Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Haziran 2022

Kitap

Etnomüzikolojiye Giriş

Metin Yetkin

Paylaş

0

0


Etnomüzikoloji-Kültürler ve Müzikler kitabı, insanları her bakımdan ötekileştiren iktidar güdümlü bilimsel öğretilerin karşısında bu disiplinin önemli bir alan olduğunu göstermekte.

Etnomüzikoloji disiplinini geniş çapta ele alan Etnomüzikoloji-Kültürler ve Müzikler İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Ulaş Özdemir, Mehtap Demir ve Evrim Hikmet Öğüt’ün hazırladığı, hacimli bilimsel makalelerin yer aldığı çalışma bu dinamik disiplini kapsamlı bir literatürle inceleyen bir giriş kitabı niteliğinde.

2000’li yıllardan sonra dinamizmi hız kazanan etnomüzikoloji disiplinini kapsamlı bir literatürle incelemeyi amaçlayan Etnomüzikoloji-Kültürler Müzikler önsözde de yer aldığı üzere “Türkiye’de lisans düzeyinde resmi olarak etnomüzikoloji eğitimi veren iki kurum olan İstanbul Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde çalışan” öğretim üyelerinin akademik çalışmalarını barındırıyor. Bu çalışmalar etnomüzikoloji tarihi ve tarihyazımından popüler müziğe, etnomüzikolojik göç çalışmalarından etnomüzikolojilerde feminist tartışmalara kadar geniş bir yelpazede. Etnomüzikoloji 1950’li yıllara kadar karşılaştırmalı müzikoloji odağında yer alsa da İkinci Dünya Savaşı sonrasında ismine kavuşan ve yöntemsel ayrılıkların zamanla yok olmasıyla disipliner kimliğini kazanan bir bilim.

Bu bilimi önceleyen çalışmalar ise 19. yüzyıla kadar Batılı toplumların ilkel addettikleri Batı-dışı toplumların müziğini anlama çabası olarak ilerlemiştir. Ancak ulus-devletlerin inşa süreçlerinin başlamasıyla birlikte; yani hayali cemaatin, kolektif kimliğin kurgulanma sürecinde halk şarkıları önem kazanmış, araştırmacıların ilgisi de köylülere yönelmiştir. Fonografın ve cent sisteminin bulunmasıyla birlikte hız kazanan karşılaştırmalı müzikoloji çalışmaları müziğin kökenleri, müzikal evrim, dünyadaki müzik türlerinin ve eserlerinin dağılımını anlamak, müzik türlerinin analizi ve karşılaştırılması ile perde, aralıklar ve çalgılar gibi müzikal unsurların ölçümü ve sınıflandırılması olmak üzere beş konuyu irdelemiştir. Böylece 20. yüzyıl başındaki çalışmaların ağırlıklı olarak kompleks yapıda olduğu varsayılan Avrupa klasik müziğinin kökenlerine dair olduğu söylenebilir. 1950’li yıllarda Jaap Kunst’un müzikoloji ve antropoloji bilimlerinin iç içeliğini belirtmek üzere teklif ettiği “etno-müzikoloji” terimi Amerika Birleşik Devletlerinde hızlı bir şekilde benimsenmiş olup bu bilimin tanımı, yöntemleri ve amaçları da irdelenmeye başlanmıştır. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise Alan Merriam üçlü analitik modeli ortaya koymuştur: Sound, davranış ve kavramsallaştırma olmak üzere üç ayak üstüne bina edilen bu model kültürel olguları kendi bağlamları içerisinde anlamlandırmayı amaçlayarak etnomüzikolojinin disipliner temellerinden biri olmuştur.

1970-1990 yılları arasındaki süreç ise disiplinin olgunluk çağı olarak görülmektedir zira bu dönemde “Batı-dışı, ilkel, egzotik” ifadelerinin yerlerini “etnisite, dünya müzikleri, kültürel çeşitlilik” gibi kavramlar almıştır. Başka bir deyişle müzik, kültür olarak incelenmeye başlanmıştır. Artık etnik müzikler söz konusudur. Böylece 1980’li yıllarda müzikal yapı-toplumsal yapı ilişkisi kurulmuştur. Öte yandan, feminizm ve toplumsal cinsiyet etnomüzikolojiye yeni bir boyut kazandırmıştır. Artık geleneksel ve modernin karşısında melezlik ve çeşitlilik kavramları vardır. Başka türlü söylemek gerekirse etnomüzikoloji çok katmanlı ve disiplinler-arası bir yapıya kavuşmuştur. Temalar göçten küreselleşmeye, diasporadan toplumsal cinsiyete kadar genişlemiş olup azınlık toplulukları hakkındaki çalışmalar artmıştır. Yine buna paralel olarak müzik-iktidar ilişkisi de irdelenmiştir. Uzun zamandır sahada egemen olan Batı merkezli söylem, yerini post-kolonyal çalışmalara bırakmıştır. Artık ötekinin ötekini anlama çabası yerine ötekiyle ötekinin diyaloğu ön plana çıkmış olup etnomüzikolojinin araştırma alanı fiziki sınırlardan kurtulmuştur. Deniz aşırı seyahatler, şehirden kırsala gidişler bitmiş, araştırmacı kendi yaşadığı bölgeyle ilgilenmeye başlamıştır.

Böylelikle 2000’li yıllarda dijital araştırmalar da önem kazanır. Christopher Small, müziği bir şey olarak görme geleneğini kırarak müzikal anlam ağlarını ve müzikal süreçleri kapsayıcı bir fiil olan "musicking" kavramını literatüre katar. Kısaca, müzik yaratımını; müziğin, müziği icra edenlerin ve onu dinleyenlerin oluşturduğundan yola çıkarak bu yaratım sürecine odaklanmıştır. İlaveten soundscape (sessel çevre/ses manzarası) yeni bir araştırma alanı olarak kendini göstermiş, insan dışı varlıklar da etnomüzikolojinin konusu olmuştur. Bu doğrultuda, duyulan ve duyulamayan -ancak ölçülebilen- sesler de önem kazanır.

Etnomüzikolojinin kısaca böyle olan tarihsel gelişimi ve bu gelişimde yer alan kilit unsurlar kitapta hacimli makalelerle ele alınmakta. Performans, dans, notasyon, ses ve ses alanı gibi kavramlara dair yazıların yanında göç, cinsiyet çalışmaları ve feminist tartışmalar da irdeleniyor. Öte yandan Türkiye’de etnomüzikolojinin, Osmanlı’dan bugüne hangi aşamalardan geçerek olgunlaştığı da açıklanmış. Nitekim müzikoloji ve etnomüzikoloji Batı ve Türk müziği ile halk müziği ve Osmanlı/Türk musikisi kamplaşmaları ekseninde geç Osmanlı döneminden itibaren ideolojik düzlemde şekillenmiştir. Bu bağlamda etnomüzikoloji musiki folkloru ve müzikoloji arasında konumlanmaktadır. Günümüzde ise konservatuvar yapılanması içerisinde etnomüzikolojinin durumu önemli bir mesele olarak nitelenirken Türkiye’de etnomüzikolojinin sorunlarının müzikolojinin sorunlarıyla doğrudan ilişkili olduğu da vurgulanır. Kurumsallaşma, alan çalışmalarına teşvik, iş kolları, kaynak erişimi gibi birçok sorunun yanında etnomüzikolojinin akademi ve sivil toplum alanlarında varoluş mücadelesi veren bir disiplin olduğunu açıklanır.   

Yapı itibariyle fikirsel planı bölünemez olan hacimli akademik makalelerin her birinden hareketle çalışmanın tamamı hakkında bütüncül bir yorum yapmak zor olsa da şunu söylemek mümkün: Etnomüzikoloji-Kültürler ve Müzikler kitabı, insanları her bakımdan ötekileştiren iktidar güdümlü bilimsel öğretilerin karşısında bu disiplinin önemli bir alan olduğunu göstermekte. Tek sesten değil çok sesten yana evirilen dünya tahayyülümüz içerisinde bugün tarih biliminde Rankeci tarihyazımı yerine post-kolonyal çalışmalardan, feminist tarihyazımından; antropoloji biliminde ulus-devlete geçiş sürecinde ırkçılığı olumlayan fiziki antropoloji yerine çeşitliliğe odaklanan kültürel antropolojiden bahsedebiliyorsak etnomüzikolojiden de [daha fazla] bahsediyor olmamız gerekli. Dolayısıyla, küresel anlamda meşruiyetini kazanan bu disiplinin aynı doğrultuda Türkiye’de de disipliner kimliğine tam anlamıyla kavuşması gerektiğinin altını çizmeli.  

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yeniden Doğmak İçin Önce Yok Olmak mı ..Deniz Moralıgil
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

29 Ağustos 2025

Çevirinin Konukseverliği Üzerine Bir O..

Yazar için çeviri, insanlığı birleştirir. Çeviri, yazar için bir misafir ağırlama biçimidir, kelimenin yabancılığını silmeden ona ev açmaktır.“Şiddet içeren çevirinin çaresi yine çeviridir, çünkü kavimler ve kabilelere dağılmanın çaresi de insanlıktır..

Devamı..

Tanrı’nın Yalnız Çocukları, Yalnızca B..

Besim Can Zırh

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024