Bir bilgiyi mevcut başka bir bilgiyle ilişkilendirerek derinlemesine işlemek, hatırlamayı kolaylaştıran anahtarlardan biridir.
İnsan hafızasının iyi ya da kötü olduğunu düşünmek gibi bir eğilimimiz var. Ama öyle durumlarla karşılaşırsınız ki, yeni bir dili çok kısa sürede öğrenen biri etrafındaki insanların isimlerini ya da yüzlerini hatırlayamayabilir. Ya da geçmişte olan biten ne varsa bütün detaylarıyla hatırlayan ama telefon numaralarını ezberlemekte zorluk çeken bir arkadaşınız olabilir.
Birbiriyle çelişkiliymiş gibi görünen bu durumlara sebep olan şey anılarımızın karmaşıklığı. Çünkü anılar, neyi nasıl öğrendiğimize göre değişen bir dizi nörobiyolojik yapının desteklediği farklı farklı sistemlerden oluşur.
Örneğin yeni bir dil öğrenirken devreye giren mekanizmalarla bilimsel bir makaleyi anlamaya çalışırken devreye giren mekanizmalar birbirinden farklıdır. Ve bu durum, eğitim süreci bakımından genelleme yapmayı zorlaştırır. Dolayısıyla eğitim hayatı süresince hangi bellek stratejisinin hangi hafıza türünde daha etkili olduğunu fark edemeyebiliriz.
Bu yazı kapsamında ele alacağımız hafıza türüyse bildirimsel hafıza: geçmişte yaşanan gerçek olaylar, tarihler, isimler, olgular ve kavramlar gibi bilinçli zihnimizle eriştiğimiz açık bilgi kümeleri.

Bellek stratejileri ve mnemotekni
Çok kısa süre içinde çok büyük miktarda bilgiyi hatırlayabilen bellek uzmanlarıyla yapılan çalışmalar, genetiğin verileri geri çağırmada nasıl bir rolü olduğunu ortaya koymuş ama bunun yanı sıra, belli hafıza stratejilerini istikrarlı bir biçimde uzun süre uygulayan insanların olağanüstü bir anımsama becerisi geliştirebildiğini göstermiştir.
En sık kullanılan teknik, zihinsel imgelerin ve sözel stratejilerin oluşturulmasına dayanan mnemoteknidir ve genelde çok fazla pratik gerektirir.
Görselleştirme, hatırlanacak olan öğenin belli bir yerle ilişkilendirilmesinden oluşur. Diyelim ki, elinizde ezberlemeniz gereken bir liste var. Her gün işe giderken kullandığınız yolu zihninizde canlandırın ve listedeki her bir öğeye yol üstünde farklı bir yere bıraktığınızı düşünün. Listeyi bir bütün olarak hatırlamak istediğinizde artık yapmanız gereken tek şey zihninizdeki rotayı takip etmek.
Özellikle yarışmalarda karşılaştığımız bellek uzmanları bu yönteme çok sık başvurur. Bu kişilerin nörogörüntüleme verileri, bir şeyleri ezberlerken beyinlerinin mekânsal ortamı işlemekle sorumlu bölgesinin daha aktif olduğunu ortaya koymuştur.
Mnemotekni stratejilerinin etkililiği üç temel ilkeye dayanır:
- Neyi öğrenmek istiyorsanız o şeyi mutlaka bildiğiniz bir şeylerle ilişkilendirin.
- Bilgiye hızlı bir biçimde ulaşmanın en kolay yolu, bilginin kendisiyle birlikte ona ulaşma yolunu da hatırlamaktır.
- Mükemmele erişmek için sürekli pratik yapmanız gerek. Net ve akıcı bir hafızaya sahip olmak istiyorsanız ilk iki maddede aktarılan süreçlerde uzmanlaşmanız gerek.
Bu konuda kendini yeterince eğiten biri pi sayısının 67.890 basamağını hatırlayabilir. Ve aynı yöntem pekâlâ okullarda öğrenme kapasitesini artırmak için kullanılabilir. Öte yandan uzama ya da söze dayalı tekniklerin de görselleştirme gibi son derece etkili olduğu kanıtlansa da bunların günlük yaşamdaki fiili kullanımı oldukça sınırlıdır. Bu da demektir ki, okullarda gezegenleri ya da elementleri öğrenmek için iyi birer araçtırlar ama daha karmaşık materyaller söz konusu olduğunda pek işe yaramazlar.

Anıların ve bilgi ağlarının kodlanması
Okul eğitimi açısından karşımıza çıkan bu sınırlamalar sebebiyle farklı stratejilere bakmakta fayda var. Bunu yaparken hatırlama sürecindeki unsurlara odaklanacak ve bellek stratejilerindekilerle aynı ilkeleri uygulayacağız.
Anılar şu sırayla oluşur: bilgiyi algılanır, kategorize edilir ve beyinde kodlanır. Yeni bir şey öğreneceğimiz zaman asıl önemli olan öğrenme niyeti ya da öğrenmeye duyulan arzu değil, o bilgiyle ne yaptığımızdır.
Bir bilgiyi mevcut başka bir bilgiyle ilişkilendirerek derinlemesine işlemek, hatırlamayı kolaylaştıran anahtarlardan biridir – bilgiyi, hâlihazırda bildiğimiz şeylerle ilişkilendirmek, o bilgiyi aklımızda kalana kadar papağan misali tekrarlamaktan çok daha etkilidir. O yüzden yeni bilgileri entegre edip belli bir kapsam içinde düzenleyebileceğimiz zengin bilgi ağlarına ihtiyaç duyarız. Örneğin Amerika’daki ilk başkanlık seçiminin ne zaman yapıldığını anımsamak için oradaki tarih bilgisini, Fransız Devrimi’yle ilgili zaten bildiğimiz başka bir şeyle ilişkilendirebiliriz. Araştırmacılar buna anlamsal kodlama adını verir.
Bir anıyı ya da bilgiyi geri çağırma süreci, onu kodlamak kadar önemlidir çünkü çoğunlukla bir şeyleri bilir ama bir türlü ona erişemeyiz – tıpkı birinin isminin dilimizin ucuna kadar gelmesi ama bir türlü hatırlanamaması gibi. Bu da bilginin kendisine ek olarak, ona erişim sağlayan anahtarları saklamamızın önemini ortaya koyar. Daha verimli ve etkili bir hatırlama için olmazsa olmaz bir diğer husussa sürekli alıştırma yapmaktır.
Kendi hafızanızı tanımak
Okullarda bir şeyleri etkili bir biçimde öğretmenin yolu, bilgiyi ezberletmek değil, öğrencilerin kendi hafızlarını tanımasını sağlamaktır. Nitekim genel kural bize der ki, bir öğrenci ne kadar çok bilgiye sahip olursa ve etkili öğrenme, anımsama stratejilerini ne kadar uzun süre uygularsa yeni edindiği bilgileri içselleştirip kalıcı hale getirmesi o kadar kolay olur.
Fakat burada bir diğer önemli nokta da öğrencilere hangi içerik için hangi stratejinin daha etkili olduğunu öğretmek ve bunların esnek bir biçimde uygulanabilmesi için onları pratiğe yöneltmektir.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






