Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

25 Ağustos 2023

Roman

Bir suç romanı ve ahlak felsefesi metni: Derin Merhamet

Ezgi Nur Şahin

Paylaş

0

0


Bir suç romanı ve ahlak felsefesi metni: Derin Merhamet

2012’de yayımlanan ilk romanı Denizaltı Vadisi’nden beri bilim kurgu türünde oldukça başarılı eserler veren Selim Erdoğan’ın kaleme aldığı suç/gerilim romanı Derin Merhamet, İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Kimi zaman kötücül dürtülerle hareket eden kahramanlarla kurulu, insan psikolojisini oldukça nesnel bir biçimde pek çok bakış açısıyla ele alan bu roman, bir seri katili odağına alması yönünden de oldukça ilginç noktalara değinmekte. Selim Erdoğan’la Derin Merhamet ve romanın parmak bastığı meseleler üzerine konuştuk.

Ezgi Nur Şahin: Derin Merhamet, tür olarak daha önce yazdıklarınızdan farklı bir roman. Bu kadar uzun süre bilim kurgu türünde eserler vermiş olmanızın, Derin Merhamet gibi bir gerilim romanını yazarken size hangi açılardan getirisi oldu?

selim erdoğan derin merhametSelim Erdoğan: Geriye dönüp bakınca yazdığım bütün kitaplarda insan bilincinin doğasını, geçmişin gölgesini ya da ışığını taşıyan farklı kimliklerin aynı olaya getirdikleri dramatik derecelerde farklı tepkileri, izole ya da baskıcı ortamlarda insan kimlik ve davranışlarının nasıl değişebildiğini incelediğimi görüyorum. Bilimkurgusal ortam ve kavramları zaman zaman hikayeyi güçlendirmek için kullandığım doğrudur. Ama sözgelimi yapay bilinç ve insan bilinciyle ilgili tartışmalar içeren İkibinseksendört, ölüm korkusu ve klostrofobiyi eksenine aldığı ortamın özelliği nedeniyle Denizatı Vadisi, bugünün iklimsel, sosyal, etnolojik şartlarını ve eğilimlerini alıp İstanbul’un geleceğini projekte eden Kurbağa Adası ne kadar bilimkurgu sayılmalı emin değilim. Sabotaj-Anadolu’da Hazin Bir Komplo Öyküsü diğerlerinden farklıdır zira bir kara mizah kitabıdır. Derin Merhamet de salt bir polisiye, gerilim ya da psikolojik gerilim olarak değerlendirilmemeli kanımca. Bir seri katil ana karakterlerden biri. Seri katil profilini bir polisiye malzeme olarak kullanabilirsiniz. Ama insan bilincinin derinliklerinde olan bitenlerden bazılarının denetimsiz bir yansıdığı bir perde olarak da görebilirsiniz. Belki Freudyen id’in neye benzediğini ya da benzeyebileceğini gösteriyordur bize. Belki ahlakla, vicdanla, seçmekle, seçmemekle ilgili bir şeyler söylüyordur. Seri katile ya mesela nemfomanyağa iki türlü bakabilirsiniz. Seri katil canavardır ve canavar olduğu için öldürüyordur. Nemfomanyaksa seksten başka bir şey düşünmeyen bir hedonisttir. Ya da bu anomalileri normal insan doğasının bazı değişkenleri izole edilmiş hali olarak görebilirsiniz. Biraz ürkütücü ama insan doğasının vahşi birer parçası olarak görebilirsiniz. Onları arka plana alıp normali anlamaya çalışabilirsiniz. Çünkü belki normal bu arkaplanlarda beklediğimizden, bizim hoşumuza gidecek olandan farklı ve can sıkıcı görünür. 

ENŞ: Meriç, romanı okurken yavaş yavaş, çocukluğundan başlayıp yetişkinliğine kadar gelişimine tanık olduğumuz bir kahraman. Buna rağmen okur onunla empati kurmak istemiyor, hatta oldukça antipatik özellikleri olan itici biri Meriç. Hal böyleyken onu bir anti-kahraman olarak nitelemek doğru olur mu?

SE: Aslında düşünüyorum da sevilmesini istediğim bir karakter için bir seri katili seçmezdim. Ana karakterlerden birini tıpkı dediğiniz itici bir seri katil olarak seçmemin nedeni başka elbette. Empati kurulması, eylemlerinin anlaşılması ve anlayış gösterilmesi de değildi amacım. Zaten tekrar geriye dönüp baktığımda kitaplarım sevilesi karakterler bakımından zayıf. Ama gerçekçi karakterler bakımından zengin bence. Meriç gerçekçi bir karakter. Gerçekçi olduğu için bir canavar değil. Canavarca eylemleri gayet mekanik nedenlere dayanan bir anomali. Beyinde belki genetik bir sapmadan ötürü bir kaç nöron yanlış yerleri ateşlediği için yapıyor. Belki Freudyen super egosu bilinmeyen bir nedenden dolayı gelişmediği için yapıyor. Yani bir anlamda basit, mekanik bir nedeni var dediğim gibi. Diğer yandan mesela Linda’nın veya Meltem’in davranışlarının nedenine bakmak daha ilginç olabilir. Meltem’in, Linda’nın düşünce ve eylemleri de Meriç’inkiler yanında gölgede kalmamalı diye düşünüyorum.

selim erdoğan derin erhamet

ENŞ: Romanda, birkaç sayfada gelip geçen kahramanların dahi iç dünyasına dahil oluyor okur. Kahramanları, eylemlerini bir psikolojik arka plana dayandırarak derinleştirmekten, bu şekilde onları yaşayan insanlar kılmaktan keyif aldığınız aşikâr. Sizce gerilim, cinayet, bilim kurgu gibi olaya dayalı türler yapıları itibariyle bunu mu gerektiriyor? Arka planda hep bir neden, her davranışın bir kılıfı mı olmalı?

ENŞ: Derin Merhamet’i salt bir gerilim değil de ahlak felsefesi arka planıyla okumak ilginç olabilir. İnsanları söyledikleri ve eylemleriyle tanırız. Medeni insanların söylediklerinin çok sıkı bir sansür kurulundan geçtiğini çok düşünmeyiz. Medenileşme evet biraz da aklına her geleni söylememeyi, aklına her geleni yapmamayı öğrenmektir aslında. İçin kıskançlıktan kıvranırken gülümseyerek tebrik edebilmektir arkadaşının başarısını. Duygular ve düşünceler bazen insanı şaşırtacak kadar, kendinden utanmasına neden olacak kadar hızlı gelişebilir. Ama medeni zihin bunu süzer, törpüler, bazen tamamen değiştirir öyle sunar dünyaya. Kıskançlık belki en zehirli duygudur ama en tam da bu yüzden en zararsızıdır. İnsan o zehirli duyguyu kontrol etmeyi öğrenmiştir medenileşme sürecinde. İnsan beyninin eylemlerinden izole etmeyi başardığı ama yok etmeyi başaramadığı o duyguya bakmak bir anlatı türü olarak romanın yapabileceği bir şey. Sinema bunu tam anlamıyla yapamaz mesela. Derin Merhamet’te karakterlerin iç dünyasına girmek karakterleri gerçekçi kıldığı gibi insan doğası ve kötülüğün doğasına ilişkin de bir şeyler söylüyor diye düşünüyorum.

ENŞ: Bu tür romanları yeterince edebi” bulmayan okura ne söylerdiniz?

ENŞ: Mesela sadece katilin kim olduğunu bulmaya dayalı polisiyeler, sadece uzaylı ırklarla savaşlar içeren bilimkurgu kitaplarının yeterince edebi olmadığını söyleyen okur haklıdır. Ben de bulmam zaten.

ENŞ: Bu türe nasıl bir yenilik getirilebilir? Sizce böyle bir ihtiyaç var mı?

ENŞ: Kastettiğiniz polisiye, gerilim türüyse benim böyle bir iddiam yok. Bence sorunun adresi bu türlerin duayenleri olmalı. Derin Merhamet bu anlamda bir polisiye değil. Katilin kim olduğu en başından belli. Onu yakalamaya çalışan bir polis falan da yok kitapta. Bir seri katilin gerçekçi bir portresi var. Ama amaç elbette salt bir seri katilin nereden gelip nereye gittiğini anlatmak da olamaz. Ben biraz daha diğer karakterlere odaklanırdım. Meltem’e, okul zincirini nasıl kurduğuna, ilkelerine ve bu ilkelerin diğer insanlara davranışlarına nasıl yansıdığına, Linda’ya, üvey kardeşine ve Meltem’e bakışına odaklanırdım. İnsanın karanlık yüzü sadece Meriç’te ortaya çıkmamış olabilir.

ENŞ: Türkiye yazınında gerilim romanlarının gelişimi nasıl değerlendirilmeli? Siz Derin Merhamet”i nasıl konumlandırırsınız?

ENŞ: Türkiye’de gerilim romanları diye bir tür var mı, yazanlar bir zümre oluşturuyor mu bilmiyorum. Kitaplarımı türler içine dahil etmek bana hep zor geldi. Derin Merhamet karanlık bir suç romanı. Ama ondan daha ötesi bir ahlak felsefesi metni belki de.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ruhun Kuytusunda: Bir DeğiniErhan Sunar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Simran Kadim

3 Temmuz 2025

Hangi Kitapları Okumamalıyız?

Aradığınızı bulamamak, o eserin mevcut olmadığı anlamına gelmez.“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”– Oğuz AtayHer kitap, kendi sesiyle okuyucusunu çağırarak dikkat çekmeye çabalar. Gerek gerçek dünyada gerekse sanal âlemde, nerede bir kitap varsa sanki..

Devamı..

Erken Bir Mars Vizyonu

Matthew Shindell

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024