen ve yazar Erdinç Akkoyunlu, 3 yılık sürenin ardından yeni romanı Boğaz’ın Kıyameti ile okurun karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 1979 yılında İstanbul’da geçen ve tüm dünyanın dikkat kesildiği bir felaketini merkezine alan roman yaz döneminde Everest Yayınları tarafından yayımlanacak.
Dünya klasikleri, modern yazarlar ve Türk edebiyatının hem çağdaş hem de kült metinlerine yönelik incelemeleri geniş kitleler tarafından beğeniyle okunan Edebiyat Eleştirmeni, Yazar ve Gazeteci Erdinç Akkoyunlu yeni romanı Boğaz’ın Kıyameti ile okurla buluşmaya hazırlanıyor. Psikolojik siyasal polisiye türündeki ilk romanı Babamın Cinayet Defteri 2021 yılında Notos Kitap tarafından yayımlanan Akkoyunlu, okur tarafından beğeniyle okunan metninde 1992 yılının İstanbul’unu anlatarak, Uğur Mumcu suikastına giden yolda bir gazeteci ailenin tanıklığına yer vermişti.
Erdinç Akkoyunlu yeni romanı Boğaz’ın Kıyameti adlı metninde yine okuru tarihsel bir yolculuğa çıkaracak. 12 Eylül 1980 Darbesi dönemine giden dönemde 1979 yılının Kasım ayında geçen yeni romanında Erdinç Akkoyunlu, Türkiye’deki bürokrasinin çürümesi ve siyasal çatışmaların atmosferinde aynı günlerde İstanbul Boğazı’nda yaşanan ve tüm dünyanın yakından izlediği büyük bir çevre felaketini anlatacak. Yeni romanda başrol yine ilk romanda olduğu İstanbul olacak.

Oggito: İlk romanınızı 2021 yılında Notos Kitap’tan yayınladınız. Vedat Türkali Roman Armağanı’nda da finalistler arasında yer aldınız ve okurlardan da olumlu tepkiler aldınız. Peki bu süre zarfında ikinci romanınızı mı yazdınız?
Erdinç Akkoyunlu: Aslında hayır. Yaz aylarında yayınlanacak ikinci romanım Boğaz’ın Kıyameti’ni 2018 tarihinde 9 ay boyunca çalışarak tamamladım. 2010 yılından 2018’e kadar hiç ara vermeden tarihsel bir roman yazdım. Adı: İstanbul Kahini. Suldan III Mehmet dönemindeki bir yargılamayı anlatıyor. Tarihçilik ve tarih yazıcılığı üzerinde bir metin. Modern ve iç içe geçen hikayelerle dolu bu romanı o kadar uzun süre çalıştım ki rahatlamak için epeydir aklımda olan ve 1980 darbesinin öncesini anlatan bu hikayeyi yazdım. Aslında ne zaman İstanbul Boğazı'da dolaşsam bu doğup büyüdüğüm şehirde, Boğaziçi Köprüsü'nün kulelerinin tepesinde, bu Boğaz denilen vadide bir kartalı hayal ediyordum. Sonunda en uygun hikaye ile onu anlatabileceğimi gördüm. Bu nedenle yazıldıktan 6 yıl sonra romanı okurla buluşmaya hazırlanıyorum. Bu kapsamda Mart 2023'ten beri bu zor ekonomik şartlarda romanı yayınlamak için plan yapan Everest Yayınları ailesine; Genel Yayın Yönetmeni sayın Saadet Özen'e ve değerli editörlerimize teşekkür ediyorum.
Oggito: Peki, Boğaz’ın Kıyameti nasıl bir metin olacak? Yine psikolojik siyasal polisiye türde bir metin mi yazdınız?
EA: Babamın Cinayet Defteri, 1980 Darbesi’nin 12 yıl sonrasındaki İstanbul’u anlatıyordu. Uğur Mumcu suikastına giden yolda Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri arasında geçiyordu. İçinde Kara Kitap’a metinlerarasılık vardı, Yaşar Kemal de roman karakteriydi. Boğaz’ın Kıyamet’i ise 12 Eylül darbesinin öncesini anlatıyor. Ve yine Türk ile dünya klasiklerine metinlerarasılık olacak. Ünlü metinlerden izleri, izlekleri romanda görebileceğiz. 1979 yılını okuyacağız. Uzun karaborsa kuyrukları, yoksulluk, ekonomik kriz, her köşe başında siyasal çatışmaların yarattığı kaos. Bu ortamda büyük bir çevre felaketi meydana geliyor. İstanbul Boğazı’nda İndependenta isimli petrol tankeri karıştığı kaza sonucu bir ay boyunca yanıyor ve bu esnada roman karakterimiz yaşlı, yoksul balıkçımız, terasına konan ve avlanmayı reddeden Kartal’ını beslemek için amansız bir mücadeleye girişiyor. O esnada da çürümüş sivil ve askeri bürokrasi ile İstanbullularla yolu kesişiyor. O dönemde yaşanan ve günümüzü şekillendiren her türlü hikayeye dokunacağımız bir metin olduğunu düşünüyorum Boğaz'ın Kıyameti'nin. Tabii son söz romanın sahibi olacak okurun. Onlar ne düşünecek, ne hissedecek çok merak ediyorum.

Oggito: Romanda kartal önemli bir yerde bulunacak diyebilir miyiz?
EA: Romanda çok yer edinecek Kartal. Fakat kendisi pek de İstanbul’a ait bir kuş türü değil. Hatta hiç değil. Martı, kumru, serçe, güvercin, karga, mevsimine göre leylek, sığırcık ve ördek de olabilir ama kartal bir İstanbul kuşu değil. Beşiktaşlı dostlar alınmasın. Fakat bizim kartal İstanbul’a yabancı olacak. Ve romanda en önemli bir yer bulacak.
Oggito: Son olarak romanın adı İstanbul Boğazı nedeniyle mi Boğaz’ın Kıyameti seçildi?
EA: Aslında buna tevriye denebilir mi bilmiyorum ama bir söz oyunu yaptım diyebilirim. Hem İstanbul’u anlattığım için İstanbul Boğaz’ı hem de açlığı, yoksulluğu anlattığım için insan boğazı anlamını taşıyacak.


.jpg)



