Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Eylül 2020

Hayat

Elimizde Kalan

Didem Erdiman

Paylaş

1

0


Geçmişe dair çok az şey bilen temiz beyinler artık yenidünya düzeninin yeni oluşumuyla beslenecek.

Mart ayında çıkan Pandemi süreci ve sonrası insanlık belki de eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçiyor. Tüm bildiklerimiz birer birer değişiyor değiştirilmek isteniyor. Değişime ne kadar hazırız?

Uzun yıllardan beri toplum yapısını oluşturan belli bir sistemin içinde yaşıyoruz. Geleceğe dair planlarımızı, az çok bizi nelerin beklediğini tahmin edebildiğimiz dönemlerden geçtik. İnsanoğlu hayatta kalma mücadelesi verirken toprakla uğraşıp ürettiği, bilgiye ulaşmak için okuduğu, araştırdığı, temiz su bulduğu ve sağlıklı beslendiği yıllarda ahlaki değerlere önem verilen, gelenek ve görenek çerçevesinde gelecek planları yapılan bir toplum olgusunun içinde yaşadı. Ancak çocuklarımızı gelecekte nelerin beklediğine dair çok az fikrimiz var. Teknolojik gelişmelerin hızla yaşandığı, insan gücünün yerini robotların aldığı, düşünen, hesaplayan insan beyninin neredeyse her işi bilgisayarlara bıraktığı şu günlerde dünya nereye evriliyor? İnsan nasıl bir değişim içine giriyor?

Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Tek tuşla istediğimiz her şeyi öğrenmemiz an meselesi. Okulların açılıp açılmama kararının tartışıldığı günümüzde eğitim sistemi de bildiklerimizden farklı bir yöne gidiyor. Taze beyinler uzaktan eğitime, bireyselleştirilmeye, yalnızlaştırılmaya çalışıyor. Çoğumuz salgın hastalık süreci boyunca evden çıkmadan çalışmaya, bilgisayardan banka işlemlerimizi halletmeye, alışverişimizi tek tuşla yapmaya, bilmediklerimizi akıllı telefona sormaya iyiden iyiye alıştırıldık. Pandemi bittiğinde çocuklar ve gençler yeni düzene uyum sağlamış, benimsemiş olacaklar. Geçmişe dair çok az şey bilen temiz beyinler artık yenidünya düzeninin yeni oluşumuyla beslenecek.

Peki ya meslekler neler olacak? Üniversite sınavına hazırlanan evlat sahibi bir anne olarak sorguladığım konulardan biri de bu. Ancak tüm bu değişimler ışığında öyle zannediyorum ki yaratıcılık gerektiren mesleklere yönelmek daha kıymetli olacak gibi görünüyor. Düşünmenin, iletişimin ön planda olması, iletişim becerilerinin artması, eleştirel düşüncenin geliştirilmesi ve hatta bu sürece uyum sağlamakta zorlanan insan bedenine ve ruhuna, akıl sağlığına daha çok önem verecek mesleklerin seçilmesi bunların başında gibi duruyor.

Karşımızda bizi bekleyenlerin neler olduğuna dair çok az şey biliyoruz. Ancak tüm bu değişimlerin dünya genelinde gerginlik yaratacağı da muhakkak. Sıkıntıların birçok ülkede yaşandığı, gelişmiş toplum diye bildiğimiz ülkelerin aslında patlamaya hazır birer volkan olduğunu şaşkınlıkla izliyoruz. Bize uzaktan rüya gibi görünen ülkeler aslında bir kâbustan ibaret olabiliyor.

Unutturulan değerler, kaybedilmeye yüz tutmuş erdemle beraber, insanın aç gözlülüğü, elindekilere sahip çıkmaması ve olanı yok edişi gün be gün çemberi de daraltıyor. Elimizdekiler yitip gittikçe yeni yaşam alanları, gezegen arayışları da artmaya başlıyor. Var olanı korumak yerine kaçıp kurtulmaya çalışmak ne kadar bencilce bir düşünce.

Tüm bunlar olup biterken bir taraftan da kendimizi keşfetmekle meşgulüz. Sosyal medya aracılığıyla doğru yanlış birçok bilgi yağmuruna tutuluyoruz. Bugün bildiğimiz yarın yanlış olabiliyor. Bu durumda neye güvenmeliyiz? Arayış içinde olan insan, bedenini ve duygularını nasıl kontrol edebilir? Bildiğimizden uzaklaşırken yeni bilinmezlere doğru yol alışımızın bedelleri yeryüzünde neleri değiştirecek? Birçok sorunun cevapsız kaldığı şu günlerde kanımca esas olan yaşam amacımızı bulmak ve varlığımızı korumak. İnsan bir öğreti okulunda her dönem kendini aramaya devam ediyor. Ben kimim, burada ne işim var, amacım ne sorusuna verilecek cevaplar karşısında bir de kendi egosuyla baş etmek zorunda kalıyor.

Kadim bilgiler ışığındaki tüm öğretilerin yerini algoritmalara bırakmaya başlayacağımız bir süreçteyiz. Algoritmalar her şeyimizi izliyor. Nereye gidiyoruz, kiminle konuşuyoruz, nerelere para harcıyoruz? Cep telefonumuz yanımızdayken konuştuğumuz konular dâhilinde karşımıza çıkan reklamlardan bunu anlamak pek de zor olmasa gerek. Sesimiz de kayıt altında. Peki ya sonra? Büyük Birader ekrandan tüm dünyaya biz evlerimizde evrilirken seslenecek olabilir mi?

İnançlarımız doğrultusunda bize anlatılanlarla beslenen toplum bilinci tarihi de şekillendirdi. Göçler, hayatta kalma mücadelesi, yerleşik düzene geçiş, toprak sahip olma, sınırların önemi derken sanayileşmeyle başlayan değişim zamanla hammaddeyi tüketti. Kapitalist sistem tüketime zorladıkça, yeryüzü çoğalan nüfusun ihtiyaçlarına yetişemez oldu. Peşi sıra çıkan orman yangınları, eriyen buzullar, değişen iklim, soyu tükenen canlılar, genetiği değiştirilen tohumlar, yitirilen ahlaki değerler, kaybedilen sağlık derken zor günlerden geçiyoruz. Tüm bu olan bitenler sömürgeci toplumlar yüzünden yerleşik toplumların da yer değiştirmesine sebep oluyor. İnsanoğlu oyun kurup, oyun bozuyor. Doğal sürecin yerini hızlandırılmış kıyamet projeleri alıyor.

Bu arada insan olmanın ayrı mesuliyetleri de var. Zaman içinde daha da karmaşıklaşan kim olduğumuza dair arayışlar bitmedi, bitmeyecek. Bizim yerimize bir algoritmanın karar vermesini ve Büyük Birader’in bizi prangalayıp yönetmesini istemiyorsak uyanık olmalı, gerçekten kim olduğumuzu ve yaşam amacımızın ne olduğunu anlamanın bir yolunu bulmalıyız. Ben merkezcilikten biz olmaya, yaşadığımız her canlıya sahip çıkmaya, egomuzu susturmaya ihtiyacımız var. Teknoloji esaretimiz değil, özgürlüğümüz olmalı.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir ‘Tasavvuf’ Yolculuğu...Uğur Vardan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Mart 2026

Başkentten Akdeniz’in Mavisine: Ankara..

Ankara, gri bir palto gibi insanı sarmalayıp korusa da her zaman biraz mesafeli bir şehir olmuştur. Memuriyetin ciddiyeti, Kızılay’ın kalabalığı ve bozkırın o bitmek bilmeyen vakur duruşu şehrin çehresini büyük oranda açıklıyor. A..

Devamı..

Bodrum'da Tatil Yaparken Bilmen Gereke..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024