Gökçe Bilgin • Sana Yazdım!
10 Mart 2018 Öykü

Gökçe Bilgin • Sana Yazdım!


Twitter'da Paylaş
0

Pastırma sıcakları denen günler yaşanıyor. Aylardan şubat. Bodur boylu, üç beş dallı kayısı ağacı, çiçeğe kesmiş. Bunu görünce içimi hem bir sıcaklık hem de korku kapladı. Daha kışın en çetin günleri duruyor. Soğuklar vuracak. Ne yapsam ki! Ben böyle söylenirken arkamdan gelmiş olan oğlum, henüz beş yaşında. Bir sevinç bir sevinç, "Artık denize girebiliriz demi anne?" "Artık denize girebiliriz demi anne?" Üstümüzde hırkalar, ayağımızda kalın çoraplar... Gülüyorum ama ne gülmek, gözlerimden yaşlar akıyor. Bir kayısıya bakıyorum bir oğluma, sarıldım. Oğlum hâlâ tekrarlıyor. "Artık denize girebiliriz demi anne?" "Evet oğlum artık denize girebiliriz." Şubat 28. Takvimler 8 martı gösteriyor. Kendinden başlamak, bu bir adım olabilir mi? Eski bahçedeki yalancı bahara aldanıp çiçek açmış olan kayısıya da selam olsun. Nitekim bütün soğuklardan kurtulmayı başarıp meyve de vermişti. Cinsiyetinden dolayı mücadele etme durumu, nerden bakılırsa bakılsın, şubatta çiçeklenmiş olan kayısının durumundan farksız değildir. Başlıyorum efendim! Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Doğam gereği sahip olduklarımın üstü çizilmiş ya! Bilmem hangi tarihte, kim istemiş? Elimdeki silgiyle başlıyorum silmeye. Başlıyor muyum? Silgiyi bulmam lazım! Dahası var çizilmiş olduğumu fark etmem. Bahçe dolusu ağaçlar,  içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Ölçülerimi yazıyorlar nasıl olması gerektiğini, yürüyüşümü, yüzüme yayılacak gülücüğün miktarını, nasıl seveceğimi... Şaşkınım! Kızgınım! Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Ayağım takıldı düştüm koridora, boylu boyunca. Evdeyim. İçerde. Ben içerde durmalıyım. Perdenin arkası benim. Perdenin önünde ne var? Sorma! Bahçe dolusu ağaçlar,  içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Saklandım. Kanepenin arkasına , sıranın altına, yatağın içine, sessizliğe, onun gözlerine... O, beraberiz! Parmağımda izi, görmeniz için sarı. Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Her şey değişiyor, mesela çiçeğin boyu, sokaktaki binaların sayısı, televizyonda konuşanların adları. Ben... Ben de değişiyorum, söyleyebilir miyim? Sevdiğimi bunu. Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Kapıya çıkıyorum, ayaklarım istiyor. Bir, iki, üç... Beş, on, yirmi... Sonra, Sonrası başka bir sokak. korkuyorum! Biliyorum kızacaklar, söylediler. Küçüktüm daha çok küçüktüm, söylediler. Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Konuşuyorum! Küçük, küçücük harfler... Akşam kızılı sokaklar,  yürüyünce güzelleşen... Sesimin birikmesi kulakta, alıştım. Alıştılar! Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Ölçüsü hikâyenin, Ne tehlikeli ne de tuhaf aslında. Fark edince varlığını, epey bir uğraştan sonra. Önce kendine sonra herkese, Ne var bunda? Kalabalık sesler, uğultular, bunca eziyet... Ne var bunda? Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın ölçüde çekici ve tehlikeli. Hem kendime hem sana hatırlatmak için, Sabahtan beri, Neler anlattım neler, Farkettiğinde kendini, söylemekten korkmayacaksın! Uğraşmadan sahip olman gerekirdi, biliyorum! Aşkta öpmenin, sokakta yürümenin yazgısı olmaz. Bahçe dolusu ağaçlar, içlerinden ayrılacaksın, ayrıldığın  ölçüde çekici ve tehlikeli. Bahardan önce bir ağaç, çiçeklenmiş, Diyorlar ki meyvesi olmaz bu ağacın, Diyorlar ki hikmeti yok bu sözün, Desinler. Beni otuzunda uyandıran rüzgâr, senin doğumuna çiçeklerle gelsin.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR